8. yüzyılın ortalarına doğru Göktürklerin yıkılmasıyla Orta Asya üzerinde Abbasilerle Çinliler arasında bir egemenlik mücadelesi başlamıştır. Orta Asya üzerindeki bu egemenlik mücadelesi 751’de Müslüman Araplarla Çinliler arasında savaşa dönüşmüştür.

Talas Savaşı’ndan, Karluk Türklerinin Müslüman Arapların yanında yer alması ile Çinliler, Türk-Arap dayanışmasına  karşı büyük bir yenilgi almıştır. Böylece Çinliler Orta Asya üzerindeki egemenlik mücadelesinden vazgeçmek zorunda kaldılar. Talas Savaşı’ndan sonra Türkler, İslam dinini yakından tanıma fırsatı buldular ve kitleler hâlinde Müslüman olmaya başladılar.

Büyük Selçuklular, Karahanlılar ve Çağatay döneminde verilen eserler İslamiyet’in etkisinde oluşturulmuş ilk eser-ler olarak kabul edilir. Türklerin Müslüman olduğunun kabul edildiği 10. yüzyılla, divan edebiyatının başlangıcı olarak kabul edilen 13. yüzyıl arasında İslamiyet’in etkisi altında verilmiş olan, bir anlamda geçiş dönemi ürünleri sayılan eserler yer almaktadır.

Türkler 10. yüzyıldan itibaren kitleler hâlinde İslamiyet’i kabul etmeye başlamış ve İslam kültürünün etkisiyle yavaş yavaş yeni bir edebiyat ortaya çıkmıştır. Kendine özgü nitelikleri ve kurallarıyla “Divan Edebiyatı” adını verdiğimiz dönemin oluşumu 13. yüzyılda başlar. Daha sonra bu edebiyat anlayışı 19. yüzyıla kadar etkin bir şekilde varlığını sürdürür. Diğer yandan, İslamiyet’ten önceki “Sözlü Edebiyat Dönemi”, İslam kültürünün etkisiyle içerisinde küçük değişimlere uğrayarak “Halk Edebiyatı” adıyla gelişimini sürdürmüştür. Yani, bir anlamda “Halk Edebiyatı’ dediğimiz edebiyat, İslamiyet’ten önceki edebiyatımızın İslam uygarlığı altındaki yeni şeklidir. Türklerin Müslüman olduğunu kabul ettiğimiz 10. yüzyıl ile divan edebiyatının başlangıcı olarak kabul edilen 13. yüzyıl arasında İslami-yet’in etkisi altında verilmiş olan, bir anlamda geçiş dönemi ürünleri dediğimiz ilk eserler yer almaktadır.

Türklerin islamı kabul etmesiyle eserlerde de İslam’ın etkisini görmekteyiz. İslam’ın etkisiyle Türklerde yaşayış dünya görüşü de değişmiş ve bunlarda eserlere yansımıştır.Eserler Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.İslamiyet’in etkisiyle Türk edebiyatında olmayan yeni nazım biçimleri de Türk edebiyatına girmiştir.Bu dönemde özellikle Karahanlılar Türk dilini korumuş ve gelişmesine katkıda bulunmuştur.

İslam kültürünün etkileri her alanda olduğu gibi, edebiyat sahasını da derinden etkilemiştir. Yeni bir kültür sahasına giren Türklerin dillerinde de önemli değişimler meydana gelmiştir. İşte girilen bu kültür sahası ve inanç sistemi doğrudan doğruya edebiyatı ve dili etkisi altına almıştır. Bu etki ilk dönemlerde kendini çok fazla hissettirmese de daha sonraki yüzyıllarda İslam dininin etkilerinin yanında Arap ve Fars kültürü ile dillerinin etkisi edebiyatımızı ve dilimizi büyük oranda etkilemiştir.

İslam kültürünün etkisiyle oluşan yeni edebiyat döneminin 11. ve 12. yüzyıllarında ortaya konulan eserler (Kutadgu Bilig, Divan ü Lugati’t-Türk, Atabetü’l-Hakayık, Dede Korkut Hikayeleri) İslami kültürün etkilerini taşımakla birlikte İslamiyet öncesi dönemin özelliklerini de barındırmaktadır. Bu dönem eserleri gerek dil gerek içerik bakımından bütünüyle İslami tesir altına girmemişlerdir. Ancak unutmamak gerekir ki Dede Korkut dışındaki bu eserlerin tümünde İslamiyet kendini iyiden iyiye hissettirmiştir. Divan ü Lügati’t-Türk’ü saymazsak Geçiş dönemindeki eserlerin temelinde Türklere İslamiyet’i ve bu dinin erdemlerini öğretmek amacı güdülmüştür.

Kendine özgü nitelik ve kurallarıyla Divan edebiyatı olarak adlandırdığımız edebiyat devrinin oluşumu 13. yüzyıla kadar gider. 13. yüzyılda Hoca Dehhani ile ilk eserlerini ortaya koyan bu edebiyat dönemi asırlar boyunca Osmanlı edebiyatının temeli olmuştur. Bu edebiyat dönemi 19. yüzyıla kadar varlığını etkin bir şekilde sürdürmüştür.

Divan edebiyatında hiç kuşkusuz İslamiyet’in etkileri bulunmak-tadır. Ancak İslamiyet’in etkilerinin dışında da Arapça ve Fars-çanın Türkçe üzerinde büyük etkileri söz konusudur. Bu dönem edebiyatçılarının Türkçe-Arapça-Farsça karışımı bir dil oluşturduklarını dahi söylememiz mümkündür. Oluşan bu yapma dile de Osmanlıca adı verilmiştir. Ağır ve süslü bir dili olan Divan edebiyatı eserlerinin temelinde sanat vardır.

Diğer yandan, İslamiyet’ten önceki sözlü edebiyat ürünlerinin özellikleri, İslam kültürünün etkisiyle içeriğinde küçük değişimlere uğrayarak Halk edebiyatı adıyla gelişimini sürdürür. Yani bir anlamda Halk edebiyatı dediğimiz edebiyat, İslamiyet’ten önceki edebiyatımızın İslamiyet’in etkisiyle yeniden biçimlenişidir.

İslamiyet Etkisindeki Türk Edebiyatının Özellikleri

*Bir topluluğu millet haline getiren ortak değerler dil, inanç, gelenek ve görenekler olarak sıralanabilir. Türklerin sosyal ve kültürel yaşamını en fazla etkileyen gelişme İslamiyet’in kabul edilmesidir.

*10. yüzyılda Türklerin büyük bir bölümü İslamiyet’i kabul etmiş ve 11. yüzyıldan itibaren İslamiyet etkisinde ürünler verilmeye başlanmıştır.

*İslamiyet Türkleri birbirine daha çok kenetlemiş, birlik ve beraberlik duygusunu daha da güçlendirmiştir.

*Türkler İslamiyetin kabulüyle beraber göçebe yaşam tarzını bırakarak yerleşik hayata geçmiştir.

*İslamiyet etkisindeki Türk edebiyatı, 19. yüzyılda edebiyatımızdaki Batı etkisinin başlamasına kadarki süreyi kapsar.

*İlk Türk-İslam devleti “Karahanlılar”dır. Karahanlılar, Arap alfabesini kullanmışlar ve Türkçe konuşmuşlardır.

*İslamiyet’in kabulüyle Arapça ve Farsça dilinin öğrenimi artmış, ilim ve din alanında Arapça, edebiyat alanında ise

*Farsça önemli bir yer kazanmıştır.

*Edebiyatımız, biçimde ve anlatımda Arap ve Fars edebiyatlarının etkisi altına girmiştir.

*Arapça ve Farsçadan alınan sözcüklerle yazı dili konuşma dilinden uzaklaşmıştır.

*Her alanda, eski ile yeninin sentezi oluşmuştur.

*Arap alfabesinin yanında Uygur alfabesi de bir müddet kullanılmıştır.

*Bu dönemde hece ölçüsünün kullanımı azalırken, aruz ölçüsünün kullanımı artmıştır.

*Nazım birimi beyittir; ancak dörtlük de varlığını sürdürmüştür.

*Tam ve zengin uyak sıkça kullanılmıştır.

*Bu dönemde meydana getirilmiş yapıtlar didaktiktir.

*Mesnevi ve gazel nazım biçimi ilk kez bu dönemde kullanılmıştır.

*Türklerin kitap biçimindeki bilinen ilk yapıtları bu dönemde kaleme alınmıştır.

*İslamiyet sonrası dönemde mensur yapıtlar, öğretici, yol gösterici ve aydınlatıcı bir özellik gösterir.

İslamiyet Etkisindeki Türk Edebiyatı Dönemleri
İslamiyet’in etkisiyle ortaya çıkan edebiyattır.Türklerin islamiyeti kabul etmesiyle eserlerde de İslam’ın etkisini gör-mekteyiz. İslam’ın etkisiyle Türklerde yaşayış dünya görüşü de değişmiş ve bunlarda eserlere yansımıştır.Eserler Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.İslamiyet’in etkisiyle Türk edebiyatında olmayan yeni nazım biçimleri de Türk edebi-yatına girmiştir.Bu dönemde özellikle Karahanlılar Türk dilini korumuş ve gelişmesine katkıda bulunmuştur. İslamiyet etkisindeki Türk edebiyatı üç koldan gelişim göstermiştir:
1.Geçiş Dönemi Türk Edebiyatı

Türkler, X. yüzyılda İslâmiyet’i kabul ettikten sonra Türk dili ve edebiyatında da değişiklikler görülür.
Devrin genel özellikleri:
* İslamiyet öncesi kültür ile İslamî kültür birlikte görülür.
* Eserlerde din kurallarını halka öğretme, halkı eğitme ve bilgilendirme amacı esas alınır.
* Bu dönem eserlerinde insanları hırs, kin, bencillik gibi özelliklerden uzaklaştırıp onlara doğruluk, sabır, cömertlik gibi davranışlar kazandırma çabası ön plana çıkmıştır.
* Eski ve yeni anlayışa uygun eserler birlikte görülür.
* Dilde Arapça ve Farsça sözcükler görülmeye başlar.
* Uygur alfabesi yanında Arap alfabesi de kullanılmaya başlar.
* Dörtlük nazım birimi yanında beyit de kullanılmaya başlar.
* Hece ölçüsü yanında aruz ölçüsü de kullanılmaya başlar.
* Bu dönem ürünlerini sanat metni ve öğretici metin olarak kesin çizgilerle ayırmak pek mümkün değildir. Çünkü bu metinlerde öğretici metin özellikleriyle sanat metni özellikleri çoğunlukla iç içe geçmiştir.

2.Halk Edebiyatı

Anonim Halk Edebiyatı
Din dışı konuları işleyen ve aşık denen saz şairleri tarafından oluşturulmuş bir edebiyattır. Türklerin İslamiyet kabul etmesiyle birlikte Halk şiirinde ozanın yerini aşık; kopuzun yerini saz almıştır. Aşıklar ellerinde sazı ile diyar diyar dolaşan ve irticâlen (hazırlıksız) şiir söyleyen sanatçılardır. Aşıkların bir kısmı okur – yazar değildir. Toplumsal sorunların yanı sıra bireysel konulara da şiirlerde yer verilmiştir.

Aşık Edebiyatı
Âşık edebiyatının kaynağı, İslamiyet’in kabulünden önceki Sözlü Edebiyat’tır. 15. yy’dan sonra gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Şiirini, aşk, doğa, kahramanlık gibi konularda, sazıyla birlikte söyleyen şairlere İslâm’dan önce “ozan”, “baksı”, “kam” “oyun” denilirken, İslâm’ın kabulünden sonra “âşık” ya da “saz şairi” denmiştir. Bu âşıkların oluşturduğu edebiyata da “âşık tarzı Türk edebiyatı” denir.Şairler, şiirlerinin son dörtlüğünde mahlas (takma ad) kullanmıştır.Aşıklar, yetiştikleri kaynaklara göre köylü, şehirli, yeniçeri, göçebe gibi gruplara ayrılır.

Âşık, bilgi, duygu ve becerisini yaptığı atışmalarda gösterir. Aşık şiiri diğer halk edebiyatı ürünleri gibi sözlü edebiyat ürünüdür. 15.yy’dan itibaren yazıya geçirilmeye başlanmıştır.İlk olarak okuma yazma bilen kişilerce derlenerek ‘cönk’ adı verilen defterlere yazılmıştır âşık şiirleri. Böylece şiirlerin zamanla unutulup kaybolması engellenmiştir. Aşıklık geleneği Anadolu coğrafyasında bugün de canlı olarak yaşatılmaktadır.

Âşık edebiyatı şiirden ibarettir. Bu şiir din dışı bir şiirdir; âşık da denilen şairlerin kopuz, bağlama, cura, tambura eşliğinde söyledikleri sözlü-besteli edebiyat türüdür.

Tekke-Tasavvuf Edebiyatı
Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet’in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet’in kökleşip yayılmasın-da büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır.

Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır.

3.Divan Edebiyatı
Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “Havas Edebiyatı”, “Yüksek Zümre Edebiyatı”, “Saray Edebiyatı” “Eski Türk Edebiyatı” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “Divan” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “Divan edebiyatı” adıyla ifade edilmektedir.

Divan edebiyatı, Arap ve Fars kültürünün etkisiyle ortaya çıkmış ve gelişme göstermiştir. Bu edebiyatın ilk ürünleri olan Kutadgu Bilig, Atabet’ül Hakayık gibi eserler daha Orta Asya’da iken (11. ve 12. yüzyılda) verilmiştir. Anadolu’ ya göçen Türkler Divan edebiyatını burada da sürdürmüşler, yeni eserler vermişlerdir.

Divan Şiirinin Dönemleri

1. Oluşum Dönemi: XIII. yüzyılın sonlarından XIV. yüzyıl sonlarına kadar devam eder.

2. Birinci Klâsik Dönem: XV. yüzyılın ilk yıllarından XVII. yüzyıl başlarına kadar devam eder.

3. İkinci Klâsik Dönem: XVII. yüzyıl başlarından XIX. yüz-yılın ikinci yarısına kadar devam eder. İran edebiyatındaki üslup farklılaşmasının etkisiyle özellikle şiirde yoğun olarak yeniden bu edebiyatın etkisi altına girdiği bir dönemdir.

 

* İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir