Eğitimin her döneminde başarılı olmak, yazılı ve sözlü anlatımda duygu, düşünce ve isteklerimizi derli toplu, doğru ve düzenli anlatmaya bağlıdır. İyi ve doğru bir anlatım hepimiz için sıradan bir özellik olması gerekirken tam tersine doğru ve güzel konuşan, yazan kişilerin sayısı gittikçe azalmaktadır.

Anadilini iyi öğrenememek, anadili bilincini kazanamamış olmak anlatım bozukluklarına neden olmaktadır. Özellikle gençlerde görülen önemli bir dil sorunu da söz dağarcıklarının yetersiz olmasıdır.

 

Doğru Anlatımın Önemi

Anlatım yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması için kişinin anadilini iyi bilmesi ve doğru kullanması gereklidir. İşlek, açık ve doğru anlatım eğitim yaşamının her döneminde önemlidir. Anlatım kişinin seviyesini belirler. Yazılı ve sözlü anlatımda başarı, istediklerimizi derli toplu ve düzenli anlatmaya bağlıdır.

 

Anlatım Bozukluklarının Nedenleri

Kişi amacını söz veya yazıyla anlatmak için önce düşüncelerini belirler, düzenler; sözcükleri seçer, sıraya koyar; cümleler kurar. Bu düzen konuşurken çoğu kez kendiliğinden işler. Yazarken uzun uzun düşünme, uygun sözü ve biçimi bulma, araştırma olanağı vardır. Yine de çoğu kez duyguları, düşünceleri daha etkili anlatabilmek için gereksiz tekrarlar, yersiz sözcükler, bozuk cümleler anlatımı doldurur.

Kuşkusuz, anadilini iyi öğrenememek, anadili bilincini kazanamamış olmak anlatım bozukluklarının en önemli nedenidir. Özellikle gençlerin dilinde, şoke olmak, gümlemek, yolunu bulmak, araklamak, kazıklamak, ineklemek… gibi argo sözcükler gereğinden fazla kullanılmakta ve gittikçe çeşitlenerek artmaktadır. Daha çok konuşmada görülen bölge ağızlarına ait özelliklerin birçok öğrencide yazıda da görüldü dikkat çekmektedir: mahsustan, savul (sağol), lefha (levha), bastırma (pastırma), moderin, heşte üzülmen, arabaynan, bunnardan, dinnendim, boşanan kadroya, diyerekten, bitaki, bissürü… gibi.

Yani, şey, yahu, tabii, durum, olay, vaziyet, fayda ve yarar, çağdaş uygarlık ve medeniyet çocukların terbiye ve eğitimi, açık ve net gibi sık sık kullanılan ve anlatımı bozan sözler, Türkçenin çok zengin olan söz dağarcığının, iyi kullanılmadığını göstermektedir.

Anlatım bozukluklarını iki ana başlık altında inceleyebiliriz.

  • Sözcüklerle ilgili Anlatım Bozuklukları
  • Cümle kuruluşu ile ilgili Anlatım Bozuklukları

 

Sözcüklerle İlgili Anlatım Bozuklukları

Anlatım bozukluklarının önemli bir bölümü sözcük düzeyindedir. Anlatımda, varlıkların niteliklerini ve eylemlerini, durumları ve duyguları iyi anlatabilmek için bunların dildeki karşılıkları olan sözcüklerin dikkatli seçilmesi gerekir. İyi seçilmemiş bir sözcük cümlenin anlamın bozar.

Sözcük düzeyinde yapılan yanlışları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

Yapıları Yanlış Olan Sözcükler

Sözcüklere yanlış ekler ya da sözcükler eklenerek bu tür yanlışlar yapılır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

  • Yemek yiyilip, kahveler içildikten sonra konuya geçildi. = yenilip (“yemek” eyleminin edilgeni “yenilmek”tir.)
  • “Eva Peron” belgeselinde halkın tezahüratları abartılıydı. = gösterileri (“tezahürat” zaten çoğuldur.)
  • Yeşil beldemizi güzelletelim. = “güzelleştirelim” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • İki ülke arasındaki kardeşane ilişkiler geliştirilmelidir. = kardeşçe (“kardeş” Türkçe, “ane”eki Farsçadır.)
  • Hafta içi taşıt araçları cadde üzerinde on dakikadan fazla kalamazlar. = taşıtlar, araçlar, taşıma araçları
  • Kendisini yakinen tanırım. = yakından (“yakın” Türkçe, “en” eki Arapçadır.)
  • Rahmetlik amcam bu günleri göremedi. = “rahmetli” sözcüğü kullanılmalıdır.

Birbiriyle Karıştırılan Sözcükler

Bu tür yanlışlar sesçe birbirine yakın sözcüklerin karıştırılmasından doğmaktadır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

  • Bu iki sözcüğü birbirine karıştırıyoruz. Oysa aralarında küçük de olsa bir ayrıntı vardır. Ayrıntı (=teferruat, detay). Bu cümlede ayrım (=fark) sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Evler birbirine yaklaşık olarak kurulmuştu. =”yakın” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Onların azımsadığı genç edebiyatçılar çok başarılı oldu. =”küçümsediği” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Başkanın konuşması bütün ülkede olumlu tepkiler yarattı. Tepki (=bir olaya, bir güce karşı geri tepme). Bu cümlede “etki” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Çekimserliği yüzünden hiç hakkını arayamaz. =”çekingenliği” sözcüğü kullanılmalıdır.

 

Birbiriyle karıştırılan sözcüklerin bazıları da şunlardır:

mahsur: kuşatılmış

mahzur: engel

mütehassıs: uzman

mütehassis: duygulu

mütevâzi: paralel

mütevazı: alçak gönüllü

rekâbet: binme

rekabet: rakiplik

yönetmenlik: “yönetmen”lik mesleği

yönetmelik: tüzük

 

Gereksiz Kullanılan Sözcükler

Eş anlamlı sözcüklerin aynı cümle içinde bir arada kullanılması ya da gereksiz bir sözcüğe cümlede yer verilmesi anlatımın gücünü azaltır. Söylenilenin kolaylıkla anlaşılmasına engel olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

  • Yer yer iki metreyi bulan kar yağışına rağmen ilçeye ulaşılmaya çalışılıyor. Ölçülebilen yağış değil kardır. Yer yer iki metreyi bulan kara rağmen
  • Zamanlama çok yanlış bir vakte denk geldi. “Zamanlama yanlış oldu” şeklinde cümle gereksiz sözcüklerden kurtarılabilir.
  • İki bakan, beş saat süreyle görüştüler. “süreyle” sözü gereksizdir.
  • Seçimlerin tarihi yaklaştıkça partilerin faaliyeti gittikçe artıyor. “gittikçe” sözcüğü gereksizdir.
  • Bu görüş ayrılığının sebebi neden kaynaklanıyor? “Bu görüş ayrılığının sebebi nedir?”
  • İlk tanıştığımız günü unutamıyorum. “İlk” sözcüğü gereksizdir.

 

Gereksiz Yinelenen Sözcükler

Bu tür yanlışlar genellikle, aynı sözcüğün Türkçesiyle, yabancı dillerden gelen şeklinin aynı cümle içinde kullanılmasıyla olur.

Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

  • Bu tür kitaplar, çocuklara, merhameti ve acımayı da öğretmelidir.
  • Her dersin kendine özgü ilke ve prensipleri vardır.
  • Kendini düşünen, egoist insanlardan oluşmuş bir topluluktu bu.
  • İlgi ve alakanızı esirgemeyeceğinizi biliyorum.
  • Hepinize sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı
  • Eski geçmiş günleri anımsadım birden.

 

Gereksiz Kullanılan Yardımcı Eylemler

Türkçede kimi ad soylu sözcükler etmek olmak yardımcı eylemleriyle birlikte kullanılmaktadır. Günümüzde bu eylemlere yapmak, bulmak, eylemleri de katılmıştır. Oysa yardımcı eylemlerle cümleyi doldurmak yerine sözcüklerin eylem olanını kullanma yoluna giderek, Türkçenin zenginliğinden ve gücünden yararlanarak, daha duru bir anlatıma sahip olabiliriz.

Umut ediyorum   (umarım, dilerim)

Kuşku etmek                        (kuşkulanmak)

Başvuruda bulunmak, başvuru yapmak             (başvurmak)

Duyuru yapmak   (duyurmak)

Etki etmek                            (etkilemek)

 

ÖRNEK:

Son günlerin en çok istek alan parçası yine bir numarada = ”istenen veya beğenilen” olmalıdır.

Burada bekleme yapılmaz. = ”beklenmez veya durulmaz” olmalıdır.

Dershanemizin düzenlemiş olduğu geceye hoş geldiniz. = “düzenlediği” olmalıdır.

 

Anlamca Çelişen Sözcükler

Bir yazı ya da konuşmada, birbirini tutmayan, çelişen sözler kullanılması okuyanı, dinleyeni şaşırtır. Anlatım inandırıcılığını yitirir, karışıklığa yol açar.

Türkçede karışıklığa yol açan sözlerden bazılarını cümleler üzerinde inceleyelim.

  • Belki bugün sinemaya gideceğiz
  • Kuşkusuz duyduğum kardeşimin sesi olmalı.
  • Eminizki iradeli bir insan olan öğretmenimiz bu sorununu da herhalde çözmüştür.
  • Üç ayrı yerde başlayan yangında mutlaka kasıt ihtimali var diyorlar.
  • Aşağı yukarı tam beş yıldır bizi aramıyor.
  • Kısmen de olsa kendimi ona karşı tamamen sorumlu hissediyorum.

 

Yanlış Okunan, Yazılan ve Söylenen Sözcükler

Bu yanlışlar genellikle başka dillerden Türkçeye girmiş sözcüklerin okunmasında, yazılmasında ve söylenmesinde görülür. Çoğunlukla yabancı sözcüklerin anlamının tam ve doğru olarak bilinmemesinden ileri gelir. Anlamı tam ve doğru olarak bilinmeyen yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerinin seçilmesi anlatımın doğru ve açık olmasını sağlar.

Aşağıda bu tür sözcüklerin bir kısmının yanlış ve doğru şekilleri liste halinde verilmiştir.

Yanlış / Doğru

adele / adale

afaroz / aforoz

asvalt / asfalt

âyar / ayar

hâtırâ / hâtıra

herkez / herkes

ihtibaren / itibaren

kavonoz / kavanoz

klavuz / kılavuz

lağzım / lazım

muaffak / muvaffak

örneyin / örneğin

sezeryan / sezaryen

tarikatler / tarîkatler

tafsiye / tasfiye

yalnış / yanlış

yanlız / yalnız

Cümle Kuruluşu ile İlgili Anlatım Bozuklukları

Dilde sesler bir araya gelerek sözcükleri, sözcükler bir araya gelerek cümleleri oluşturur. Sözcükleri doğru seçmek kadar, onları cümlede yerli yerinde kullanmak da anlatımı etkiler.

Cümlenin Öğeleriyle İlgili Anlatım Bozuklukları

Cümleler duygu, düşünce ve isteklerimizi en kolay ve en kısa anlatma araçlarıdır. Kurduğumuz cümleler her zaman açık ve anlaşılır olmalıdır. Cümleyi oluşturan öğeler anlatılmak istenen amaca göre belirli bir düzen içinde sıralanır. Öğelerin dizilişi amaca uygun olmazsa ya da cümle içinde bir sözcük eksik olursa cümle istediğini anlatamaz. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

 

  • Burası bu tartışmanın ne yeri ne de zamanı. “Burası bu tartışmanın yeri” olmayabilir ama “burası bu tartışmanın zamanı…” biçiminde bir anlatım doğru değildir.
  • Okulun onarımı üç ay içinde bitecek ve eğitime başlayacaktır. Bitecek olan “okulun onarımı”dır. Eğitime başlayacak olan ise “okul”dur. İkinci cümlenin öznesi olan “okul” sözcüğü kullanılmadığı için cümlede anlatım bozukluğu vardır.
  • O seni inandırmak için yalvarıyor, biz de sizi kuşkuyla izliyorduk. İnandırmaya çalışan “o”dur. İzleyen ise “biz”. İki ayrı yargı, iki ayrı özne vardır. Birinci cümlenin yüklemi yalvarıyordu” olmalıydı.
  • Senin bu işi yapacağına inanıyor ve bekliyorum. “bekliyorum” yüklemi geçişli bir eylem olduğundan bir nesne ile kullanılması gerekirdi. Bu cümlede bekliyorum yükleminden önce “bunu” sözcüğünün de bulunması gerekirdi.
  • Gençlerimizi sevmeliyiz, güvenmeliyiz. “gençlerimizi” sözcüğü, “sevmeliyiz” yükleminin nesnesidir. Ancak “gençlerimiz” sözcüğü “güvenmeliyiz “ sözcüğüne nesne olamaz. Çünkü “güvenmeliyiz” yüklemi bir dolaylı tümleçle birlikte kullanılmalıdır. Bu cümlede “güvenmeliyiz yükleminden önce “onlara” tümlecinin de bulunması gerekirdi.
  • Dişçi çocuğun dişini çekip eve gönderdi. “Dişçi çocuğun dişini çektikten sonra onu evinde gönderdi” olmalıydı.
  • Evin eşyaları boşaltıdıldı ve yakıldı. Bu cümlede yakılan nedir? Ev mi yoksa eşyalar mı?

 

Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını gidermeye çalışın.

  • Buna ancak okurlar karar verir, uygular.
  • Niyazi’yi çok sever, daima güvenirim.
  • Bütün kitapları adı listeye yazıldı ve kütüphanedeki raflara yerleştirildi.
  • Öğretmen sayısı çok olan gölgelerden alıp az olan bölgelere vereceğiz.

 

Olumlu ve Olumsuz yargıların Birlikte Kullanımından Doğan Anlatım Bozuklukları

Olumlu ve olumsuz yargıların birlikte kullanıldığı cümlelerde yargıların birbirine karışmamasına dikkat etmek gerekir. Genellikle virgülle, noktalı virgülle, (ve, ama, fakat, ancak gibi) bağlaçlarla birbirine bağlanan, düşüncelerin art arda sıralandığı sıralı cümlelerde olumlu ve olumsuz yargıların birbirine karıştırıldığı olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

  • Düşüncelerinde ısrarlı ama inatçı değildi. “değildi” yüklemi “inatçı” sözüyle birlikte, “ısrarlı” sözcüğünün de yüklemi durumunda. Düşüncelerinde ısrarlıydı ama inatçı değildi, olmalıdır.
  • Tereyağı tam sağlıklı ve yaşlı olmayan kimselerce yenmelidir. “tam sağlıklı” ve “yaşlı olmayan” sözlerinden “sağlıksız” ve “genç” anlamları çıkıyor. Tereyağı tam sağlıklı ve genç kimselerce yenmelidir, olmalıdır.
  • Çalışkan ama girişken bir öğrenci değildi. (çalışkandı.
  • Peyniri az zeytini hiç yemem.(az severim.)

 

Yardımcı Eylem Eksikliğinden Doğan Anlatım Bozuklukları

Türkçe’de sık karşılaşılan anlatım bozukluklarından biri de yardımcı eylem eksikliğinden doğan anlatım yanlışlarıdır. Özellikle sıralı ve bağlı cümlelerde yardımcı eylemlerin unutulması cümlede anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

Öğretmenlerin içinde bulundu koşullar tespit ve koşullar eğitimi olumlu yönde geliştirecek biçimde düzeltilmelidir. “tespit” sözcüğünden sonra “etmek” yardımcı eyleminin “edilmeli” biçimi getirilmelidir.

  • Öğrencilerimizi tebrik ve hepinizin adına teşekkür ederim. “tebrik” sözcüğünden sonra “etmek” yardımcı eyleminin “eder” şekli getirilmeli. Ayrıca “adına” sözcüğünden sonra “kendilerine” sözcüğü getirilerek cümledeki dolaylı tümleç eksikliği de giderilmelidir.
  • Okullardaki eşyaları tahrip ve onlara zarar verenler disiplin kuruluna verilir. “tahrip” sözcüğünden sonra “etmek” yardımcı eyleminin “eden” biçimi getirilmelidir.

 

Sözcük ve Sözcük Öbeklerinin Yerinde Kullanılmamasından Doğan Anlatım Bozuklukları

Bir cümle içinde sözcükler, bulunması gereken yerde bulunmazsa anlam karışıklığı, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Cümlenin anlamında belirsizlik olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

  • Ali’nin sınıf başkanlığı otuza karşı, on iki oyla reddedildi. Bu cümleye göre Ali’nin başkanlığı on iki oyla reddedilmiş oluyor. Oysa anlatılmak istenen otuz oyla reddedildiğidir.
  • Çırılçıplak gazetecilere yakalanan sanatçı ateş püskürdü. “Çırılçıplak” olan “gazeteciler” mi yoksa “sanatçı” mı?

 

Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını gidermeye çalışın.

  • Haberlerde tekrar tekrar yıkılan köprüleri izledim.
  • Bütün gün bomboş evde oturdum.
  • Henüz bu dersin sağladığı yararlar öğrencilerimize tam olarak yansımış değil.
  • Ağrısız kulak delinir.

 

Özne-Yüklem Uyumsuzluğundan Doğan Anlatım Bozuklukları

Özne ile yüklemin uyumsuzluğu cümlenin anlatımını bozar.

Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

  • Sergül ile Ayberk’in anlatımında hem yanlışlar var hem de kitap diline hiç uygun değil. “hiç uygun değil” yükleminin öznesi “Sergül ile Ayberk’in anlatımı” olmalıdır.
  • Bu gibi olayları saymakla bitmez. “bitmez” eyleminin öznesi “bu gibi olayla” olmalıdır.
  • O yıl eğlenceyi seven ne kadar öğrenciler varsa bu derslere ilgi gösterdi. “öğrenci” sözcüğü tekil kullanılmalıdır.
  • Ellerine uğur böcekleri konuyorlar. Cümledeki özne çoğul hayvan adı veya çoğul bitki adı olursa, cümlenin yüklemi tekil olur. “konuyor” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Kamyonların gürültüleri bütün sokağı kaplıyorlardı. Özneleri çoğul cansız arlık olan cümlelerin yüklemi tekil olur. “kaplıyordu” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Saniyeler geçmek bilmiyorlardı. Saat, dakika, saniye, ay, yıl gibi zamana adlarından birini gösteren çoğul öznelerin yüklemi tekil olur. “bilmiyordu” sözcüğü kullanılmalıdır.

 

Düşünme Hatalarından Doğan Anlatım Bozuklukları

Türkçenin özellikle sözlü anlatımında düşünme hatalarından doğan anlatım bozuklukları da görülmektedir. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

  • Otomobilin bagajından bir kamyon dolusu silah çıktı. (Otomobilin bagajına bir kamyon dolusu silah sığmaz)
  • Aşağıya indiğimizde arabamızı çalınmış olarak bulduk. (Araba ya vardır ya da yoktur. Çalınmış olarak bulunamaz.)
  • Bir koltukta ölü olarak uyanmak istemiyorum. (Öldükten sonra uyanmak mümkün değildir.)
  • Bu yılki salgın hastalıkta hayvan ölümü sayısı 275 olarak gerçekleşti. (275 sayısı, hayvan ölümü sayısı değil, ölen hayvan sayısıdır.)
  • Bütün bildiklerimi ve bilmediklerimi oğluma öğretmek istiyorum. (Bildiklerimizi öğretebiliriz ama bilmediklerimizi öğretemeyiz.)
  • Bugün yapılan antrenmanda iki futbolcu arasında sözlü bir tartışma geçti. (Antrenman sırasında, futbolcular arasında elbette sözlü tartışma yapılacaktır. O anda yazılı bir tartışma olamaz.)
  • İlk kez gerçekleşen gösteriye katılım rekor düzeydeydi. (İlk kez yapılan bir gösteriye katılan izleyici sayısının, rekor düzeyde olup olmadığı bilinemez.)
  • Yangında ihmal var. (İhmal, yangında değildir. Ancak yangının çıkmasına neden olan kişilerin ihmali söz konusu olabilir.)

 

 

* *Kimi  bölümlerde içerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like
Devamı

ÖDEV TESTİ 1

1. “Birbirlerinize çok yakışıyorsunuz.” dedi. Cümlesindeki anlatım bozukluğunun benzeri aşağıdakilerden hangisinde vardır? A) Mevsimler gelip geçiyor. B) Aileler…
Devamı

ÖDEV TESTİ 10

“Yanımda(I) oturan bayan, sürekli (ıı)eşinin kulağına(III) eğilip  işitilmeyecek kadar(IV)  alçak sesle (V) bir şeyler söylüyordu.” Bu cümlede numaralanmış…