Şiir yazmaya çalışan herkes, içinden gelmiyorsa kendini zorlamamalı. İçinden şiir yazmak gelen kimse de, şiirin geçmişini, ustalarını, öğrenmek, anlamak zorunda olduğunu kesinlikle unutmamalıdır. Şiir doğuştan bir yetenek ister, doğru. Ama en az o denli de çalışmak ister, ekin ister.

1.Bu parçada şairlerin şiir yazarken dikkat etmeleri gereken özelliklerden hangisine yer verilmemiştir?

A) İyi şiirler yazmak için kendilerini zorlamalarına
B) Şiir bilgi ve kültürünü kazanmalarına
C) Şiirin geçmişini ve ustalarını tanımalarına
D) Şiiri içlerinden geldiği zaman yazmaya çalışmalarına
E) Şiir üzerinde durmadan özenle çalışmalarına

 

 

Ziya Osman bir gün “çocukluğum” diyecek oldu; o gün bugündür çocukluğunu özlemle anmak, genç şairlerin başlıca kaygılarından biri hâline gelmiştir. Cahit Sıtkı, ölüm üzerine ölümsüz şiirler yazdı. On yedi yaşında delikanlılar “Ölüm, ölüm!” diye deli dervişler gibi zikreder oldular. Cahit Külebi bir gün “memleketim” diye heyecanla ürperdi. Memleket üzerine şiirler; seri hâlinde önümüzden geçit yaptı. Ya “özgürlük” ya “insan” ya “geçim sıkıntısı”. Bunlar her yeni şairin, üzerinde pazısını denediği birer kuvvet ölçme aleti hâline gelmiştir.

2.Yazar bu parçada neyden yakınmaktadır?

A) Genç şairlerin yeni konulara yönelmemelerinden
B) Genç şairlerin aynı konuları yazmakta ısrar etmelerinden
C) Genç şairlerin konu bakımından eski şairleri taklit etmelerinden
D) Genç şairlerin yeteneklerini belli konularda ölçmek istemelerinden
E) Genç şairlerin kendi kendilerini yetiştirme uğraşı vermemelerinden

 

 

Atasözleri ile yazmasını sevmedim bir türlü. Sevmem, kaçarım, öykülerimde, oyunlarımda atasözlerini kullan-maktan. Donmuş, katılaşmış alçı gibi bir sertlikleri vardır. Kesinlikleri, ruhsuzlukları ile mahkeme kararlarını andırır iç karartırlar. Kullanıldıkları öykünün organik yapısı içinde takma organlar gibi kalırlar. Kullananın yaratıcılığını gölgelerler.

3.Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Atasözlerinin yazarların yaratıcılıklarını engellediğine
B) Atasözlerinin doğruluğu denenmiş gerçekleri belirttiğine
C) Yazarın eserlerinde atasözlerini kullanmaktan kaçındığına
D) Atasözlerindeki kesin yargıların eserin çok yönlülüğünü engellediğine
E) Atasözlerinin eserin yapısında iğreti gibi durduğuna

 

 

Kimi yazılarını, yayımlamadan önce, sevdiği güvendiği kişilere okur; düşüncelerini sorardı. Önerilerini, hatta eleştirilerini anlayışla karşılar, gerekli düzeltmeleri ve değişiklikleri hemen oracıkta yapardı. Öneriler ve eleştiriler, kendi görüşlerine uymasa bile, doğru iseler, hiç itiraz etmez, güleç yüzle “peki” der, kalemini çıkararak eskisini çizer, yenisini yazardı.

4.Bu parçada sözü edilen yazar, aşağıdaki davranışlardan hangisini göstermez?

A) İçten ve doğru eleştirileri kabullenme
B) Güvendiği dostlarının görüşlerini önemseme
C) Tutucu davranmayarak yanlışlarını kabul edip düzeltme
D) Görüşlerini başkalarından etkilenerek değiştirme
E) Yansız ve en doğru olanı iletmeye özen gösterme

 

Çevrenize şöyle bir göz atın, çoğu kişi kendini ressam, mimar, yontucu, besteci saymaz da şair sayar. Böyle olunca, bir söz dizisi şiir midir, değil midir, önümüze konmadan bilemeyiz. Önce şiir olacak, sonra yargıya varacağız. Şiir, her zaman azdır; şiir üstüne gevezelik sürgit bol olmuştur.

5.Bu parçada ası] anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?

A) Şiir üzerinde herkes değerlendirme yapmaktan, görüş bildirmekten çekinmemektedir.
B) Şiirle uğraşanlar diğer sanat dallarına nazaran daha çoktur.
C) Şiirden anlamayanlar, şiirin usta işi olduğunu fark etmeyenler şiir yazıp değerlendirme yap-maktadırlar.
D) Bir söz dizisinin şiir olup olmadığını şiirsel ölçülerle karşılaştırmadan bilemeyiz.
E) Herkes şiir yazmasına karşın gerçek şiir her zaman az olmuştur.

 

Bir eleştirmen olarak ya sevdiğim, beğendiğim kitaplar konusunda yazarım ya da kötü eserler hakkında yazılar yazarım. Gerçekten kötü yazılar, kötü kitaplar üzerine yazı yazmanın yararına hep inanmışımdır. Birtakım sorunlar, o kitaplar, o yazılar dolayısıyla yeniden tartışılabilir. Beni ilgilendirmeyen yazılar, kitaplar “sıradan” yazılar,”sıradan” kitaplardır.

6.Bu parçaya göre kötü yazılar ve kitaplarla ilgili yazı yazmanın yararı nedir?

A) Okuyucuların ve yazarların doğruyu görmesini sağlar.
B) İnsanların sanata ilgi duymalarına katkıda bulu-nur.
C) Kimi sorunların gündeme gelmesine olanak sağlar.
D) Sanat ve edebiyatla ilgili tartışmaların çözümüne kavuşmasını sağlar.
E) Genç sanatçılara ve okurlara yol gösterir.

 

Bir şiiri yorumlamak, anlamayı kolaylaştırıyor belki; ama tadını bozuyor. Hani anlamı açık anlatı şiirleri vardır, ozanın usundan bile geçmeyen yorumlar getirenler çıkar onlara da. Bir de sezilerimize bırakılmış şiirler var, onlara değişik gözle bakmamız gerekir. Anlamına varayım derken şiir gidiyor elden.

7.Bu parçada, aşıl vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bir şiiri yorumlamak, şiirsel zevki yok etmeye çalışmaktır.
B) Şiirin anlamı okuyucunun sezişine bırakılmalıdır.
C) Şiir bir düşünceyi açıklamak amacıyla yazılamaz.
D) Anlamı açık şiirlerde okuyucu ozanın düşünmediği anlamlara varabilir.
E) Okurun sezgi gücü şiiri tanımasını sağlamalıdır.

 

Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi

8.Bu dizelerde anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

A) İnsanların ölüm korkusunu her an içlerinde duyarak yaşaması
B) insan yaşamında ölümden de beter katlanılması güç zorlukların bulunması
C) insanın biyolojik olarak ölüm ve yaşam zıtlığını yaşaması
D) İnsanın yaşamın zorluklarına dayanamaz hâle gelip ölümü arzulaması
E) İnsanın yaşlanıp öleceğim korkusuna saplanıp yaşamını zehir etmesi

Ustalık, kalfalık, yamaklık, çıraklık yoktur şiirde esnaf dilinde geçerlidir bu sözcükler. Bir marangoz, demirci gün gelir kalfalığa, sonra da ustalığa yükselir. Şiirde öyle mi? Şiir bu şansı tanımaz kendini şiire verene. Şiir yazan bir kimse ya ozandır ya değildir. İlk şiirlerini yazdığı yıllarda belli olur yeteneği. Ozan değilse, yıllarca şiir yazacak olsa başlangıçtaki çizgisini bir parmak ya aşar ya aşamaz.

9.Bu parçadan aşağıdaki görüşlerden hangisi çıkarılabilir?

A) İyi şiirlerin zaman içinde yazılabileceği
B) Şiir yazmanın öğretilebileceği
C) Şiir yazmanın öncelikle bir yetenek işi olduğu
D) Genç ozanların ilk şiirleriyle tanınabileceği
E) Şiir yeteneğinin zamanla gelişebileceği

 

Her gün radyoda, televizyonda, günlük gazetelerde; her ay dergilerde, kitaplarda öylesine dil yanlışlarıyla karşılaşıyorum ki, birçok yazarın okur – yazarlığından kuşkuya düşüyorum. Diyeceksiniz ki: “İş yazarla, bitmiyor bir de bunları yayımlayanlar var.” Doğru, ama onların yayımladıkları yazıları okudukları kanısında değilim. Ne yayımlanmadan önce, ne de yayımlandıktan sonra.

10.Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Yapıtlarda ve yayın organlarında çok sık dil ; yanlışı yapılmaktadır.
B) Bazı yazarlar dile gereken önemi vermemektedir.
C) Yazarların dil yanlışına düşmeleri yadırganmaktadır.
D) Yaymanların dili yeterince bilmedikleri ortadadır.
E) Eserlerin dil bakımından kontrolü ne yazarlar ne yaymanlar tarafından yapılmaktadır.

En yakınlarından birini kaybeden bir şairin onun için yazdığı ağıt bazen samimiyetten ne kadar uzak ne kadar soğuk olduğu hâlde; aynı şairin bir filmde gördüğü, bir romanda okuduğu veya sadece hayalinden geçirdiği bir ölümün verdiği ilhamla yazdığı başka bir şiiri son derece samimi olabilir.

11.Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

A) Sanatçıların çoğu gerçek yaşamda karşılaştıklarını eserlerine samimiyetle aktaramazlar.
B) Sanat eserlerinde yansıtılan olaylar sanatçıları daha derinden etkiler.
C) Bir eserin samimiliği, anlatılanların sanatçının iç dünyasında yaşanmış olup olmamasına bağlıdır.
D) Sanatçılar ölüm karşısında karmaşık duygular taşıdıklarından eserlerinde samimi olamamaktadırlar.
E) Yaşamış kişilerin ölümü karşısında sanatçılar her zaman samimi olamamaktadırlar

Kitapların önüme serdiği dünyanın tinsel zenginliği ve yenilikleriyle sevinçten başım dönmüştü önceleri. Kitapların bana insanlardan daha yakın, daha ilginç; daha kararlı olduğunu sandım ve yanılmıyorsam yaşamın gerçeklerine kitapların penceresin-den bakmak, gözlerimi kamaştırmış, körleştirmişti beni. Ancak öğretmenlerin en akıllısı ve en yeteneklisi olan yaşam, benim o hoş körlüğümü giderdi.

12.Bu paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kitaplardaki gerçek, hoş, parlak ama aldatıcıdır.
B) Yaşamdaki gerçek kitaplardaki gerçekten çok farklıdır.
C) Yaşam bize gerçekleri gösteren bir okuldur.
D) İnsan yaşam gerçeklerini kitaplardan çok yaşayarak öğrenir.
E) Yaşam bazen insanın katlanamayacağı kadar acımasızdır.

 

 

Balzac hastalığının arttığı zamanlar romanların-daki bir doktoru ister dururmuş. “Beni yalnız o kurtarabilir.” dermiş. Bir gün de arkadaşları Balzac’a oyun yapmak için ansızın odasına girerek romanlarındaki bir kontesin kendisini ziyarete geldiğini söylemişler. Balzac hemen yerinden kalkmış, üstünü başını düzeltmiş ve çok ciddi bir tavırla: “Buyursun!” demiş.

13.Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılabilir?

A) Yazar, yarattığı kişilere gerçek hayatta rastlanabileceğini belirtmektedir.
B) Yazar, yarattığı kişilerin gerçekte yaşadığına inanmaktadır.
C) Gerçekçi yazarlar yarattıkları kişileri inandırıcı kılmak için onların yaşadıklarını söylerler.
D) Yazarlar olağan dışı davranışlarla çevrelerindekileri şaşırtırlar.
E) Yazarlar kişilerini yaratırken onlarla öyle kaynaşırlar ki kendilerinin yarattıklarını unuturlar.

 

Beytin bütün bir şiir olması, kendi kendine yetmesi şiiri ister istemez, bir özcülüğe, az sözle çok şey anlatma ustalığına götürüyor. Divan şiirinin hacı yağını andırması bundandır biraz da. Ne var ki bu az ve öz söyleyen beyitler bir araya geldiler mi, gazeller, kasideler, mesneviler dolusu eklentiler, çok konuşup az söyler hâle geliyorlar.Tadını çıkardığımız beytin yanında ötekiler yersiz, özsüz takıntılar gibi geliyor bize.

14.Bu parçaya göre yazarın şiirde aradığı ölçü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Beyitler arasında anlam bütünlüğünün sağlanması
B) Beyit yerine dize nazım biriminin kullanılması
C) Şiirde gereksiz beyitlerin atılarak kısa şiirlerin yazılması
D) Gazel, kaside, mesnevi gibi nazım biçimlerinin kullanılmaması
E) Anlam yoğunluğundan uzaklaşılarak ayrıntılara yer verilmesi

 

(I) Heykel ve heykelciliğin tarihi eski zamanlara kadar uzanır. (II) Ancak, ilk heykelin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. (III) Özellikle mermerden yapılan heykeller, günümüze kadar sanat özelliklerini korumuştur. (IV) Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, maden gibi çok çeşitli malzemeden yapılmış heykel ve heykelciklere rastlanmaktadır.(V) Bunların büyük bir kısmı, çeşitli kavimlerin ilah saydıkları varlıkları tasvir etmektedir. (VI) Bazı heykellerin de kral ailelerini, kahramanları ve hayvanları tasvir ettikleri görülmektedir.

15.Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) II.           B) III.              C) IV.           D) V.           E) VI.

 

Şairler kitapları satılmadığı ya da az satıldığında bugün olduğu kadar gocunmuyor, yayınevleri de bunu bugün olduğu kadar şairin başına kakmıyordu. Şiir doğası gereği küçük yayınevlerinde, daha az renkli olduğu İçin az satılan dergilerde hayat buluyordu. Şairler daha mutluydu eskiden, hatta birdenbire çok satılmaya başlayanlar kendilerine kuşkuyla bakıyorlardı. Has şiirden, iyi şiirden uzak düştükleri, popüler şeyler yazmaya başladıkları vehmine kapılıyorlardı. Bugün öyle değil; ne kadar satarsan o kadar değerlisin. Şiirin doğasına aykırı olsa da böyle bu.

16.Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Yayınevlerinin, şiir kitaplarının az ya da çok satılmasını bugünkünden farklı değerlendirdiğine
B) Şiirin, küçük yayınevlerinde ve az satılan dergilerde yer almasının şiirin yapısıyla ilgili olduğuna
C) Günümüzde çok satmamın bir başarı ölçütü sayıldığına
D) Eski şairlerin daha başarılı ve kalıcı şiirler yazdığına
E) Eski şairlerin şiirin kalitesi konusunda daha duyarlı olduğuna

 

(I) Dünyanın birçok büyük kenti hayvanat bahçesi ile ünlüdür. (II) Ama bu hayvanat bahçeleri birer hayvan hapishanesinden başka bir şey değil. (III) Üstelik bu “mahkumların tek suçu hayvan olmalarıdır. (IV) Yeryüzünde sadece insanlar yaşamıyor. (V) Hayvanlar kendi doğal ortamlarında yaşamalı. (VI) Hayvanları kendi ortamının ev sahipliğinde ziyaret etmek ve gözlemlemek en güzeli.

17.Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragrafın kaçıncı cümleyle başlaması uygun olur?

A) II.           B) III.              C) IV.           D) V.           E) VI.

 

İnsan, doğduğu saatten öleceği saate kadar severek, kavga ederek, cephelerde çarpışarak, hastalanarak yaşar. Yaşadıkları, o istese de istemese de varlığındaki derin kuyularda birikir. Birikenleri bir sonuca varmak amacıyla sıraladığında da “yaşam tarihi”nin belirdiğini görür. Bu insanlardan biri, yüreğinden yükselen fokurtularla, bu fokurtuları değerlendiren bir yeteneğin itmesiyle yazarlığa soyunursa, kuyularında birikenlere ve başkalarının biriktirdiğine uzanmak durumundadır.

18.Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsan düşüncesi, doğumla ölüm arasında değişebilen bir özellik taşır.
B) Bir sanatçının yapıtlarında anlattığı şeylerin kaynağı, yaşadıklarından çok, kendi yaratma gücüdür.
C) Bir sanatçının başarısı, yaşadığı günlerin hakkını verebilmesine bağlıdır.
D) Yaşamın zenginleşmesi, yüzyıllar boyu oluşan kültür birikimiyle gerçekleşir.
E) Her yazar yaşamdan edinilen bilgi ve birikimle beslenir.

Edebiyat eğitimi ta başından beri yanlış yolda bizde. Yetişme çağındakileri edebiyattan soğutucu, okuma isteklerini kırıcı bir programımız var. Genelde edebiyat dersleri, edebiyat tarihi biçiminde uygulanıyor. Türkoloji bölümünde yetişen öğretmenler, Divan edebiyatı dönemine, “aruz”a takılıp takılıyor. Uygulama derslerinde, bir türlü Cumhuriyet dönemi edebiyatına gelemiyorlar…

19.Bu parçanın bütününde vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okullardaki edebiyat programlarının tüm dönemleri kapsamadığı
B) Edebiyat tarihi derslerinin verimsiz ve sıkıcı geçtiği
C) Edebiyat eğitimi programlarının dar kapsamlı ve çok klasik olduğu
D) Edebiyat eğitimine gereken önemin verilmediği
E) Gençlerin ilgisini çekmeyen ezberci bir edebiyat eğitimi verildiği

Cemal Süreya, benim aşağı yukarı bütün öykülerimde kendi yaşadıklarımı, kendi serüvenimi anlattığımı söylüyor. Onun bu sözlerinde, bir doğrunun üzerine gidilmesinden çok öykülerimin içeriğine yöneltilmiş bir eleştiri var. Bunu da bir kusur gibi göstermek istemiştir. Oysa Tolstoy, Dostoyevski, Gorki, Steinbeck, Kazancakis ve bizden Sait Faik, Orhan Kemal, Tarık Dursun K., Demir Özlü gibi yazarlar, hem yaşadıklarını, hem de yaşamın geniş havuzunda toplanan insanlığın ortak birikiminden seçtiklerini koymuşlardır roman ve öykülerine. Şimdi bunlar kusurlu yazarlar mıdır?

20.Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine karşı çıkmaktadır?

A) Roman ve öykünün sadece düş gücüyle oluşturulmasına
B) Edebiyat yapıtlarının içeriklerine göre değerlendirilmesine
C) Eleştirilerde eserden çok, kişiliğin hedef alınmasına
D) Yaşamı olduğu gibi ele alan yazarların hor görülmesine
E) Yaşamını sanatına yansıtan yazarların küçümsenmesine

 

YANITLAR

1. A 11. D
2. C 12. D
3. B 13. B
4. D 14. A
5. C 15.  B
6. C 16. D
7. A 17. C
8. A 18. E
9. C 19. C
10. D 20. E

 

* Kimi sorularda içerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

ÖDEV TESTİ 7

Yabancı dillerin etkisinin artması, Türkçenin söz varlığını, söz dizimi özelliklerini olumsuz yönde etkiliyor. Divan Oteli demek dururken Hotel…
Devamı

PARAGRAF

Herhangi bir yazının bir satır başından öteki satır başına kadar olan bölümüdür. Bir duyguyu, düşünceyi, isteği, öneriyi …..…

ÖDEV TESTİ 9

Yazar için günlük tutmak, bir bakıma yaşamla yazılı ilişki kurmaktır. Varlığını kanıtlayacak olayları, olguları, durumları bir araya toplamak,…

ÖDEV TESTİ 8

Önceleri usta halk ozanlarının etkisinde kalmış sonraları kendine özgü bir tarz geliştirmiştir, Kendinden sonra ge-lenleri olduğu kadar, Cumhuriyet…