Türk şiirinin geçmişten günümüze dek uzanan gelişimini, birikimini gözler önüne sermeyi amaçlayan “Cumhuriyetten Günümüze Türk Şiiri Antolojisi” uzun ve yorucu bir çabanın ürünü. Şiirimizin tarihsel gelişimini başarıyla gözler önüne seren eser, aynı zamanda şiire emek verenlerle şiir dostlarını buluşturuyor. Şiire yıllarını vermiş, vermekte olan 526 şairin 1909 seçilmiş şiirinin yer aldığı kitap bu biçimiyle ülkemizde şimdiye dek hazırlanan antolojilere göre hayli geniş kapsamlı ve etkileyici.

1.Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Tartışma – öznel
B) Açıklama – öznel
C) Örnekleme – nesnel
D) Tartışma – nesnel
E) Betimleme – nesnel

Yirminci yüzyılın en önemli oyun yazarlarından ve ozanlarından biri olan Lorca’nın kaleme aldığı “Kanlı Düğün” ün çıkış noktası Almeria’da geçen bir gazete haberi. Ozan bu gazete haberini yeniden kurgulayarak yazdığı “Kanlı Düğün”ü şiirle süslemeyi de ihmal etmiyor. İlginç karakterlerden ve üç perdeden oluşan oyun, tiyatroseverlerin ilgisini yazarın diğer oyunlarından daha çok çekecek gibi görünüyor.

2.Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?

A) Açıklama – tanık gösterme
B) Öyküleme – örnekleme
C) Tartışma – karşılaştırma
D) Açıklama – karşılaştırma
E) Örnekleme – tanık gösterme

Upuzun bir koridorda yalpalayarak yürüyordu. Gözleri kararıyor, tüm vücudu titriyor, kendini çok bitkin hissediyordu. Bacakları vücudunu taşıyamaz olmuştu. Koridorun her iki tarafı akvaryumdu. Bir sürü balık vardı küçük küçük kum gibi. Dinlenmek için yaslanmak istiyor, elini dayamak istediğinde tüm balıklar ona yöneliyordu. Camın kırılmasından korkuyordu. Sanki, “Piranalar” filminde olduğu gibi binlerce küçük balık, sürüler halinde gelip onu iskelete dönüştürecekti.

3.Yukarıdaki paragraf için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) İnsandan doğaya aktarma yapılmıştır.
B) Olaylar, oluş sırasına göre verilmiştir.
C) Benzetme yapılmıştır.
D) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.
E) Amaç — sonuç cümlesi vardır.

Küçükken en sevdiği şey masanın altına saklanmaktı. Muşamba örtünün altına küçük kırmızı tahta kamyonuyla girer, uzaklara giderdi. Annesi orada saatlerce oyalanmasına izin verirdi. Sadece yün patikli ayaklarını gördüğü annesi oradan oraya saatlerce koşturur, ara sıra muşam-ba örtüyü kaldırıp “Benim uslu yavrum ne yapıyormuş?” derdi. Yalnızlık onun kalkanıydı. Onu kalabalıklar korkutmuştu. İşte bu upuzun koridorda da yalnızdı.

4.Yukarıdaki parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Karşılaştırma  B) Doğrudan anlatım  C) Somutlama  D) Koşul cümlesi  E) Öznel cümleler

Yıldızlar yine bütün endamıyla karanlığa asılı duruyor salkım salkım. Pencerem sonuna kadar açık. Bu pencere hiç kapanmayacak, hiç kapanmamalı. Gecenin soğuğu titretse de bedenimi, yaşamam için bu pencere sonuna kadar açık duracak. Yıldızlar geceye asılı duracak, ben de pencereye asılı duracağım. Yıldızlar teker teker şehrin kucağına düşüyor. Bu ürperten sessizlik biliyorum onları öldürecek. Kayan hiçbir yıldız bir daha yükselmeyecek.

5.Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Örnekleme                                               B) Yineleme
C) Birden fazla duyudan yararlanma      D) Kişileştirme
E) Doğadan doğaya aktarma

İlkbahar geldi mi, renkler, gökyüzü ve doğal ışıkların parlaklığı değişiverir. Taksim Alanı’nda çiçek satan Çingenelerin sayısı ve çiçeklerin çeşidi artar. Kentin en güzel görüntülerinden biridir bu. İçim coşkuyla dolu, inançlarım daha bir güçlü, sapasağlamım. Her konuda sanki en doğru düşünceye ulaşmışım. Böyle anlarda insan hem güçlü hem de mutlu oluyor. Her ayrıntıya dek bakmak, uzakta kıyı şeritlerini, denizin yüzeyini ve dünyanın tüm zamanlarını düşünmek istiyorum.

6.Yukarıdaki paragraf için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Karşılaştırma yapılmıştır.
B) Okuyucuya izlenim kazandırılmıştır.
C) Benzetme yapılmıştır.
D) Kişisel yorumlara yer verilmiştir.
E) Değişik yapıda cümleler kullanılmıştır.

Surlar arasında yeşillikler, kır çiçekleri, Akdeniz bitkileri sarkıyor. Saksılar beyaz kireçle boyanmış. Sardunyalar pembe, kırmızı, koyu kırmızı, beyaz… Beni sevindiren bir çiçektir bu sardunyalar. Bana hep Akdeniz’i, tanımadığımız Sicilya adasını bile düşündürür. Gerideki büyük çınarların altlarında da balıkçı tekneleri var. İnsanların yüzleri güneşten iyice kavrulmuş, sağlıklı bir görünüşleri var. Burada her şey renkli.

7.Yukarıdaki parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Açıklama  B) Betimleme  C) Tartışma  D) Öyküleme  E) Karşılaştırma

Son günlerde “idi” nin ayrı veya birleşik yazılmasıyla ilgili bir tartışma başladı. Bildiğim kadarıyla bu konuda oybirliğiyle varılmış bir saptama yok. Bazılarına göre “idi”nin ayrı yazılması, yerine göre anlatımın vurgulanmasını sağlıyor ya da anlatıma tarihsel bir ton katıyor. Nazım Hikmet “Şeyh Bedrettin Destanı”nda bu olanağı çok iyi kullanmıştır. Şunu da bilmek gerekir ki söz konusu iki biçimden biri dilin daha eski dönemlerine ait bir biçimken, diğeri daha yeni.

8.Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?

A) Tartışma, tanık gösterme, örnekleme
B) Açıklama, karşılaştırma, tanık gösterme
C) Örnekleme, tanık gösterme, tanımlama
D) Öyküleme, karşılaştırma, tanımlara
E) Açıklama, örnekleme, karşılaştırma

Güneş, tepemizin üstünde ateş gibi yakıyor. Kocaman çelik kazanlarda kaynatmış ateşini, başımızdan döküyor. Tarlada buğday biçiyoruz. Sıcaktan buharlaşıp uçuyoruz. Boyu iki karış yok ekinimizin. Toprak kötü. On parmak altı kaya. Kaya ekini yakıyor. Ekinin öyle bir yerine gelip durduk ki şimdi orman, tastamam pıtrak ormanı! Hatta ormandan daha beter, pıtrak denizi! Pıtrak tutmuş kaplamış her yeri. Ekinden çok pıtrak var. Sapları uzayıp uzayıp kurumuş, tohumları kemik gibi.

9.Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

A) Abartmaya B) Benzetmeye C) Betimlemeye D) Kişileştirmeye E) Örneklemeye

 

Bir gün 40 yaşıma gelip dayanacağım hiç aklıma gelmezdi. Ne kaldı şunun şurasında, altı ay. Hiçbir altı ay, bu denli değerli görünmemişti gözüme. Şimdi ne yap-malı? Otuzların son kavşağını adamakıllı, tadına vara vara yaşamalı. “Yaşamı önemsemek” dedikleri, böyle bir şey olmalı. Ara yaşları pek düşünme gereği duymayız; ben de duymadım. Ama şu “on” yıllar öyle değil, pek kolay atlatılmıyor. Yirmiyi önemsemeyiz hiç, güle oynaya geçiririz. Otuzda biraz durup sendeleriz. Kırk gelip çattığında ise iyiden iyiye anlıyor insan işin ciddiyetini.

10.Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) İkilemelerden yararlanılmıştır.
B) Betimlemeye başvurulmuştur.
C) Deyim aktarması vardır.
D) Karşılaştırmaya başvurulmuştur.
E) Öyküleyici öğeler kullanılmıştır.

 

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafifletir, inceden inceden.

11.Bu dizelerde aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?

A) Kişileştirmeden           B) Benzetmeden

C) Niteleyici sözcükten   D) Yinelemeden

E) İşitsel öğelerden

 

12.Aşağıdakilerden hangisi öyküleyici anlatıma örnek gösterilemez?

A) Ağır bir bulut yığınının kenarından görünen açık sarı  ışın demeti, sonsuzluğa uzanan bir el gibiydi.
B) Evden çıkacağı sırada ayaklarının boyasız olduğunu gördü, sonra da saçının bozulduğunu düşünerek aynanın
karşısına geçti.
C) Şehrin dar sokaklarından hiç konuşmadan ilerlediler; birden bastıran yağmur, taş döşeli sokaklarda gölcükler oluş
turmaya başlamıştı bile.
D) Müdür bey, gidip bir duvarı boydan boya örten perdeyi “şangırt” diye çekti, perde bir anda açılıverdi.
E) Aheste adımlarla tasasız, iki saat kadar dolaşıp durdum,derken dar orman patikalarının karmaşasında yolumu yitirdim.

 

Ölüme karşı olan duyarsızlığı, pek çok yerde gözlüyoruz. Banka kuyruğunda can vermiş bir emeklinin üzerine rastgele örtülen bir gazete parçasında… Çoğuna görev savmak için gidilen ve eş dostla havadan sudan sohbet edilen cenaze törenlerinde… Her geçen yıl şehrin biraz daha uzağına sürülen mezarlıklarda… Ölüm, modern insanın göz önünden kaldırarak tamamıyla unutmaya çalıştığı devasız bir dert sanki… Hayat; görmezden gelerek, ölümü hem şehirlerden hem zihinlerden kovuyor.

13.Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Karşılaştırma  B) Tanımlama  C) Betimleme  D) Örnekleme  E) Öyküleme

 

Realizm, bir estetik kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasisizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasisizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti. Realizmin gayesi, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve edebi eserlerin bir bilim adamının klinik bulgularına benzer bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır.

14.Yukarıdaki paragrafın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Açıklama  B) Betimleme  C) Tartışma  D) Öyküleme  E) Karşılaştırma

 

Şair, devamlı bir araştırma ve deneme içerisinde olan, mısralardaki duygu, düşünce ve hayallerin nasıl daha etkileyici anlatılabileceği endişesi içinde hareket eden adamdır. Unutmayınız ki, Türk edebiyatı içinde şair diye tanınmış ve şiirleriyle hafızamızda yer etmiş sanatçılardan hiçbirisi kendisini tam olarak “şair” kabul etmemiştir. Sanatın ne olduğunu anlamış, onu özümsemiş ve doğasını öğrenmiş bir sanatkâr için, “Ben şairim.” diyebilmek cesaret ister.

15.Yukarıdaki parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisinden yararlanılmıştır?
A)Tanımlama  B) Açıklama  C) Karşılaştırma  D) Tanık gösterme  E) Örnekleme

 

Öncelikli olarak şiir karşısındaki duruşumuzun belirlenmesinde fayda vardır. Doğrusu bana göre okur, şiirin karşısında bir buluta, bir ağaca veya bir dağa bakan insanın durumuyla aynı kaderi yaşamaktadır. Peki bir ağaç, bir bulut, bir dağ insana neler söyler ya da bir şey söyler mi? Bu durum, kişinin o varlıklara verdiği, yüklediği anlamla ilgilidir elbette. Yani biz onlara bir anlam yüklemekteyiz ki onlarda bizi çeken şey de aslında bizim onlara yüklediğimiz bu anlamdır. Şiir karşısında böyle bir duruş sergilemeyenler, doğrusu hüsrana uğrayacaktır.

16.Yukarıdaki parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tartışma  B) Açıklama  C) Karşılaştırma  D) Betimleme  E) Öyküleme

(I) Şair, şiirin peşinde yılmadan, yorulmadan koşan adamdır. (II) Yazdığı hem ses hem de mana itibarıyla kulağa ve akla hoş gelen insandır; ancak bunları yapa-bilmek için şairin belli bir bilgi birikimine sahip olması icap eder. (III) Yoksa şairlik ne aşkımızın serenadı ne de aklımıza o an gelenlerin ardı ardına sıralanmasıdır. (IV) Unutmayınız ki, dili ve kültürü kullanan sanat dallarıyla uğraşanlar, tam yeterliliğe sahip olmadan eser vermeye kalkarsa, iyi niyetle yapılan bu iş, dil açısından ağır sonuçlar doğurabilir. (V) Şiirde malzeme olarak kullanılan güzel Türkçemiz hususunda dikkatli olunması gerektiğini herkese hatırlatıyorum.

17.Yukarıdaki paragraf için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) I. cümle tanım cümlesidir.
B) II. cümlede amaç söz konusudur.
C) lll. cümle şekilce olumlu anlamca olumsuzdur.
D) IV. cümlede koşul anlamı vardır.
E) V. cümlede doğrudan anlatım yapılmıştır.

 

Bir zamanlar, ayrıldığımda dünya başıma yıkılır sandığım annem, geçen yaz gittiğimde sözü bir yerlerden dolaştırıp ayrılığa, hasretliğe getirdi. O gönül zengini kadın, bütün filozofları ve şairleri kıskandıracak dokunaklı bir söz söyledi: “Birbirimizi görmeden yaşlanıyoruz oğlum.” Çarpıldım, sarsıldım… Bu söz kurşun gibi saplandı içime. Boğazıma bir şey düğümlendi, yutkunamadım. O da ben de biliriz ki, bunları konuşmaya yüreğimiz dayanmaz. Yalnızca susar ve için için ağlarız.

18.Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Karşılaştırmalara başvurulmuştur.
B) Öykülemeye başvurulmuştur.
C) Benzetmeye yer verilmiştir.
D) Olaylar, oluş sırasına göre verilmiştir.
E) Sözcüklerin duygusal çağrışımlarından yararlanılmıştır.

 

İnsan, bir şiir karşısında bir eşyanın karşısında durduğu gibi duramaz. Neticede insan, eşyayı beş duyusuyla algılar. Beş duyu ise eşyayı insana dışardan ulaştırabilir. Mesela göz, gösterir, el tutar o kadar. Şiir ise beş duyu ile başlayan yolculuktan öteye, esrarlı bir alana yolculuktur. Aslında böyle bir duyarlılığı geliştirenler, eşya karşısında da şiir karşısında durdukları gibi dururlar. Eşya da böylesi yaklaşan birisi için bir şiire dönüşür. Bu ise kainat ve varlık kitabını en azından hecelemeye başlamak demektir.

19.Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Olasılık cümlesi  B) Benzetme  C) Tanımlama  D) Somutlama  E) Deyim

 

Gerçek şiir iyiliğin şiiridir, der Aragon ve insan ruhunun ışığı olarak gördüğü bu şiiri, yoğunluğun doruğuna çıkarılmış insani düşünce olarak niteler. Bizse, şiirin insani düşüncenin bizzat kendisi olduğunu söylüyoruz. Platon, trajedilerdeki iğrenç dizelere bakarak, şiirin ahlak bozucu bir şey olduğuna karar verir. Oysa şiir çalışmasının ahlak bozucu olması, şiir işçisinin, ahlak-sız olmasından başka bir şeyi açıklamaz. Yüreğinin çirkinliğini sunmaktadır ahlaksız şiir işçisi, duygularının çirkinliğine ortaklar aramaktadır.

20.Yukarıdaki paragrafta düşünceyi geliştirme yollarından hangilerinden yararlanılmıştır?

A) Tanık gösterme – karşılaştırma
B) Örnekleme – karşılaştırma
C) Örnekleme – tanık gösterme
D) Tartışma – tanımlama
E) Açıklama – betimleme

YANITLAR

1. B 11. E
2. D 12. E
3. A 13. A
4. D 14. D
5. A 15. A
6. C 16. A
7. B 17. E
8. E 18. A
9. E 19. E
10. B 20. A

* Kimi sorularda içerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

ÖDEV TESTİ 3

(I) Sofraya taze fasulye, jöleli soğuk pirzola, ar­mut hoşafı ve pilav kondu. (II) İçecek olarak da çayla süt vardı. (III) Evin beyi bana servis…
Devamı

Anlatım Biçimleri

İnsanlar gördüklerini, duyduklarını, düşündüklerini, tasarladıklarını başkalarına anlatma gereği duymuşlardır. Bu aktarmalarda insanın belli bir amacı vardır. Söyleyeceklerimizi amacımıza…