Moda bir tutumla,”Bu yapıtında da yazar anılarını yazmış…” diyorlar; buradan çıkarak sanatçının yarattığı bütün tipleri, olayları küçümsemeye girişiyorlar. Hani “Biz bu adamı tanırız, yaşantısını, serüvenlerini biliriz… Ne halt etmeye bunlardan yararlanarak yazı yazar?” demeye çalışıyorlar .Bir yazara, anılarından, yaşantılarından, yazarken yararlanamayacaksın demek, yazı yazmayacaksın demektir.

1.Bu parçada aşağıdakilerden hangisi eleştirilmiştir?

A) Yazarların yapıtlarında anılarından yararlanmaları
B) Yazarların, yaşamlarını roman diye sunmaları
C) Yapıtta yer alan kişileri ve olayları küçümsemeleri
D) Anılarından yararlanan yazarların yapıtları yerine kendilerinin eleştirilmeleri
E) Yazarların, anılarını seçme yapmadan yazmaya çalışmaları

 

 

Sanatçı,yapıtında imparatorluğun çöküş yıllarında toplumun yozlaşan, çürüyen insanlarını anlatır. Ancak olayları da kişileri de roman çatısı altında toplamayı başaramamıştır. Olaylar ve kişiler eserin içine tıklım tıklım doldurulmuş, inandırıcı olmayan birtakım zoraki bağlarla birbirine bağlanmaya çalışılmıştır. Olaylarla ilgili dip notları, yayımlanmamış eserlerden alıntılar ile yazar kendi görüşlerini ileri sürmüştür. Gereksiz söz oyunları ve nüktelerle okuyucularda ne söyleyeceğinden çok, ne marifet göstereceği beklentisini doğurmuştur.

2.Bu parçada sözü edilen eserle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Kişiler ve olaylar, birbiriyle bağlantısız, inandırıcılıktan uzak bir biçimde verilmiştir.
B) Toplumun yozlaşan ve çürüyen insanlarının yaşarlığı kaynaklarla kanıtlanmıştır.
C) Yapıtta söz oyunlarına nüktelere çok yer verilmişti                                                                                                                  D) Yazar kendi görüşlerini açıklamak için alıntılardan dip notlardan yararlanmıştır.
E) Gerçekleri anlatmaktan çok “edebiyat yapmak” anlayışı ön plana çıkmıştır.

 

Bir akşam vakti duyduğumuz hüzün, içimizi sardıkça saran sevgi, bir fakir karşısında duyduğumuz acıma, memleket hasreti, ölüm korkusu, rüyalar, hülyalar, hatırladıkça zenginleşen eski günler şiir değil, her sanat gibi şiiri de besleyen orta malı insan hâlleridir.  Bunlarsız şiir olmaz elbette; ama bunlarla da şair olunmaz. Şairlik bunları herkesin benimseyeceği biçimde anlatan sözü bulmakla başlar; bu işi görmüş eski ustaların tezgâhlarına girmek, bu işin nereden nereye nasıl gittiğini bilmekle gelişir.

3.Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

A) Şair en güzel ve en acı yaşantıları duymalı ve duyurmalıdır.
B) insana özgü bütün hâller sanatları besleyen ana kaynaklardır.
C) Şiirin malzemesi duygular ve düşünceler değil, bunları ifade edecek sözcüklerdir.
D) Yalnız duygularını söyleyen fakat şiir kültüründen yoksun olanlar şair sayılmamalıdır.
E) Şairlik, herkesin yaşayabileceği duyguları herkesin benimseyeceği bir ustalıkla söyleyebilmektir.

 

 

Az gelişmiş ulusların geri kalma nedenleri incelendiğinde, insanlarının ulusal ve çağdaş gereksinimler göre eğitilmemiş olduğu görülür. Gelişmiş ulusların gücü ekonomi, sanayi ve ticaretteki başarılarından çok eğitil-miş, vasıflı iş gücünden ileri gelir. Çünkü maddi güçler bir gün kaybedilebilir. Onun için bir ulusun yaptığı en iyi yatırım eğitime yaptığı yatırımdır.

4.Böyle düşünen bir yazara göre bir ulusun gelişmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

A) Gelişmiş uluslarla iyi ilişkiler kurulmasına
B) Ticarette yeni atılımlar yapılmasına
C) Ekonomik alanda reformlara
D) Eğitim seviyesinin yükseltilmesine
E) Sanayileşme hızının arttırılmasına

 

Türk kültür yaşamındaki son on beş-yirmi yıllık gelişme cumhuriyetin kuruluşundan sonra yapılan reformlardan hız almıştır. Tanzimat döneminin reformlarıyla başlayan dönem Türkiye’de Doğu – İslam müesseseleriyle Avrupa’dan müesseselerin yan yana yaşadıkları bir geçiş dönemidir. Cumhuriyetin kuruluşuyla girişilen reformlar ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası olan ikililiğe son vermiş, Türkleri kesin olarak batı kültürü ve medeniyeti çevresine sokmuştur.

5.Yukarıdaki paragraftan “Türk kültür yaşamı”yla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

A) Kültür yaşamımızdaki gelişmeler cumhuriyetten sonraki reformların sayesinde olmuştur.
B) Türkiye’de yaşanan ikililik Türklerin batı kültürü ve medeniyeti çevresine girmesini zorlaştırmıştır.
C)Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat’tan sonra ikililik yaşanmıştır.
D) Cumhuriyet döneminde yapılan reformlar bazı alanlarda ikililiğe yol açmıştır.
E) Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Doğu-Batı kültür öğeleri bir arada devam etmiştir.

 

Çocukluktan başlayarak, bütün bu kapalı dünyanın, baskıcı ortamın dışına çıkabilmek, ona başkaldırmak için bir yoldu edebiyat… Bütün yaşamımda üzerimdeki herhangi bir ipotekten çok korktum. Mecbur olduğum zamanlarda dişimi sıktım. Ama yaşam kaygılarının getirdiği birtakım dayatmalara hep karşı çıktım.

6.Parçada kendisinden söz eden yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Bağımsızlığı seven
B) Kendisini ifade edebilen
A) Baskılardan hoşlanmayan
D) Korkularını yenemeyen
E) Sabırlı olabilen

 

Güzel yazanları, akıcı yazanları, çoğu dil ustası diye nitelemek eğilimindedir. Yanlış değil; ne var ki dildeki ustalığı yalnızca dil kavramına bağlı kalarak açıklamak kimi eksiklikler içerir. Bir kimseyi dilde başarılı kılan; onun çektikleri, karşılaştıkları, tattıkları, duydukları kısacası yaşadıklarıdır.

7.Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okuyucu kimi zaman yazarın yazdıklarına bakar, birikimine değil.
A) Herkes belli bir yazarın başarılı olduğuna inanır.
B) Dil herkesi etkileyecek bir güce sahiptir.
C) Dilin işlevi yazardan yazara değişebilir.
D) Yazar, yazma deneyimini, dildeki ustalığını yoğun biçimde yaşayarak kazanır.

 

 

İnsanın kendisi için yazması diye bir şey yoktur. Yazma işleminin karşısında okuma etkinliği vardır. Birbirine bağlı bu iki etkinlik iki ayrı kişiliği gerektirir. Akıl ürünü olan bu somut ve imgesel nesneyi yazarla orunun ortaklaşa uğraşı ortaya çıkaracaktır. Sanat, ancak başkası için ve onun aracılığıyla vardır.

8.Yukarıdaki paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yazarlar, okurların beklentisini dikkate almak zorundadır.
B) Yazar yazısını yaratırken okurun okuma isteğini de düşünmelidir.
C) Yaratma ile okuma birbirine tamamlayan iki unsurdur.
D) Sanatın varlığı okurun varlığı ile belirgin hale gelir.
E) Sanatın tamamlanması okuru tarafından algılanması sonucundadır.

 

Edebiyat dünyasında “Kim daha iyi?” tartışması gün-demi gereksiz yere işgal eden bir tartışmadır. Yazarların kendinden önceki dönemi ve çağdaşlarını yıkıcı bir tavırla eleştirmesi yersiz ve sonuçsuz bir davranıştır. Bir yazarın asıl amacı kendinden öncekinin önüne geçmek değil, ötekinin göremediğini görmek ve insana dair yeni açıklamalara girişmektir.

9.Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yazarlar toplumun ihtiyaçlarını gözeterek yazmalıdır.
B) Yazarlar başkalarına çamur atmak için değil üretmek için yazmalıdır.
C) Başarılı yazarlar her zaman kıskanılmaktadır.
D) Eleştiriler yıkıcı değil, yapıcı yönde olmalıdır.
E) Edebiyat dünyasında ilişkiler göründüğünden farklıdır.

 

B.Borahan’ın öykülerinde, toplumsal yaşamı olduğu gibi yansıtma, gerçekleri değiştirmeden verme çabası var.Evet, gereği göstermek… Bilim ve gerçeği gösterir,sanat da. Ama ikisinin de araçları birbirinden çok farklıdır. Edebiyatın aracı, bir fotoğraf makinesinin objektifi değil; engeller, hayaller,imgeler ve duygulardır.

10.Aşağıdaki yargılardan hangisi, bu parçada sözü edilen yazarın anlatım özelliğine örnek gösterilebilir?

A) Yazar, son romanında kente göç eden insanların kültürel çelişkilerini sosyal yaşama uyumsuzluklarını yalın bir dille işlemiş.
B) Y.Nebil İmamoğlu’nun şiirleri ileride eminim ki bütün benzerlerini geride bırakacak.
C) Çağdaş Türk şiiri, Cumhuriyet döneminde sosyal gerçekçi sanatçılarla yeni bir boyut ve güç kazandı.
D) Ünlü eleştirmenimizin “Türk şiirinin gelenek oluşturmadığı” görüşünü dikkate almaya bile gerek yoktur.
E) Batı kültürünü anladıklarını sanan sanatçılar, aslında ondan çok çok uzaktalar.

 

 

11.“Kitabı her yönüyle severim. Anlattıklarına dalıp gitmekten yapraklarına dokunmaktan taze mürekkebin kokusunu almaktan çevrilen yaprakların çıkardığı hışırtıdan hoşlanırım. Odamdan dışarıya çıktığım zamanlar, yanıma bir kitap almayı hiç unutmam. Ne olacağı bilinmez ki? Kalabalık içinde insanın içine ansızın yalnızlık çökebilir.” diyen bir kişi, niçin kitap okumaktadır?

A) Mürekkep kokusunu sevdiğinden
A) Kitabın sayfalarını çevirirken haz duyduğundan
B) Kitabın, kendini yeni dünyalara götürdüğünden
D) Yalnızlık duygusundan kurtulmak için
E) Macerayı sevdiği için

 

Edebiyat, başka sanatlara benzemez. Düğün salonlarında şarkı söyleyerek “keşfedilebilirsiniz”, yıllarcaufak tefek rollerde göründükten sonra başrole çıkabilirsiniz sinemada;ama edebiyat dünyasında bütün nitelikli bir yapıt çıkarmazsanız kimse yüzünüze bakmaz sizin.

12.Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Edebiyatta hiçbir zaman tesadüfi başarıya yer yoktur.
B) Gerçek sanatçıyı hiçbir engel ,hiçbir zaman yıldıramaz.
C) Başarıya giden yol, kimi zaman zorlu patikalardan geçer
D) Edebiyatçılar bütün alanlarda yetkin ve nitelikli olmalıdır.
E) Şansınız varsa her sanat alanında başarılı olursunuz.

 

Dünyada insanlığın bilmekten insanca yaşamaktan daha güzel, daha doğru bir iş yoktur. Bilimlerin en çetini de bu yaşamı iyi yaşamasını bilmektir. Hastalıkların en belası, bedenimizi sevmemek, küçük görmektir. Ruhunu bedeninden ayırmak isteyen, gücü yeterse bu işi beden hasta iken yapsın ki böylece ruhunu hastalıktan korumuş olsun. Ama bunun dışında ruhu bedenle işbirliği etmeli, onun zevklerine katılmalı, onunla karı- koca olmalı ve
beden hazlarına acılaşmalarına meydan vermeden dizgin vurmalı.

13.Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Yaşamı bilerek yaşamın en zor bilimdir.
B) Kişi kendisi küçük gördüğü zaman hastalığa çok yakındır.
C) Ruhunu, bedeninden ayırmak isteyen buna bedeni hasta iken yapmakta zorlanacaktır.
D) Beden ve ruh uyumu olmadığı zaman hastalık kaçınılmaz olur.
E) Beden acılaşmasının meydan vermeden ruha dizginvurulabilir.

 

 

Bugün gazetelerimiz halkımızın günlük yaşamda kullandığı sözcük sayısını artırıcı bir yayın politikası izlemekten uzaktır. Tam tersine onlar, kullandıkları sözcük sayısını azaltmak yoluyla tiraj almayı yeğlemiştir. Bu da kültürel erozyonun daha da hızlanmasına neden olmuştur. Artık gazetelerimiz okunmamakta seyredilmektedir. Okurları değil seyircileri vardır. Yazı olarak yüz elli, iki yüz sözcükle yazılmış resim tercih etmektedirler.

14.Bu parçaya göre bir gazeteden beklenen en önemli özellik aşağıdakilerden hangisidir?

A) Okuyuruna doğru haberler ulaştırması
B) Sanata , edebiyata ve güncele daha çok sayfa ayırması
C) Dürüst ve güvenilir bir yayın politikası izlemesi
D) Her düzeydeki okura seslenebilmesi
E) Okuyucunun sözcük hazinesine katkıda bulunması

 

Sonsuza açılan pırıl pırıl gökyüzü ve üç yanımızı çevirerek enginle kucaklaşan denizler, dünyamıza maviyi armağan etti. Her iki unsurun sonsuzluk çağrışımı, mabetlerimiz maviye gark etmiştir. O kadar güçlü bir mühür olmuş ki bu mavi,sonunda Türk mavisi(Turkuaz) olarak anılmaya başlamış.

15.Paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A) Türk mavisinin kaynağının gök ve deniz olduğu
B) Gökyüzünün ve denizlerin mavisi bizde sonsuzluğun çağrışımını oluşturduğu
C) Yurdumuzun yarımada olduğu
D) Özgürlüğümüzün sembolünün gökyüzü olduğu
E) Mavinin camilerimizi de süsleyen bir renk olduğu

 

 

Kendimi çok az döküp saçıyorum.Normal, gündelik bir yaşam sürdürüyorum;bu da bana yetiyor. Barlarda tartışmak, günde onlarca kişiyle görüşüp konuşmak bana göre değil. Sürekli olarak okuyup yazıyorum. Çok titiz, çok korunaklı yaşıyorum. Alı-şık olmadığım insanlarla görüşmek beni rahatsız ediyor. Hayran ilişkisi bumerang gibidir; her an nefrete dönüşebilir; budar, ehlileştirir insanı.

16.Böyle konuşan bir kişi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Sürekli olarak kendini denetim altında tutar.
B) Elindekilerle yetinip mutlu olur.
C) Herkesi kendisi gibi düşünmeye zorlar.
D) Sevenleri için bile kişiliğinden ödün vermez.
E) İlişkilerinde çok seçici davranır.

 

…. Aynı zamanda roman, deneme, şiir ve makale de okur. Yabancı ülkelerdeki okurlarla bizim okurlarımız arasında bir benzerlik vardır. “Okuyucu, her şeyi okur.” Bütün türlerin izleyicisi, seçicisi, yaşatıcısıdır o. Ve özel olarak bir öykü okuru yetiştirilmemiştir. Ayrıca, yetiştirilebilir mi bilmiyorum. Bunu tartışmak gerek.

17.Düşüncenin akışına göre bu parçanın başına aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Bizim okurumuz sadece öykü okuyan bir okur değildir..
B) Öykü okuyucusu benim öykülerime yabancı değildir.
C) Öykü okuru, yerli ve yabancı ayrımı yapmaz.
D) Her öykücü kendi okurunu yetiştirir
E) Bizim okurumuz yalnızca düzyazı meraklısı değildir.

 

(I) Düşünce ve sanat adamları sözleri ve yazılarıyla dile değer kazandırırlar. (II) Bizlerin de dil hazinesi en az onlarınki kadar zengindir. (III) Bu işi, dile yenilikler getirmekten çok onu bükmek, olanaklarını çoğaltmak, gücünü artırmak yoluyla yaparlar. (IV) Yeni sözcükler getiremezler, onları zenginleştirirler, anlamlarını ve kullanımlarını sağlamlaştırırlar. (V)Onlara alışılmamış bir çeşni verirler; ama bunu da dört bir yanı düşünerek, ustalıkla yaparlar.

18.Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I.          B) II.             C) III.              D) IV.                E) V.

 

 

Her romancı gönlünce yazar romanını, kendine uygun yöntemi kendi seçer, bir diyeceğim yok buna. Ama romanında ortaya koyduğu kişi için “Benim istemim dışında böyle oldu.” demek, yapılması zorunlu çalışmaların yapılmadığını göstermiyor mu? Halide Edip, Y.Kadri: “Roman kişileri gelir, bize hakim olur, biz sadece bu kişilerin söylediklerini kaleme alırız.” diyorlardı. Artık bu anlayışın epey geride kaldığını sanıyordum.

19.Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?

A) Yazarların özgünlüğe ulaşmayı ilke edinmemesinden
B) Günümüz sanatçılarının konuya uygun anlatıma ulaşamamasından
C) Kimi sanatçıların yaşayan kişileri roman kahramanı olarak kullanmasından
D) Yazarların roman kahramanlarını yönlendiremediklerini söylemelerinden
E) Roman alanında beklenen gelişmenin gerçekleşmemiş olmasından

 

20. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?

A) Üstelik bu sanatçı yapıtlarını kalıcı olsun diye oluşturmuştu.
B) Bunun yanında oyun yazarlar da hatalarını kabul etmeliler.
C) Bu öykücümüz, bu yüzden kendini bir türlü aşamayıp taklitçiliğe düşmüştür.
D) Bazı yazarlarımız da konuyu tek yönlü ele alarak, eserlerin gerçekliğine gölge düşürmüşlerdir.
E) Günümüzde, köşe yazarı olmanın bazı zorlukları vardır.

YANITLAR

1. D 11. D
2. B 12. A
3. E 13. B
4. D 14. E
5. C 15. D
6. D 16. C
7. E 17. A
8. C 18. B
9. B 19. D
10. A 20. E

 

* Kimi sorularda içerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

ÖDEV TESTİ 10

Göçebeler aynı ülke sınırları içinde yerleşik bir düzene geçmemiş olan insanlardır. Yerleşiklerin, çeşitli sebeplerle bunların dönüp dolaşmasından rahatsız…

ÖDEV TESTİ 3

(I) Sofraya taze fasulye, jöleli soğuk pirzola, ar­mut hoşafı ve pilav kondu. (II) İçecek olarak da çayla süt vardı. (III) Evin beyi bana servis…

ÖDEV TESTİ 10

Şiir yazmaya çalışan herkes, içinden gelmiyorsa kendini zorlamamalı. İçinden şiir yazmak gelen kimse de, şiirin geçmişini, ustalarını, öğrenmek,…