Bir roman yazarı için geniş halk yığınların arasına katılmak, ülkeyi bir başından öbürüne gezip tozmak, insanlarla içli dışlı olmak yeterli değildir. Bütün bunların dışında romancı derlediği gerekli hammaddeyi kendine özgü bir gerçekçilik anlayışıyla yeni baştan yoğurmasını; onu yeniden biçimlendirmesini de bilmelidir.

1.Bu parçada roman yazarıyla ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Gerçek yaşamı gözlemlerinden yola çıkarak kendine has bir yöntemle kurmacaya dönüştürebilmesi
B) Biçim ve içerik dengesini ustaca oluşturabilmesi
C) Toplumsal gerçekçi bir çizgi izlemesi
D) İyi bir gözlemci olması ve hayal dünyasının geniş olması
E) Çevresindeki insanlardan kopuk yaşamaması

 

(I) Sanatın yararı, çoğu kimsenin sandığı gibi doğru-dan doğruya sağlanabilecek nesnel bir yarar değildir. (II) Sun-maya yeltenirse sanat niteliğinden uzaklaşır. (III) Doğruluğun ve güzelliğin her türlü çirkinliğin yerine geçmesini sanat tek başına sağlayamaz kuşkusuz. (IV) Sanatın dışında başka güçleri ve etkinlikleri de gerektirir bu. (V) Ama sanat olmayınca da bu güzel umudu gerçekleştirecek duyarlıkta kafalar, yürekler de oluşmaz. .

2.Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Bir roman, bir şiir, bir öykü hiçbir zaman mutlu bir yaşamın hemen uygulamaya konacak reçetesini sunamaz.” cümlesi getirilirse parçanın anlam bütünlüğü bozulmaz?

A) I.          B) II.             C) III.            D) IV.              E) V.

 

 

(I) Yazar, romanlarında diline ve söylemine ayrı bir özen gösteriyor. (II) Sözcük seçiminde titiz davranıyor. (III) Romanlarının bazıları yakın çevre yaşantılarına ya da yaşanabilirliği mümkün kurmacalara dayanıyor. (IV) Cümleleri yapıları bakımından oldukça sağlam. (V) Bazı romanlarında betimlemeler şiir tadına ulaşıyor.

3.Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I.          B) II.             C) III.            D) IV.              E) V.

 

 

Her yıl, yeryüzünden bir dil daha eksiliyor. Ne zaman buna benzer bir haber okusam, Türkçe ile ilgili sıkıntılarım artıyor. Ne yapabilirim diye yeniden düşünmeye başlıyorum. En sonunda “Siyah Beyaz” gazetesinde dil yazıları yazmaya başladım. İşte elinizdeki kitap, bu yazıların bir araya getirilmesiyle oluştu.

4.Bu parçada, aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?

A) Dil ile ilgili yazılarınızı nerede yazmaya başladınız?
B) Kimi diller niçin zamanla yok oluyor?
C) Dille ilgili kitabınızı nasıl oluşturdunuz?
D) Türkçenin geleceği ile ilgili bir endişeniz var mı?
E) Dille ilgili olarak yazmaya ne zaman karar verdiniz?

 

 

Her gün radyoda, televizyonda, günlük gazetelerde; her ay dergilerde, kitaplarda öylesine dil yanlışlarıyla
karşılaşıyorum ki, birçok yazarın okur – yazarlığından kuşkuya düşüyorum. Diyeceksiniz ki: “İş yazarla, bitmiyor bir de bunları yayımlayanlar var.” Doğru, ama onların yayımladıkları yazıları okudukları kanısında değilim. Ne yayımlanmadan önce, ne de yayımlandıktan sonra.

5.Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Yapıtların dil bakımından kontrolü ne yazarlar ne yayımcılar tarafından yapılmaktadır
B) Bazı yazarlar dile gereken önemi vermemektedir.
C) Yazarların dil yanlışına düşmeleri yadırganmaktadır.
D) Yayımcıların dili yeterince bilmedikleri ortadadır.
E) Yapıtlarda ve yayın organlarında çok sık dil; yanlışı yapılmaktadır.

 

 

I. Masallardan çıkıp gelmiş bir yiyecekti sanki kar helvası.
II. Üzerine yatıp boyumuzun ölçüsünü alırdık.
II. Pırıl pırıl, bembeyaz, günler geceler boyu yağardı.
IV. Hatta pekmezle kar helvası yapıp yerdik.
V. Eskiden kar ne güzel yağardı.

6.Yukarıdaki cümlelerle bir paragraf oluşturulduğunda sıralama nasıl olur?

A) V-III-II-IV-I    B) I-II-V-IV-III     C) III-II-I-V-IV     D) II-I-III-IV-V E)      V-IV-I-III-II

 

 

Kültür yayıncılığımız, piyasa olmaktan çıkıp sektörleşme gayretleri içinde. O yüzden meta olan yayımlanıyor. Satabilecek şairler, yayınevi bulmakta zorluk çekmiyorlar. Benim durumum ayrı, ben dik başlı olduğum için cezalandırılıyorum. Benim ayarımda, hatta çok daha aşağılardaki şairlere teklif geliyor. Ama bana Allah’ın bir kulu teklifte bulunmuyor. Benim bundan yakındığım anlaşılmasın. Son yıllarda üç ülkede kitabım yayımlandı. Gerekirse entelektüel göç yaparım, yine de boyun eğmem.

7.Şairin bu sözlerinden, kendisiyle ilgili olarak aşağıda-kilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Tutumundan dolayı cezalandırıldığını düşündüğü
B) Tavır ve davranışlarından ödün vermediği
C) Kendisine yapılan haksızlıklardan şikayetçi olmadığı
D) Yayıncılık politikalarından memnun olmadığı
E) Şiirle uğraşmayı her şeyin üstünde tuttuğu

 

 

İnsanı soyut fikirler, salt duygular dünyasında yaşayan bir varlık gibi görmeye olanak yoktur.İnsan, her zaman dış çevrenin etkisindedir. Bu etki, kişiliğin silikliği oranında kendini duyurur.Çevrenin insan üzerindeki bu etkisine karşılık,insanın da çevre üzerinde etkisi vardır. Bu da kişiliğin büyüklüğü ölçüsünde güçlüdür.

8.Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Doğanın, kişinin duygu ve davranışları üzerinde kaçınılmaz etkisi vardır.
B) Kişiliğini kazanmış birey, toplumda daha başarılı olur.
C) Kişiyle çevre arasında mutlak bir etkileşim vardır.
D) Kişi, kendi istediği biçimde bir çevre oluşturabilir.
E) Çevreden edindiği düşünceler, kişinin yaşamına yön verir.

 

Kalıcı tiyatro her şeyden önce dile bağlı olduğuna göre, oyun yazarı olmak isteyen genç, Göktürk Yazıtları’ndan günümüze dek bütün Türk edebiyatından kendini sorumlu tutmalı. Divan şiiriyle Halk şiirinin ustalarını iyice tanımalı; bir yabancı dil öğrenip dünya tiyatro sana-tının şaheserlerini okumalı, tüm insanlığın tiyatro mirasına sahip çıkmalıdır.

9.Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi tiyatro yazarı olmak isteyen birinden beklenmez?

A) Türk edebiyatının bütün sanatçılarını iyi tanımak
B) Kalıcılığa ulaşmış sanatçılara benzemeye çalışmak
C) Tiyatro ile ilgili evrensel gelişmeleri izlemek
D) Türk edebiyatının bütün dönemlerine ilgi duymak
E) Tiyatro tarihiyle yakından ilgilenmek

 

 

Binlerce yıldır önemli bir ticaret ve yönetim merkezi olan başkent, nedense turistik bir gezi için gelmez aklımıza. Oysa Cumhuriyet tarihinin önemli eserleri, camileri, kale içindeki tarihi evleri, eğlence için ünlü caddeleri, birbirinden popüler restoranları, parkları ve alışveriş merkezleriyle hiç de turistik açıdan hayal kırıklığı yaratacak bir şehir değil. Ayrıca çevresindeki ören yerleri Hattuşaş, Yazılıkaya, Alacahöyük ve Gordion’la da oldukça turist çekiyor. Şehre yaklaşık 100 kilometre mesafedeki Beypazarı ise son zamanlarda yaptığı atakla gezginlerin yeni duraklarından biri olmaya aday.

10.Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ankara Cumhuriyet tarihinin şaşırtıcı birleşimleriyle dolu zengin bir yönetim merkezidir.
B) Ankara sadece politikanın ve diplomasinin merkezi değil, zengin kültüre sahip bir kenttir de.
C) Ankara çevresindeki tarihi yerleri sayesinde çok sayıda turistin ilgi odağı olmuştur.
D) Siyasetin ve yönetimin merkezi olan Ankara turistik açıdan da çok zengin bir ilimizdir.
E) Son yıllarda en fazla turist çeken illerimizden biri de Ankara’dır.

 

(I) Sanatçı, hiçbir zaman: “Bana ne okurdan!” diyemez. (II) Çünkü sanatçıyla okur arasındaki kopmuşluk, olsa olsa büyük bir kısırlığa götürür sanat ortamını. (III) Okuyucu ile sanat eseri arasında kurulacak olan köprü, daha yüksek düzeydeki sanat eserlerine olanaklar hazırlayacaktır. (IV) Bilinçli, ne okuduğunu bilen bir okuyucu, sanat eserleri karşısında niteliksiz okuyucu gibi peşin yargılı değildir. (V) Bu yüzden sanatçıyla okur arasında kurulacak sağlıklı bir iletişim, sanat-edebiyat ortamının geleceği için son derece önemlidir.

11.Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I.          B) II.             C) III.            D) IV.              E) V.

 

 

Çevirmenliğin ön koşulu bir yabancı dili iyi bilmektir. Özellikle bilimsel çevirilerde önemli olan anlamın doğru olarak yansıtılmasıdır. Ancak edebiyat metinlerinin çevirilerinde anlamın doğru olarak yansıtılmasının ötesinde çevirmenin dilinin sıradan olmaması, duygu ve düşüncelerini yansıtırken sözcükleri ustaca seçmesi, imge gücünden yararlanması gerekiyor.

12.Bu parça, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülebilir?

A) Böylece edebiyat çevirmeni, olanı aktararak yapıtın aslına sadık kalıyor
B) Bu nedenle edebiyat çevirmeninde bir yabancı dili iyi bilmenin boyutlarını aşan özellikler bulunması gerekiyor.
C) Bunun için çevirmen, kitabın asıl yazarının önüne geçiyor.
D) Yabancı dili iyi bilmeyen bir çevirmenin edebiyat çevirmenliği yapmaması gerekiyor.
E) 0 açıdan edebiyat çevirmenin her şeyden önce mesajı doğru olarak yansıtması gerekiyor.

 

 

(I) Sanatçıları korkutarak sindireceklerini sananlar yanılıyorlar. (II) Bütün korkutmalara, yıldırmalara karşın toplumun en çok direnen, boyun eğmeyen kişileri, sanatçılar arasından çıkar. (III) Gerçi onlar da insan, onlar da korkar; ama onlar yılmaz (IV) Hiç beklenmedik bir sırada ve yerde sesleri bir şiir, bir öykü, bir oyun… olarak yükseliverir. (V) Sanatçılara düşman olanlar, sadece geçmişin karanlıklarına-dönmek isteyenler değildir. (VI) Güne çakılıp kalanlar da sanatçılara düşmandır elbet.

13.Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerden oluşan parça, iki paragrafa ayrılmak istense hangi cümle ikinci paragrafın giriş cümlesi olur?

A) I.          B) II.             C) III.            D) IV.              E) V.

 

 

Geçmişi anlatan bir yazar bile içinde yaşadığı zaman dilimini aydınlatmak ve geleceğe ışık tutmak amacını taşır. Bu amacı alçak gönüllülükle kendisi taşımıyorsa yapıtı taşıyordur. “Yarına kalmak değil, günüme kök salmak istiyorum.” diyen yazar bile, bu dünyadan geçmeden önce alkış seslerini duymak sevdasında değilse, bulmak istediği kökün yarın çiçekleneceğini ve tohum vereceğini umar.

14.Aşağıdakilerden hangisi bu parçada savunulan görüşle çelişir?

A) Yazarlar ister dünü ister bugünü anlatsınlar
bir yanlarıyla geleceğe ışık tutarlar.
B) Yazarların neyi anlattıklarından çok hangi amaçla yazdıkları önemlidir.
C) Yazarlar ister geçmişi ister bugünü anlatsınlar gelecek umudunu taşırlar.
D) Yazarların alçak gönüllükleri, farkında olmadıkları amacıyla çelişir.
E) Yazarların gelecekte anılmaları dünü ve bugünü anlatmalarına bağlıdır.

 

Yazdığı yer nerede olursa olsun her yazı yazan, yazar değildir; yayımlanmış her yazılı metin kendiliğinden yazınsal ya da bilimsel değildir. Bunların kendilerine özgü içerik, dil, biçim ve söylemleri vardır. Bir yazılı metne tür adını bu özellikler ve nitelikler verir. Her önüne gelen yazdığı metne dilediği bir türün adını veremez. Kim böyle bir şey yaparsa yaptığı iş kalpazanlık, sahteciliktir. Bilerek ya da bilmeyerek, bu tür yazıları yayımlayan, tanıtan ve okuyanlar da bunların suç ortaklarıdır.

15.Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Her yazı yazana yazar denemeyeceği
B) Yazar olmanın belli ölçütleri olduğu
C) Her yazılı metnin kendine göre bir üslubu da ‘ beraberinde getirdiği
D) Bir yazılı metne adını veren türün keyfi olarak belirlenemeyeceği
E) Usta yazarların metnin türünü daha iyi belirlediği

 

 

Sanatçının tutarlı ve sağlam bir sanat görüşü vardır. Her an esen yenilik rüzgârlarından sarsılmamıştır. Şiirlerinde ilk dizeden, son dizeye kadar aynı ustalık düzeyini sürdürmüştür. Çok küçük biçim denemeleriyle yetinmiştir. Bunu da bir rötuş olarak düşünebiliriz. Çünkü o- – – -.

16.Düşüncenin akışına göre, bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) akımların geçiciliğine, biçimlerin göz boyacılığına kapılmamıştır.
B) yenilik ve değişim rüzgârlarından yelkenini şişirmeyi bilmiştir.
C) başkasından etkilenmeyen ve bu ölçüde başkasını etkilemeyen bir sanatçı olmayı bilmiştir.
D) dilimizin tadını ve olanaklarını duyurmasını bilmiştir.
E) şiire duyarlığın nasıl katıldığını kanıtlamıştır.

 

Şiirle düzyazıyı birbirinden ayrı tutmak gerekir kanısındayım. Şiirdeki yazma uğraşı ile düzyazıdaki yazma uğraşı farklı nitelikler içeriyor. Ancak her iki türü de kendi alanları içinde yalınlaştırarak ele almak hoşuma gidiyor. Şiir anlayışım da arındırmaktan yana, öykü anlayışım da. Arındırma, yoğunlaştırmayı getiriyor. Yoğunlaştırma, sözcüklerin kendi başlarına söyleyebilecekleri en çok sözü üstlenebilmelerini, böylelikle açılmalarını gerçek öze yaklaşmalarını sağlıyor.

17.Böyle söyleyen bir sanatçının şiir ve düzyazıda gerçekleştirmek istediği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Anlam kapalılığının ve okurun yorum gücünün öne çıkarılması
B) Şiirin düzyazıdan uzaklaştırılması
C) Sözcük seçimine ve cümle kuruluşlarına özen gösterilmesi
D) Dil ve anlatımdaki gereksiz ayrıntıların atılması ve anlam derinliğinin sağlanması
E) Olayla ilgili ayrıntıların saptanması ve ustaca kullanılması

 

Bir sanat eseri gönlünüzde yanmakta olan küçük alevi büyütebilir. Yeter ki bu küçük aleve yeni alevler katmak hevesi sizde bulunsun. Maddi gıdalardan aldığınız lezzet, bu manevi gıdaların size verdiği zevkin yanında çok küçük kalacaktır.Manevi gıdalardan aldığınız lezzetle etrafınızı ve etrafınızdakileri daha iyi anlayacak ve kendinizi onlara kolaylıkla anlatacaksınız.

18.Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sanatın insan üzerindeki olumlu etkileri
B) İnsanların sanattan ve sanat yapıtından bekledikleri
C) Sanatın herkese seslenen ortak bir dil olduğu
D) Bir sanat yapıtını oluşturmanın güçlükleri
E) Sanatın dünü ve bugünü

 

Aydın; bilinmezcilik, gericilik ve tutuculukla mücadele eden kişidir. Sartre’ın deyimiyle “burnunu başkalarının işine sokan” kişidir; “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” demeyen kişidir.Görüldüğü gibi bu tanım, bir durum ve konumdan çok bir eylemi gösteriyor. Yani kişiyi aydın yapan etken, onun derin ve engin bilgisi değil – – – -.

19.Bu parçayı sürdürebilecek en iyi cümle aşağıdakilerden hangisidir?

A) manevi değerlere olan saygısıdır .
B) sahip olduğu bilgiyi eyleme dönüştürmesidir.
C) bu bilgiyi başkalarına aktarabilme gücüdür.
D) yüreğinde hissettiği bilim ateşidir.
E) aldığı uzmanlık dereceleridir.
.

 

Tarih boyunca, aşağı yukarı her kültürde seramik sanatının, toplumsal kimlikle hayati bir bağı olmuştur. Yunancadan gelen seramik sözcüğü her biçimdeki kil anlamındadır. Bu malzemenin kalitesi sayesinde, müzelerin çoğunda, tarih boyunca sanatçıların kendilerini toprakla nasıl ifade ettiklerini görebiliriz. Seramik sanatında kullanılan teknikler, tarih öncesi dönemlerden günümüze dek, değişmeden gelmiştir. Kuşkusuz bu denli köklü bir geleneğe, zengin ifade olanaklarına ve yenilik potansiyeline sahip bir başka el sanatı daha yoktur.

20.Bu parçada seramikle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Kullanılan tekniklerin her dönemde niteliğini koruduğuna
B) Sanatçılara kendilerini ifade etmede geniş olanaklar sunduğuna
C) Toplumsal değişmelerden etkilendiğine
D) Toplumsal yapıyı yansıtıcı nitelik taşıdığına
E) Yeniliklere açık, geleneksel bir el sanatı olduğuna

 

YANITLAR

1. A 11. D
2. A 12. B
3. C 13. D
4. B 14. E
5. D 15. E
6. A 16. A
7. E 17. D
8. C 18. A
9. B 19. B
10. D 20. C

 

* Kimi sorularda içerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

ÖDEV TESTİ 8

Önceleri usta halk ozanlarının etkisinde kalmış sonraları kendine özgü bir tarz geliştirmiştir, Kendinden sonra ge-lenleri olduğu kadar, Cumhuriyet…

ÖDEV TESTİ 9

Yazar için günlük tutmak, bir bakıma yaşamla yazılı ilişki kurmaktır. Varlığını kanıtlayacak olayları, olguları, durumları bir araya toplamak,…

ÖDEV TESTİ 4

Moda bir tutumla,”Bu yapıtında da yazar anılarını yazmış…” diyorlar; buradan çıkarak sanatçının yarattığı bütün tipleri, olayları küçümsemeye girişiyorlar.…

ÖDEV TESTİ 10

Şiir yazmaya çalışan herkes, içinden gelmiyorsa kendini zorlamamalı. İçinden şiir yazmak gelen kimse de, şiirin geçmişini, ustalarını, öğrenmek,…