İnsan, doğa ile savaşmak ve cinsine karşı kendisini korumak için araç ve gereçler yapar. Buna teknoloji diyoruz. Teknolojiyi üreten insan, ürettiği araç ve gereçleri çok farklı kimi zaman da birbirine karşıt amaçlarla kullanır. Örneğin; ister ok ve yay, isterse otomatik tüfek olsun; silahı, kendini korumak ya da avlamak için olduğu gibi cinsini öldürmek ya da onu sömürmek için de kullanabilir.

1.Bu paragrafta yazar, aşağıdakilerden hangisine başvurmamıştır?

A) Tanımlama                            B) Karşıtlıklardan yararlanma                C) Örnekleme
D) Duyulardan yararlanma     E) Doğrudan anlatım

Adada günlük yaşamımızın en güzel zamanları akşam saatleriydi. Bütün aile, yemekten önce orta bahçedeki rahat koltuklara yerleşir, akşamın ak havasında tatlı bir sohbete dalardı. Çevredeki yasemin ve güllerin büyülü kokusuna, binlerce ateş böceği, o özel pırıltılarıyla katılırdı. Ateş böcekleri o kadar çoktu ki, insana, yıldızlar arasında yaşıyormuş hissini verirdi. Aradan otuz beş yıl geçmesine rağmen, hâlâ anımsarım o akşamları.

2.Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi  söylenemez?

A) Betimleme yapılmıştır.                                                 B) Geçmişe özlem dile getirilmiştir.
C) İzlenimlere beğeni duygusu katılmıştır.                   D) Örneklemelere yer verilmiştir.
E) İnsanlarla doğa iç içe verilmiştir.

 

Gün yıkılıp gitmiş, ikindi serini çökmüştü. Aşağılarda, acı suyun başında çamaşır tokaçlayan kadınların sesleri geliyordu. Çopur Cafer köyün davarını yokuştan aşırmış, tarlalara vurmuştu. Çerçi Rıfkı ile Tahsildar Niyazi muhtarın bahçesinde oturuyor; birbirlerini dinliyorlardı.

3.Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Öyküleme      B) Tartışma      C) Betimleme      D) Tanık gösterme        E) Örnekleme

 

 

İç sayfaların birinde siyah beyaz bir fotoğraf… Yüksek eski tarz bir koltukta, üstünde geniş yakalı, çizgili bir elbiseyle biraz aşağı kaymış bir kadın oturuyor. Başında bir şapka var. Kolları koltuğun dirseklerinden yana sarkıyor, Başı yana düşmüş, ayakları çıplak. Arkasında bir tablo uzak, Kuzey ormanlarının içinde küçük, sevimli tek başına bir ev.

4.Bu parçada aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmamıştır?

A) Görme duyusu ile ilgili ayrıntılardan               B) Nitelik bildiren sıfatlardan
C) Betimlemelerden                                                  D) Eksiltili cümlelerden
E) Açıklayıcı öykülemeden

 

 

Bir şiir kâğıda dökülmüşse artık bitmiş sayılır. Yahya Kemal bitmiş şiirlerini ezbere okurmuş. Orhan Veli’ nin de Oktay Rıfat’ ın da bitmiş şiirlerini hep ezber okuduklarına tanık olmuşumdur. Bir şiir belleğe kazınmışsa artık bitmiştir. Cahit Sıtkı, bellekten okuduğu gibi kâğıttan da okurdu. Kâğıttan okudukları bitmemiş sayılırdı, çok değiştirirdi. Ahmet Muhip uzun şiirlerini bile bellekten söyleri.

5.Bu parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangi-sine başvurulmuştur?

A) Tanık gösterme     B) Tanımlama     C) Örnekleme      D) Somutlama      E) Karşılaştırma

 

 

Gerçek bir aydın sağlam, yaratıcı bir düşüncenin ilklerine bağlanan, bütün davranışlarında ondan ayrılmayan; yerine çağına göre tutum değiştirmeyen kişidir. Bu ölçülere uyanlardır uygarlığın içinde bulunanlar. Dürüstlük gerektirir aydın olmak. Bağnaz bir düşüncenin, kanı donmuş bir düşüncenin esiri olmak yakışmaz böyle kimselere.

6.Parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tartışma     B) Öyküleme      C) Betimleme     D) Kanıtlama      E) Tanımlama

 

Dizilerde gösterilenin tam tersine Türk toplumu, ne kadar bozulmak istense de, bütün diğer doğu toplumarı gibi tarihsel üretim biçimlerinin getirdiği daha kamu-toplumcu bir değerler sistemini miras alır. Kırsal bölgelerimizde daha açık görülen misafirperverlik, bayram ziyaretleri, çok güçlü bir ikram kültürü ve “bendensin” anlayışı bizim gibi Asya ve Doğu toplumlarının belirgin toplumcu kültürel değerlerinin somut örnekleridir.

7.Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Tanımlama – ilişki kurma –Betimleme                  B) Açıklama – Karşılaştırma – Örnekleme
C) Betimleme – Örnekleme – Benzetme                     D) Öyküleme – Tartışma – Karşılaştırma
E) Tanık gösterme – Alıntılama – Açıklama

 

Üstleri ağır kokulu Mersin ağaçlarıyla kaplı tepeler geçildikten sonradır ki, kayalar birdenbire başlar. İnsan birden ürker. Kayalarla birlikte çam ağacıda başlar. Çamların birer billur pırıltısındaki sakızları buralarda toprağa sızar. İlk çamlar geçildikten sonra gene düzlüklere varılır. Bu düzlükler boz topraktır. Verimsiz kıraç…

8.Bu paragrafta kullanılan anlatım biçimi aşağıdaki-lerden hangisidir?

A) Örnekleme      B) Öyküleme      C) Tanımlama      D) Betimleme      E) Açıklama

 

Her yanı gıcırdayıp tangır tungur sallanan ve egzoz borusundan bir lokomotif gibi dumanlar çıkaran bu köhne, derme çatma taşıt, herhangi bir arızaya uğrayıp ikide bir yol ortasında kalıyor; bunun üzerine makinisti söyleniyor, homurdanıyor ve uzun süre bulunduğu noktada hırçın hırçın tepiniyor.

9.Bu parçanın anlatımında aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmıştır?

A) Benzetme     B) Betimleme      C) Tartışma      D) Açıklama        E) Öyküleme

 

Her şeyi iyi görmeye alışanlar, mutluluk kaynaklarının yerini pek iyi bulurlar. Bakınız Goethe ne diyor; “insan her gün ya güzel bir ses işitmeli, ya gönül açıcı bir ki-tap okumalı, yahut güzel bir şey seyretmeli.”

10.Yukarıdaki paragrafta düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?

A) Tanımlama      B) Örnekleme      C) Karşılaştırma      D) Benzetme    E) Tanık gösterme

 

Çocuklar yabancı özel adlarla, yabancı sözcüklerle benzetme ve iğretilemelerle dolu anlatımdan hoşlanmazlar. Ömer Seyfettin’ in Ant, Falaka gibi öykülerinin belli bir düzeydeki çocuklar arasında elli yılı aşkın bir süreden beri sevilerek okunmasının nedenlerinden biri bu dil özelliğidir.

11.Paragrafta düşünceyi geliştirme yollarından özellikle hangisinden yaralanılmıştır?

A) Tanımlama     B) Karşılaştırma    C) Sorulara bağlama     D) Kanıtlama     E) Örnekleme

 

Düşünce, insana doğuştan gelmiş gizli bir güç değildir, toplumdan gelmiş bir niteliktir. Toplum olmasaydı, düşüncede olmazdı. Söz gelimi, hiçbir hayvan düşü-nemez; çünkü toplum yaratığı değildir.

12.Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

A) Kanıtlamaya    B) Karşılaştırmaya   C) Örneklendirmeye     D) Tartışmaya    E) Betimlemeye

 

Sert, kıvrımlı, meşe dalları, ocakta çıtırtılarla tutuşmakta; et kokusuna karışan odun kokusu etrafa tatlı, çekici bir koku yaymaktadır. Yağmurun kızıl yapraklara ağır ağır döküldüğü bu güz günlerinde Anadolu’ da her evin avlusundan bu koku yayılır.

13.Paragrafta, aşağıdaki duyulardan hangisiyle algılanabilen ayrıntılara yer verilmemiştir?

A) Tatma     B) İşitme       C) Görme      D) Dokunma      E) Koklama

 

Gökyüzüne doğru bir ok gibi uzanan çamların arasından süzülen rüzgâr sanki tenimi okşuyordu. Yeni erimiş karın altından nevruz boynunu bükmüş oturuyordu. Menekşe sanki papatyaya küsmüş, ona sırtını dönmüştü. Papatya her zamanki gibi seviyor sevmiyor yapacak incecik parmakları bekler gibiydi.

14.Bu parçada aşağıdakilerin hanisinden yararlanılmıştır?

A) Tanık gösterme     B) Açıklama      B) Tartışma     C) Betimleme     C) Karşılaştırma

 

Ailemden iki yıldır ayrıyım. Anneannemin yanında kalıyorum. Onu biraz yoruyor olmalıyım ki beni hiç sevmiyor. “Sen olmasan ben evde oturmam. Gittiğim yerde kalırım. Her gün yemek pişirmek benim yaşımdaki insanın işi mi?”diye söylenip duruyor. En büyük zevkim kitap okumak. Bütün üzüntülerimi kitabı elime alınca unutuyorum. Gece yatağıma yatınca ağlamamak için çok sevdiğim dizeleri tekrarlıyorum. Bu sene Yunus Emre Divanı’ nı elimden bırakmadım. Onun duygularında yalnızlığı unutuyorum. Sevgisiz bir dünyada Yunus’ la beraber olmak ne güzel !…

15.Yukarıdaki parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Betimleme    B) Açıklama     C) Tartışma     D) Sanatsal öyküleme     E) Açıklayıcı öyküleme

 

Bilir misin köylerde akşam olunca
Çekilir el ayak ortalıktan.
Bir hüzünlü ay doğar karanlığa sapsarı.
Başlar bir ağıt gibi sulardan, kapılardan
Kurbağa feryatları, köpek ulumaları…

16.Yukarıdaki dizelerde aşağıdakilerden hangisi bulunmamaktadır?

A) Kişileştirme     B) Benzetme     C) İşitsel öğeler       D) Ad aktarması    E) Kanıtlama

 

Ağaçlar rüzgârın sert vuruşlarını uğuldayarak duyurdu. Rüzgârın soluğu kışın nefesini de donduruyordu. Yaylacıların, yazları şenlendirdiği, ıslık çaldığı, orman diplerinde balta taklattığı, kekliklerin, kuğuların, baykuşların, bülbüllerin ve daha bin bir çeşit kuşların seslerinin saltanat kurduğu yaylalarda kışın beyaz örtüsü çekilmiş, bayırlar, kuytular, dere dipleri, orman içleri şimdi sessizliğin sesini yaşamaya başlamıştı.

17.Bu paçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi kullanılmıştır?

A) Öyküleme    B) Betimleme     C) Açıklama     D) Örnekleme     E) Benzetme

 

Ela, mahsun gözlerini sevdim önce; sonra içten gülümsemesini, gülerken dudağının kenarında çıkan çizgisini, güçlü kişiliğini, birbirine kavuşmayan ince, narin parmaklarını, kumral saçlarını, çocuksu tavırlarını, cana yakınlığını, durgunluğunu.

18.Bu parçadaki betimlemede bulunmayan özellik, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ayrıntılara yer verme
B) İzlenimlerden yararlanma
C) Görsel öğelere yer verme
D) Kişiyi devinim içinde anlatma
E) İşitsel öğelere yer verme

Her yıl, biyolojik alanda yaşam taşıyan yarım milyon ton toprak, denizlere, göllere, baraj diplerine taşınıyor. İnsanın yüreğinin kazınmasıyla eş anlamlı bir kayıptır bu, biliyor musunuz? İnsanın derisinin yüzülmesidir, gözlerinin oyulması. Asit yağmurlarıyla bulanık sulara dönen sayısız ırmak, göl ve denizin ardından şimdi o bulanık sulara verimli topraklar karışıyor. İnsanın kendi cennetinden taşınıyor. İnsanın kendi cennetin-den, kendi cehennemi, ölmeden oluşsun diye… İnsan, oluşacak o kara çamurun içinde boğulsun diye… Biliyor musunuz?

19.Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) İnsana ait özellikler doğaya aktarılmıştır.
B) Bir doğa olayı, benzetmelerle somutlaştırılmıştır.
C) Nitelik bildiren sözcüklere yer verilmiştir.
D) Soru, devrik ve yüklemsiz cümlelerle anlatıma tartışma özelliği katılmıştır.
E) Karşıtlıktan yararlanılmıştır.

 

Kültürsüz insan, çevresinden, okuldan öğrendiklerine yeni şeyler katmayan, katmak gereğini duymayan insandır. Kültürlü insana gelince, onu da her şeyi bilen değil, her şeyi anlama yetisine ulaşan kişi olarak görüyorum. Her şeyi anlama yetisi ise bilgiyi, korunması gereken değişmez bir mülkiyet değil, yenilenmesi, gerçekleştirilmesi gereken bir şey olarak benimsemekle olur.

20.Bu paragrafta aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangilerine başvurulmuştur?

A) Tanımla – Karşılaştırma     B) Açıklama – Betimleme      C) Tanımlama – Öyküleme
D) Tartışma – Öyküleme         E) Betimleme – Tartışma

YANITLAR:

1. D 11. E
2. D 12. A
3. A 13. A
4. E 14. D
5. C 15. D
6. E 16. E
7. B 17. A
8. D 18. E
9. A 19. A
10. E 20. A

 

* Kimi sorularda içerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

ÖDEV TESTİ 10

Göçebeler aynı ülke sınırları içinde yerleşik bir düzene geçmemiş olan insanlardır. Yerleşiklerin, çeşitli sebeplerle bunların dönüp dolaşmasından rahatsız…
Devamı

Anlatım Biçimleri

İnsanlar gördüklerini, duyduklarını, düşündüklerini, tasarladıklarını başkalarına anlatma gereği duymuşlardır. Bu aktarmalarda insanın belli bir amacı vardır. Söyleyeceklerimizi amacımıza…