Sözcükler tür bakımından iki ana gruba ve sekiz ayrı türe ayrılır:

a. İsim Soylu Sözcükler :
İsim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç,ünlem
b. Fiil Soylu Sözcükler :
Fiiller

*Fiilimsi sözcük türü değildir.
*Sözcüğün türü, o sözcüğün görevi ile ilgilidir.

A) İSİM SOYLU SÖZCÜKLER

İSİM (AD)

Varlıkları, kavramları karşılayan sözcüklerdir. İsimlerle, karşıladıkları kavram ve nesneler arasında çok sıkı bir ilgi vardır. Bunlar daima birbirlerini çağrıştırır.

Örneğin “kalem” sözü aklımızda hemen varlık olarak “kalem” nesnesini canlandırır. Ya da bir kalemi gördüğümüzde zihnimize hemen onu karşılayan isim gelir.
Kavramlar için ise bu kadar belirgin bir ilişkinin varlığını söyleyemeyiz.
Örneğin “keder” dendiğinde aklımızda bir nesne canlanmaz; ancak bunun insanı üzülmesine neden olan bir durum olduğu zihnimizde belirir.

İsim değişik yönlerden incelenir.

Varlıklara Verilişlerine Göre:

a. Cins İsmi : Aynı türden varlıkları karşılayan isimlerdir. Bu varlıkların benzerleri etrafta çoktur: ağaç, top, kitap vs.

b. Özel İsim : Tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan isimlerdir. Haşmet,Eskişehir,Seyitgazi…

Karşıladığı Varlığın Sayısına Göre:

a. Tekil İsim :Sayıca tek bir varlığı karşılayan isimlerdir: Kalem, defter,silgi, ev…

b. Çoğul İsim :Sayıca birden çok varlığı karşılayan isimlerdir. İsimlere (-ler, -lar) eki getirilerek yapılır: Ağaç-lar,masalar, evler, arabalar…

c. Topluluk İsmi : Çoğul eki almadan birçok varlığı karşılayan isimlerdir: Toplum, halk, millet, ordu, bölük, sürü…

Varlıkların oluşlarına göre adlar:
1) Somut İsim: Duyu organlarımızın herhangi biriyle algılayabildiğimiz kavramların isimleridir:Taş, yıldırım, su, bulut, hava, elektrik…
2) Soyut İsim: Duyu organlarımızla algılayamadığımız kavramların isimleridir.
Sevgi, kin, nefret, erdem, melek, cin…

AD TAMLAMALARI

Bir adın aitlik ilgisi bakımından daha belirli hale gelmesi için başka bir ad tarafından tamlanmasıyla meydana gelen söz öbeğine denir.

“… yolu yapıldı.” cümlesine baktığımızda aklımıza hemen “Neyin yolu?” sorusu geliyor. Demek ki bu cümlede yolun nereye ait olduğu belli değil.

Bu cümleyi,“Kasabanın yolu yapıldı.” şeklinde söylersek aitlik ilgisi tamamlanmış olur. Bu şekilde oluşan söz öbeğine de ad tamlaması denir. Ad tamlamasında birinci ada “tamlayan”, ikinci ada “tamlanan” adı verilir.

Ad tamlamaları dört grupta incelenir.

1. Belirtili Ad Tamlaması:Tamlayanın ilgi, tamlananın iyelik eki aldığı tamlamalardır. Bu tür tamlamalarda son derece kuvvetli bir aitlik ilgisi vardır.

“Şiirin güzelliği herkes tarafından kabul edildi.” cümlesinde altı çizili söz öbeği bir belirtili ad tamlamasıdır.

“- den” hal eki tamlayanda kullanılan ilgi ekinin yerine geçerek belirtili ad tamlaması kurabilir.

“İşçilerden ikisi burada beklesin, diğerleri bizimle gelsin.” cümlesinde “işçilerden ikisi” sözü belirtili ad tamlamasıdır. Biz bunu “işçilerin ikisi” biçiminde de söyleyebiliriz.
Bir tamlayan birden fazla tamlanana bağlanabileceği gibi, bir tamlanan birden fazla tamlayana da bağlanabilir.

“Ağaçların yaprakları, dalları, gövdesi hepimizin dikkatini çekmişti.”cümlesinde “ağaçların” tamlayan; “yaprakları, dalları, gövdesi” tamlanandır.

“Kırların, çiçeklerin, kuşların, böceklerin neşesi hepimizi etkilemişti.” cümlesinde “kırların, çiçeklerin, kuşların, böceklerin” tamlayan; “neşesi” tamlanandır.

*Bu tür tamlamalar belirtili ad tamlaması sayılır.

2. Belirtisiz Ad Tamlaması: Tamlayanın ilgi eki almayıp tamlananın iyelik eki aldığı tamlamalardır. Bu tür tamlamalarda bir adın başka bir ada aitliğinden çok bir nesne ya da kavram adı oluşturmak esastır.

“Gömleğinin markasını öğrenebilir miyim?” cümlesindeki “gömleğinin markası” tamlaması belirtilidir ve belli bir gömleğe ait olan bir markadan söz etmektedir. Biz bu tamlamayı “gömlek markası” şeklinde söylersek yani “- nın” ekini kaldırırsak tamlama belirtisiz olur. Bu durumda belli bir gömleğe ait olan bir markadan değil de herhangi bir markadan söz edilmiştir.

*Bu özelliğinden dolayı tamlayanla tamlanan arasına başka bir öge giremez.

3 . Takısız Ad Tamlaması:Tamlayan ve tamlanan, tamlama eklerini almaz. Tamlayan, tamlananın hangi maddeden yapıldığını veya neye benzediğini bildirir. Takısız isim tamlamaları ile sıfat tamlamaları birbirine karıştırılmamalıdır.

Takısız İsim Tamlaması Sıfat Tamlaması
Tahta çanta Güzel çanta
Demir kapı Büyük kapı
Demir yumruk Sert yumruk
Badem göz Siyah göz
Çini vazo süslü vazo
Altın bilezik Burgulu bilezik

4. Zincirleme Ad Tamlaması:Tamlayanın, tamlananın veya her ikisinin kendi içinde başka bir ad tamlaması olduğu söz öbekleridir.
“Türkçe öğretmeninin sözlerini hiç unutmadım.” cümlesinde “Türkçe öğretmeni” belirtisiz ad tamlamasıdır. Bu tamlamaya “-(n)in” ilgi eki eklenmiş ve tamlama “sözleri” tamlananına bağlanmış. Böylece iki tamlama iç içe girmiş ve zincirleme isim tamlaması olmuştur.

ÖRNEK SORU:

(I)Makarayla ipliğe geçirdiği taneyi öteki eline aldı. (II) Subaşını kesen kayanın ardından dolandı. (III) Kayanın ardındaki açıklığa çömeldi. (IV)Çıkının düğümlerini dikkatle açtı.(V)Hayalleri gibi düğüm düğüm olmuştu çıkında…

Yukarıdaki parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) I.cümlede somut adlara yer verilmiştir.
B) II.cümlede uzaklaşma durum eki kullanılmıştır.
C) III.cümlede belirtili ad tamlaması kullanılmıştır.
D) IV.cümlede hem iyelik eki hem de belirtme durum ekini almış bir sözcüğe yer verilmiştir.
E) V.cümlede topluluk adı kullanılmıştır.

ÇÖZÜM:I.cümlede “makara,iplik” sözcükleri somut addır. II.cümlede “ard-ı-n-dan” sözcüğündeki”-den” eki uzak-laşma durum ekidir. III.cümledeki “Kayanın ardı”söz öbeği belirtili ad tamlamasıdır. IV.cümledeki “düğüm-ler-i-n-i” sözcüğünde hem iyelik eki hem de belirtme du-rum eki kullanılmıştır. V.cümlede topluluk adına yer verilmemiştir.
CEVAP:E

İSMİN HÂLLERİ:
İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer sözcüklerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.

1. Yalın Hâl (Nominatif):Eki yoktur.İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.

ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)…

Yapım ekleri de ismin yalın durumunu değiştirmez: kalemlik, bilgili, susuz, meslektaş…
Birleşik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar: dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkişi…

2. Belirtme (Yükleme) Hâli: ı, -i, -u, -ü eklerini alan isimler bu duruma girer. Bu isimler genellikle belirtili nesne olur.
Defteri, okulu… Ali kitabı aldı. (Belirtili nesne)
ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım,

NOT : Türkçe’de üçt çeşit -i (-ı, -u, -ü) eki vardır. Bunları birbirine karıştırmamalıyız.

Köyü güzelmiş (iyelik eki)
Köyü gezdiler (hal eki)
Ört-ü, diz-i (fiilden isim yapma eki)

3. Yönelme Hâli:“-E” ekiyle yapılır. Yüklemin yöneldiği yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.

Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme, yaklaşma, ulaşma söz konusudur. Yönelme hâlindeki sözcükler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “neye, kime, nereye” sorularının cevabıdır. Sinema-y-a git, ev-e dön…
4. Bulunma Hâli:“-dE” ekiyle yapılır.Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir.
Genellikle “kimde, nede, nerede”sorularına cevap vererek dolaylı tümleç olur. Babamda hiç para yoktu. (Kimde)
ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı  …

5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli:“-den” ekiyle yapılır.Eklendiği sözcüğü dolaylı tümleç yapar; “çıkma, ay-rılma, uzaklaşma” bildirir.
İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereden, kimden, neden” sorularının cevabıdır. okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi…
-den ekini alan isimler bazen zarf tümleci olur. Sıkıntı-dan her tarafı sivilce doldu. (Zarf tümleci)
-den eki, bazen yapım eki olarak kullanılır. Bu durumda ya sıfat ya da zarf görevi üstlenir. Candan dost, toptan satış, içten davranış…
-den eki bazen belirtili isim tamlamalarındaki tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün ‘ün yerini tutabilir. Çocukların biri ….Çocuklardan biri.
-den ekini alan kelimelerle ikilemeler yapılabilir. Derin-den derine sesler geliyor.
-den ekini alan kelimelerle üstünlük anlamı taşıyan sıfat öbekleri oluşturulabilir.
Gülden kırmızı yanak, Pamuktan beyaz eller…

6. Eşitlik Hâli:“-CE” ekiyle yapılır.Bu hâldeki sözcükler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır.

Onun davranışları çok zaman delicedir.
Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
O gün sizi saatlerce bekledik.

7. Vasıta Hâli:“ile” edatı kullanılarak yapılır. “i” düşürülerek kullanılır. Bu hâldeki sözcükler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)
İşi kolaylıkla başardı.
Ayağına gelen topa hızla vurdu.
Babasını sevinçle karşıladı.Öğrencileriyle geziye gitmişti.
Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
Zilin sesiyle yarışma bitti.

8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli):“-(n)İn”, “-den” ekleriyle yapı-lır ya da yalın hâldedir.

Kitabın yaprağı yırtılmış.
Ceket düğmesi
Öğrencilerden biri

İSİMLERDE KÜÇÜLTME:
İsimlerde küçültme “-cek, -cik, -ceğiz” ekleri ile yapılır.Bu ekler isme farklı anlamlar katabilir.

Kulübecik, yüksek binaların arasında kalmıştı. (küçültme)

Kuzucuk nereye gitti? (sevgi)
Kadıncağız yere düştü. (acıma)

SIFAT ( ÖNAD)

İsimleri niteleyen ya da belirten sözcüklerdir.
Sıfatlar ancak varlıklarla ortaya çıkar. Bu nedenle tek başlarına kullanılamaz. Sıfat olarak kullanılan çoğu sözcük bazen bir kavramın karşılığıdır.

Örneğin “yeşil”, bir renk ismidir, “dört”, bir sayı ismidir. Ancak bu sözcükler isimlerin özelliklerini bildirecek duruma gelirse sıfat olur.

“Yeşil gözlerine bayıldım.” cümlesinde “yeşil” göz isminin rengini bildirdiğinden sıfattır. Ya da “dört” sözü; “Dört arabası vardı.” cümlesinde arabaların sayısını bildirdiğinden sıfat olmuştur.

*Sıfatın mutlaka isimden önce gelmesi gerekmez. Bazen bir ismin niteliğini bildirmesine rağmen isimden sonra geldiği de olur.

Bu genel bilgilerden sonra, şimdi de sıfatların çeşitlerini görelim:

a. Niteleme sıfatları :Varlıkların yapısal özelliklerini ortaya koyan sıfatlardır. Bunlar varlığın nasıl olduğunu bildirir ve isme sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.

“İpeksi saçları savruluyordu rüzgarda.” cümlesindeki altı çizili sözcük, saçın nasıl olduğunu yani niteliğini bildiri-yor. İsme “Nasıl saçlar?” diye sorarsak cevap olarak “ipeksi” sözünün geldiğini görürüz.

b. Belirtme sıfatları: Varlıkların diğer varlıklarla ilgileri sonucunda aldığı özellikleri belirten sıfatlardır. Kendi arasında dört gruba ayrılır:

1. İşaret Sıfatı: Varlıkların bulunduğu yerleri gösteren sıfatlardır. Söyleyen kişinin, sözünü ettiği nesneye uzaklığı-na göre değişir: Bu,şu,o

Bu tür sıfatlar isme “hangi” sorusunun sorulmasıyla bulunur.

Bazı işaret sıfatları ise yer bildirir. Bunlar çoğu zaman “-ki” ekini alarak kullanılır.

Buradaki bahçeyi biz aldık.
Oradaki dükkanı biz aldık. Cümlelerinde bulunan altı çizili sözcükler yer bildiren işaret sıfatlarıdır. Bunların dışın-da; öteki, beriki gibi yer bildiren sıfatlar da vardır.

2)Sayı Sıfatları : İsimlerin sayısal özelliklerini bildiren sıfatlardır. Birkaç türü vardır.

Sınıfta on iki öğrenci vardı. Asıl sayı sıfatı
Dokuzuncu öğrenci gelsin. Sıra sayı sıfatı
Beşer ceviz aldılar. Üleştirme sayı sıfatı
Beşte bir olasılık var. Kesir sayı sıfatı
Çeyrek döner aldı. Kesir sayı sıfatı

Bunların dışında bazı kaynakların topluluk sayı sıfatı diye adlandırdığı, “ikiz bebek” tamlamasında olduğu gibi sıfatlar da vardır.

3)Belgisiz Sıfat : İsimlerin nicelik yönüyle belirsizliklerini ifade eden sıfatlardır.

Bazı sözleri bilerek kullanır.

Birtakım yanlış fikirleri vardı.
Hiçbir üye toplantıya gelmemişti.

Bütün resimlerini aldı benden. Cümlelerinde altı çizili sözcükler belgisiz sıfatlardır. İsimleri sayıca az çok belli etmişler; ancak tam bir özellik bildirmemişlerdir.

4)Soru Sıfatı : İsimlerin niteliğini, herhangi bir özelliğini soran sıfatlardır. Bu sözcüklerin yerine konan sözcükler de sıfattır.

Nasıl oyunları seversin?
Kaçar lira vermemiz gerekiyor?
Hangi konuyu anlayamadın?

SIFAT TAMLAMASI
Bir adın, bir veya daha fazla sıfat tarafından nitelendiği ya da belirtildiği söz öbeklerine denir. Tamlamada sıfat daima addan önce gelir.
“Mavi gözleri beni derinden etkiledi.” cümlesinde “göz” ad, “mavi” sıfattır.

“O güzel, mavi gözler beni derinden etkiledi.” şeklinde söylersek , bu durumda “göz” adının, “o”, “güzel”, “mavi” sıfatları tarafından belirtildiğini ve nitelendiğini görürüz.

ADLAŞMIŞ SIFAT

Bazen kişinin tam olarak bilinmediği ya da niteliğinin vurgulanmak istendiği durumlarda isim söylenmeyip sıfat, ismin yerine geçirilebilir. Bu tür sözcüklere adlaşmış sıfat denir.
Adlaşmış sıfatlar niteleme sıfatlarıyla yapılır.

“Yaşlı insanların kuvveti yoktur.” cümlesinde niteleme sıfatı olan “yaşlı” sözcüğü, “Yaşlıların kuvveti yoktur.”cümlesinde “insanlar” isminin düşmesiyle adlaşmış sıfat olmuştur.

Adlaşmış sıfat olan sözcükten sonra bir isim gelirse, anlam karışıkığını önlemek için iki sözcük arasına virgül (,) konur.

Not : Sıfatla, onun nitelediği isim arasına hiçbir noktalama işareti konmaz.

Sıfat Grubu (Bileşik Sıfat)
Sıfat görevinde bulunan söz öbeği kendi içinde ad tamlaması, sıfat tamlaması, ikileme, pekiştirilmiş sıfat, derece-lendirilmiş sıfat gibi özellikler taşıyorsa, bu sıfata “bileşik sıfat” ya da “sıfat grubu” denir.

“Uzun boylu bir öğrenci seni sordu.”cümlesinde altı çizili söz “öğrenci” adının sıfatıdır. Bu sıfatı incelediğimizde “uzun boy” sıfat tamlamasına “- lu” eki getirilerek yeni bir sıfat oluşturulduğunu görürüz. Buna bileşik sıfat denir.

Bazen bu tür bileşik sıfatlarda adla sıfatın yeri değiştirilip ada bir iyelik eki eklenir. Bu durumda sıfat “boyu uzun” biçiminde söylenir. Buna iyelik ekli sıfat grubu denir.

“El işi örtüyü masaya serdiler.”cümlesinde “el işi” tamlaması belirtisiz bir ad tamlamasıdır ve “örtü” adının sıfatı olarak kullanılmıştır. Bu da bileşik sıfattır.

ÖRNEK SORU:
(I)Sarı saçları rüzgarda savruluyordu. (II) Eve yaklaşırken elindekini sıkı sıkı tutuyordu.(III) Bu akşam da neşesi yerindeydi. (IV) Bahçesi geniş bir evin kapısından içeriye girdi. (V) Yavaş yavaş kararmaya başlamıştı her yan.

Yukarıdaki parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinden söz edilemez?

A) I.cümlede niteleme sıfatına yer verilmiştir.
B) II.cümlede adlaşmış sıfat kullanılmıştır.
C) III.cümlede işaret sıfatı kullanılmıştır.
D) IV.cümlede kurallı birleşik sıfat kullanılmıştır.
E) V.cümledeki ikileme sıfat görevi üstlenmiştir.

ÇÖZÜM:I.cümlede “sarı” sözcüğü niteleme sıfatıdır. II.cümlede “ elindekini ” sözcüğü adlaşmış sıfattır. III.cümledeki “Bu akşam ” söz öbeğindeki “bu” sözcüğü işaret sıfatıdır. IV.cümledeki “Bahçesi geniş bir evin” sözündeki “Bahçesi geniş” söz öeği kurallı birleşik sıfattır. V. cümledeki “ yavaş yavaş” ikilemesi zartftır. CEVAP:E

Sıfatlarda Anlam
1. Sıfatlarda Anlam Kuvvetlendirme

Zarflarla ve edatlarla anlam kuvvetlendirilebilir:
çalışkan>arı gibi çalışkan>arı gibi çalışkan çocuk
güzel>Cennet kadar güzel>Cennet kadar güzel vatan
verimli>çek verimli>çok verimli topraklar
Burada “cennet kadar” kelime grubu “güzel” sıfatını; sonra hepsi birden “vatan” kelimesini nitelemiş.

Pekiştirme sıfatları ile de anlam kuvvetlendirilebilir:
Bir sıfatın ilk iki sesine “m, p, r, s” ünsüzlerinden biri eklenip, oluşan hecenin o sıfatın başına getirilmesiyle oluşur. Ünlüyle başlayan sıfatlarda ilk ünlüye “m, p, r, s” ünsüzlerinden biri eklenir.

Sarı sayfalar>sapsarı sayfalar Kırmızı>kıpkırmızı elbise
Mor>mosmor bir yüz Yeşil>yemyeşil tabiat
Temiz>tertemiz toplum Uzun>upuzun araba
Bu kurala uymayan pekiştirme sıfatları da vardır:
Sapasağlam, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre…

Tekrar yoluyla da anlam kuvvetlendirilebilir. Tekrar edilen kelimeler arasına “mİ” soru eki de konabilir:
doğru dürüst bir iş, boylu poslu bir adam, az buz para değil…
yüce yüce yaylalar, Mini mini eller, tatlı tatlı diller…
tatlı mı tatlı diller, sevimli mi sevimli bir yüz, sıcak mı sıcak bir hava…

2. Sıfatlarda Anlam Daraltma:

Sıfatların anlamlarında, bazı eklerden yararlanarak kısma, daraltma, küçültme yapılabilir.

Bunun için “-Cİk, -ÇE, -cEk, -(İ)msİ, -(İ)mtırak” ekleri kullanılır:

Geniş bir oda > daha az genişi > genişçe bir oda
Uzun bir çocuk > daha az uzunu > uzunca bir çocuk
Büyük ev > daha az büyüğü> Büyükçe / büyücek bir ev
Küçük çocuk > daha az küçüğü> küçükçe / bir çocuk
Tatlı elma > daha az tatlısı > tatlımsı bir elma
Ekşi erik > daha az ekşisi > ekşimsi / ekşimtırak erik
“-Cİk” eki küçüklük, azlık anlamı taşıyan sıfatlara getirilir ve aşırılık anlamı katar:

Kısa kol > daha da kısası > kısacık kol
İnce ip > daha da incesi > incecik ip
Az ekmek > daha da azı > azıcık ekmek
Minik yavru > daha da miniği> Minicik yavru
Küçük kız > daha da küçüğü> Küçücük kız
Ufak el > daha da ufağı > Ufacık el
Yumuşak eller > daha da yumuşağı> Yumuşacık eller

3. Sıfatlarda Karşılaştırma(Derecelendirme):
Aynı özelliklere sahip olan varlıkları karşılaştırarak o özelliğe hangisinin daha çok sahip olduğunu göstermek için sıfatın başına “en, daha, pek” kelimeleri getirilir.

En kuvvetli ulus Daha dürüst insanlar
Pek çalışkan işçi

Yapı Bakımından Sıfatlar
Sıfatlar da isimler gibi yapı bakımından basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır:

1. Basit Sıfatlar
Herhangi bir yapım eki almamış ve başka bir kelimeyle birleşmemiş sıfatlardır.

Kara gün, kırmızı gül, bol yemek, iri taş, iyi insan, son yolculuk, dost ülke, düz çizgi.

2. Türemiş Sıfatlar
İsim ya da fiil köklerine ve gövdelerine getirilen isim yapım ekleriyle oluşturulmuş sıfatlardır.

Kiralık ev, yıllık izin, tuzlu su, Aydınlı Hasan, işsiz adam-lar, ölü balık, sütçü kadın, yarınki maç, genişçe bir oda, büyücek bir ev, ekşimsi / ekşimtırak erik, kısacık kol, incecik ip…
Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı
yanaklarımı pembeleştiren / makaslar
uçuşan / pamukçuklar
Kavakları silkeleyen / rüzgâr
Kocaman / bir masası ve koltuğu
çalışkan öğrenci, susuz yaz, yuvarlak masa…

3. Birleşik Sıfatlar
Yapısında birden fazla kelime barındıran sıfatlardır.

Külyutmaz öğretmen, mirasyedi gençler, boşboğaz insanlar, boğazına düşkün adam, birtakım sorunlar, cana yakın çocuk…

Birleşik sıfatlar ikiye ayrılır:
a. Kaynaşmış birleşik sıfatlar
Anlamca kaynaşmış sıfatlardır. Birden fazla kelimenin sözlük anlamlarından az ya da çok uzaklaşarak, aralarına ek ya da kelime girmeyecek şekilde birleşerek oluşturdukları sıfatlardır.

Canciğer dost, vatansever sanatçı, pisboğaz çocuk, mirasyedi gençler, kahverengi elbise, eşsesli kelimeler, birkaç adam, herhangi bir öğretmen, biraz zaman, birtakım elbiseler…

b. Kurallı birleşik sıfatlar
Çeşitli yollarla oluşurlar:
Sıfat tamlaması + “-lİ” yapım eki
büyük yapraklı ağaçlar, dost bakışlı insanlar, kısa boylu asker, büyük kapılı bina, kırık camlı ev…
Sıfat tamlaması + “lIk” eki
yarım günlük mesai, üç kuruşluk iş…
İsim + iyelik eki + sıfat
salonu büyük (bir) ev, çenesi düşük adam, saçı uzun bebek, rengi soluk kumaş…
Takısız isim tamlaması + “-lİ” yapım eki
taş duvarlı ev, aslan yürekli çocuk, demir kapılı bahçe…
İsim + “-DEn” ayrılma hâl eki + isim-fiil:
kulaktan dolma bilgiler…
İkileme + isim
evsiz barksız insanlarımız, tatsız tuzsuz işlerimiz, irili ufaklı eşyalar…
İsim + ek + fiilimsi + isim : işini bilir memur
Deyim + isim
cana yakın arkadaşlar, çenesi düşük insan…

ZAMİR (ADIL)

Ad olmadıkları halde isim gibi kullanılan bu sözcüklere zamir diyoruz.
Cümle içinde zamirin karşıladığı isim ya da söz öbeği bilinmiyorsa, cümle belirsiz bir anlam taşır.

Zamirlerin Özellikleri

1. İsim soyludur.
2. Bir ya da birden fazla ismin yerini tutarlar. Onları öğ-renmek için de kullanılırlar.
3. Anlamdan çok görev yönü ağır basar.
4. İsimlerin yerini geçici olarak tutarlar.
5. İsim çekim eklerini (hâl, iyelik, çoğul ekleri) –genellikle– alabilirler.
6. Tekil ve çoğul şekilleri vardır.
7. Dolayısıyla cümlede isim gibi kullanılabilirler.
8. Cümlede tek başlarına görev üstlenebilirler.
9. Birçok sıfat, zamir olarak da kullanılabilir.

Zamirler değişik bölümlere ayrılır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

Şahıs zamirleri Dönüşlülük zamiri
İşaret zamirleri Belgisiz zamirler
Soru zamirleri

Şimdi bunları tek tek inceleyelim.

1. Şahıs (kişi) Zamirleri

Şahıs isimlerinin yerine geçen zamirlerdir.  Dilimizde altı şahıs olduğuna göre altı tane şahıs zamiri var demektir.
Ben geliyorum. Sen duyacaksın. O yazdı.
Biz gördük Siz konuşmuşsunuz. Onlar seviyorlar.

Şahıs isimlerinin yerine kullanılan zamirlerdir: “ben, sen, o, biz, siz, onlar, bizler, sizler.”

-Tamlayan eki (ilgi hâl eki)ni alabilirler; iyelik eklerini almazlar.
Bu durumda şahıs zamirleri tamlamalarda ancak tamlayan olarak kullanılabilirler.
Bu tamlamalarda sonradan tamlayan düşebilir. Çünkü tamlanandaki iyelik ekleri zaten şahıs anlamı taşımaktadır:
Benim kalemim, senin defterin, onun çantası, bizim okulumuz, sizin sınıfınız, onların bahçeleri, bizlerin kaygısı, sizlerin iyiliği…
kalemim, defterini al, çantası, okulumuz, sınıfınız, bahçelerine bak…
Bu tür tamlamalarda tamlayan vurgulanmak istenirse düşürülmez:
Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Başkasının değil, senin. Burada “sizin” kelimesi atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)
Biz bugün senin misafiriniz. (Başkasının değil, senin.)
Tamlayan atıldığında yanlış anlaşılma olacaksa atılmaz:
Çocuklar yalnız sizin sözünüze inanırlar. (Burada “sizin” sözcüğü  atılırsa cümle başka türlü anlaşılır.)
Onun eşyalarını bize getir. › Eşyalarını bize getir
Senin doğum tarihini bilen yok mu? ›Doğum tarihini bilen yok mu
Onun yarışmada birinci olduğuna sevindim.

“ben” ve “sen” zamirleri yönelme hâl eki aldıklarında ses değişikliği meydana gelir:
Ben › bana
Sen › sana

“sen” yerine saygı ve incelik olsun diye “siz” de kullanılır. Tabi bu durumda yüklem de çoğul olmalıdır.
Siz bu olayı görmediniz mi?

Böbürlenmek amacıyla “ben” yerine “biz” kullanılabilir:
Böylelerinin hakkından gelmesini biliriz biz.

2. Dönüşlülük Zamiri

Bu zamir “kendi” sözcüğüdür. Şahıs adlarının yerine geçebileceği gibi hayvan adlarınınn ya da cansız varlıkların adlarının yerine de geçebilir.Ek alarak kullanılır.
Kendim Kendimiz Bu sözcüklerdeki altı çizili ekler
Kendin Kendiniz dönüşlülük zamirinin hangi
Kendisi Kendileri kişiyi ifade ettiğini gösterir.

Dönüşlülük zamirinin en önemli özelliği, diğer zamirlerle beraber kullanılabilmesidir. Böyle durumlarda zamir, pekiştirme anlamı taşır.

“Bu konuyu ben kendim anlattım.” cümlesinde hem “ben” hem “kendim” zamirleri kullanılmış; böylece “ben” zamirinin anlamı kuvvetlenmiş.

İyelik eki almadan tamlayan olabilir. Bu durumda belirtili isim tamlaması sayılır:
Kendi elim Kendi arkadaşın Kendi babası
Kendi evimiz Kendi okulunuz Kendi fikirleri

Özneyle (isim veya zamir) birlikte, pekiştirme görevinde (bizzat anlamında) kullanılır:
“Saide Hanım, bir kitap okuyordu. Başını kaldırdı, kocasını süzdükten sonra:
-Siz kendiniz de inanmıyorsunuz ya! dedi.
-Ama, inanılır şeyler mi? (Memduh Şevket Esendal; Saide)
Ben kendim de yaparım.
Vali Bey, kendisi emir vermiş.
O kendisi okusun.
Evi siz, kendiniz görmelisiniz.

Fiilin özneye dönüşünü bildirir:Çocuk kendisi yıkanmış.
Tamlama hâlinde ve tek başına yapılan bir işi anlatmak için kullanılabilir:
“Yüzlerce defa kendi kendime sorduğum bu suale içimizdeki yanık, hicranlı sesten ayni cevabı alıyordum…”
“Tabiatın pek nafile yere bana verdiği bu gençlik hazinesinin kendi kendine tükenip gittiğine sızladım…”

3. İşaret Zamirleri:

Adları, yerlerini işaret ederek karşılayan zamirlerdir. Bunlar işaret sıfatının zamirleşmesiyle oluşmuştur, denile-bilir.

Bu yazacaktı. Bunlar az önce satıldı.
Şu senin miydi? Şunlar dün gelmiş.
O buraya ait. Onlar gönderilmiş.

cümlelerinde altı çizili sözcükler işaret zamirleridir.

NOT:Burada üçüncü tekil şahıs için kullanılan “o” zamiriyle, işaret zamiri olan “o” zamirini karıştırmayalım. Şahıs zamirleri sadece şahıslarda kullanılır.

“O, ders çalışıyor.” cümlesinde şahıs zamiri olan “o” sözü “O, demirden yapılmış.” cümlesinde insan olamaya-cağından işaret zamiri olmuştur.
Ancak işaret zamirleri insanlar için de kullanılabilir.

“Bu benim kardeşim, şu da onun arkadaşı.”cümlesinde altı çizili zamirler işaret zamiri oldukları halde şahıs isimlerinin yerlerine geçmiş. Bu durumda “o” işaret zamirinin de insanı karşılayacağı düşünülebilir.

Bunların dışında işaret bildiren başka zamirler de vardır. Ancak bunların yapısı biraz farklıdır:

Burası eskiden çok güzeldi.
Şurası sizin bahçe miydi?
Orası, buraları ,şuraları ,oraları

Altı çizili sözcükler de işaret zamirleridir. Bunların dışında,

“Bu resim benim, öteki senin.”cümlesindeki altı çizili zamir gibi daha birkaç işaret zamiri de vardır.

4. Belgisiz Zamirler

Adları, tam olarak belli olmayan bir nicelik yönünden belirten belgisiz sıfatlar, adlar düşünce onları karşılar ve belgisiz zamir olur.

“Bazı öğrenciler çalışkandır.” cümlesinde altı çizili sıfat; “Bazıları çalışkandır.” cümlesinde zamir olur. Çünkü “öğrenciler” isminin yerine geçer.

* Zamirler, kendileri gibi adın yerine geçen adlaşmış sıfatlarla karıştırılmamalıdır. Bunların ikisi de adın yerine geçiyor. Ancak zamirler adların herhangi bir niteliğini bildirmediği halde adlaşmış sıfatlar adı niteliğiyle beraber karşılar.

“Bu kız az önce de aramıştı.” “Genç kız az önce de aramıştı.”
Bu cümlelerde altı çizili sözlerin ikisi de sıfattır. Birincisi işaret sıfatı, ikincisi ise niteleme sıfatıdır. Bu sıfatların belirttiği “kız” adları cümle-den çıkarılırsa:

“Bu az önce de aramıştı.” “Genç az önce de aramıştı.” şekline gelen cümlelerde altı çizili sözler adın yerine geçmiş-lerdir. Bu sözcüklerin anlamlarına baktığımızda “bu” sözcüğünün, yerine geçtiği adın niteliğini bildirmediğini, “genç” sözcüğünün ise bildirdiğini görüyoruz. Öyleyse birincisi zamir, ikincisi adlaşmış sıfattır.

5. Soru zamirleri

Soru yoluyla isimlerin yerini tutan zamirlerdir. Cümledeki soru anlamı soru zamirleriyle de sağlanır.
“ne, kim, hangisi, nere, kaçı”
Yanında ne getirdin? Bunları sana kim anlattı.
Özellikleri ve Örnekler
Soru zamirleri cümleye soru anlamı katar, ama bazı durumlarda soru cümlesi yapmaz.
Kimin geldiğini bilemem. Hangisini istediğini anlamadım.
“hangi ve kaç” sıfatları iyelik eki alarak zamir olular.
Hangisi sizinle geldi? Soruların kaçı cevaplandı?
Soru zamirleri hâl eklerini alabilir.
Buraya nereden geldiniz? Nereden gelip nereye gidiyoruz?
Burada kimi bekliyorsun?
Bu masa neden yapılmış? (¦tahtadan)
Soru zamirleri isim tamlamasında tamlayan da tamlanan da olabilir.
Kimin yanında bozuk para var? Bu da neyin nesi?
Bizim neyimiz eksik?

6. İlgi zamiri
-Belirtili isim tamlamasında tamlananın yerine kullanılır.
-Tamlayan eklerinin üzerine gelir.
-Ek hâlindeki tek zamirdir. “-ki”
-Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
-Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli var-dır:
benim kalemim›benimki onun eli›onunki
Orhan’ın puanına nazaran Hakan’ınki daha yüksek.
Cemal’in defteri seninkinden daha düzenli.

Türkçede üç tane “ki” vardır:

a. “ki” Bağlacı
Sadece “ki” biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.

“ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:

Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Bir şey biliyor ki konuşuyor.

b. “-ki” İlgi Zamiri
Eklendiği kelimeye bitişik yazılır ve bir ismin (tamlana-nın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

senin kalemin›seninki, Ali’nin eli›Ali’ninki, onun düşün-cesi›onunki…

c. “-ki” Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenir-ken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım…
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap…

7. İyelik zamiri
İyelik ekinin ta kendisidir. Her dil bilgisi kitabı bunu zamir olarak almaz. İsim tamlamasında tamlayan kullanılma-dığı takdirde tamlanandaki bu eklere iyelik zamirleri denir.
kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları
masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları
su-y-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları
ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri

YAPI BAKIMINDAN ZAMİRLER
Yapı bakımından zamirler dörde ayrılır:

1. Basit Zamirler
Kök hâlindeki zamirlerdir:
Ben, sen, o, biz, siz, onlar, bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, hepsi, çoğu, birisi, hangisi, kaçı, bazısı…

2. Birleşik Zamirler
Birden fazla kelimeden oluşan zamirlerdir.
Hiçbiri, birtakımı, öbürü…

3. Öbekleşmiş Zamirler
Birden fazla kelimenin değişik yollarla öbekleşerek oluşturdukları zamirlerdir.
Öteki beriki, falan filân, şundan bundan, herhangi biri, ne kadarı…

4. Ek Hâlindeki Zamirler
İlgi ve iyelik zamirleri ek hâlindedir.
Benimki, kalemimiz

ÖRNEK SORU:
(I) Bana bunu nasıl yaparsın,diye söyleniyordu genç adam. (II) Sanki karşısında biri varmış gibi.(III)Koskoca parkta kendisinden başka kimse yoktu.(IV)Şimdi nerede acaba,diye düşünmeye başladı.(V) Bu sorusuna yanıt bulamadı düşüncelerinin arasında.

Yukarıdaki parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinden söz edilemez?

A) I.cümlede kişi ve işaret zamirleri kullanılmıştır.
B) II.cümlede belgisiz zamirine yer verilmiştir.
C) III.cümlede dönüşlülük zamiri ve belgisiz zamiri kullanılmıştır.
D) IV.cümlede soru zamiri kullanılmıştır.
E) V.cümlede işaret zamirine yer verilmiştir.

ÇÖZÜM:I.cümlede “bana” sözcüğü kişi zamiri, “bunu” sözcüğü işaret zamiridir . II.cümlede “ biri ” sözcüğü belgisiz zamirdir. III.cümledeki “kendi ” sözcüğü dönüşlülük zamiri, “kimse” sözcüğü belgisiz zamirdir. IV.cümledeki “nerede” sözcüğü soru zamiridir. V. cümledeki “ bu soru” tamalamasındak “bu” sözcüğü işaret sıfatıdır.
CEVAP:E

ZARF (BELİRTEÇ)

“Güzel bir işte çalışmak istiyorum.” cümlesinde “güzel” sözcüğü “iş” adının niteliğini bildiriyor, onun nasıl olduğunu açıklıyor. Öyle ise bu sözcük sıfat görevindedir.Aynı sözcük;
“Bu araba uzaktan daha güzel görünüyordu.” cümlesinde “görünmek” eyleminin nasıl olduğunu bildiriyor. İşte bu durumda “güzel” sözü zarftır.

Kısaca zarflar eylemlerle ilgili sözcüklerdir. Bunun dışında, eylemsinin, sıfatın, adlaşmış sıfatın veya başka bir zarfın derecesini bildiren zarflar da vardır.

1. Durum Zarfları:

Eylemin durumunu yani nasıl yapıldığını bildiren sözcüklerdir.Eyleme sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.
Niyazi, güzel konuşurdu. (Nasıl konuşurdu?)
Sergül tatlı gülümsüyor. (Nasıl gülümsüyor?)
Cümlelerinde altı çizili sözler durum bildiren zarflardır. Bu sözcüklerden sonra ad gelseydi sözcükler sıfat olacaktı.

Zarfın mutlaka eylemlerden önce gelmesi şart değildir.Zarfla eylem arasına başka sözcükler girebilir.

“Yavaş yavaş bu konuyu da anlamaya başladınız.” cümle-sinde “yavaş yavaş” zarfıyla onun nitelediği eylem arasına başka öğe girmiştir. Elbette bu zarfın özelliğini değiştirmez.

Özellikleri
Eylemin nasıl yapıldığını ve ne durumda olduğunu; kimi zaman da zarfların durumunu gösterir. Bu zarflar da kendi içinde sınıflandırılabilir:

a. Niteleme Zarfları
Fiile “nasıl” sorusu sorularak bu zarflar bulunabilir.
Niteleme sıfatlarının çoğu niteleme zarfı olarak kullanı-labilir.

Eğri oturalım, doğru konuşalım.
Düşüncelerini ne güzel dile getirebiliyorsun!
Çocukça hareket ediyorsun.
Böyle gelmiş, böyle gider.
Söyleyeceksen böyle söyle.

-CE eşitlik eki ve -lE vasıta hâl eki almış kelimeler durum zarfı olarak kullanılabilir:
” kardeşçe, gizlice, sessizce, hafifçe, yavaşça, hızlıca…”
“hızla, kahkahayla…”
Küçük kız güzelce süslendi. (niteleme)

Bağ-fiiller (zarf-fiil), deyimler, yansımalar, ikilemeler de niteleme zarfı olarak kullanılırlar:
“gülerek, ağlayarak, oturmadan, gelip…”
“gözü arkada kalarak, canından bezmişçesine…”
“şakır şakır, tık tık, küt küt, şırıl şırıl…”

Adam çekine çekine içeri girdi. (niteleme)

Yiğitseniz teker teker gelin. (üleştirme, niteleme)
İsimler de niteleme zarfı olarak kullanılabilir:
Gül kokuyordu teni.
O, bu dünyada delikanlı yaşadı.

b. Kesinlik Zarfları
“elbet, elbette, asla, mutlaka, hiç mi hiç, ne olursa olsun, kuşkusuz, hiç kuşkusuz…”
Elbet bir gün buluşacağız.
Seni asla unutmayacağım.
Hayvanları ve bitkileri hiç incitmem.
İyiliklerinizin karşılığını mutlaka göreceksiniz.

c. Yineleme Zarfları
İkide bir karşıma çıkıyor.
Konuyu bir daha anlatayım.
Bu akşam yine arayacağım.

d. Olasılık Zarfları
“bakarsın, belki, ola ki, sanıyorum.”
Ola ki arayacağı tutar.
Sanıyorum aramaz.

e. Yaklaşıklık Zarfları
“aşağı yukarı, şöyle böyle, hemen hemen”
İşim hemen hemen bitti. (yaklaşıklık)

f. Üleştirme Zarfları
Uçaklar ikişer ikişer geçiyordu üstümüzden
Askerler teker teker nöbet yerlerine dağıldılar.

g. Sınırlama Zarfları
Dün ancak iki saat çalışabildim.
Bu kötü alışkanlıklardan artık uzak durmalısın

2. Zaman Zarfı:
Eylemin ne zaman yapıldığını bildiren sözcüklerdir.Eyleme sorulan “ne zaman” sorusuna cevap verir.

Eskişehir’den dün dönmüşler.
Akşama sizde toplanıyoruz.cümlelerinde altı çizili sözcükler fiilin zamanını bildirdiklerinden zarf görevin-dedirler.

3. Yer – Yön Zarfı
Eylemin yöneldiği yeri bildiren sözcüklerdir.Eyleme sorulan “nereye” sorusuna cevap verir ve ek almaz. Bu tür zarfların sayısı bellidir.
“Aşağı, in ben de geliyorum.” cümlesinde, eyleme “Nereye in?” diye sorarsak, “aşağı” cevabı gelir. Ek de olmadığına göre yer – yön zarfıdır. Eğer cümle “Aşağıya in.” biçiminde olsaydı, sözcük ad görevinde kullanılmış olacaktı.
Yukarı çıktı. Öte gitti. Geri aldı.
Beri geldi. İleri gitti. Dışarı çıktı.
cümlelerinde altı çizili sözcükler yer-yön zarflarıdır.

4. Azlık – Çokluk (Miktar) Zarfları:
Zarflar içinde çok değişik özellikler gösteren sözcüklerdir bunlar. eylemin, sıfatın, zarfın, adlaşmış sıfatın miktarlarını bildirebilen geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu zarflar “ne kadar” sorusuna cevap verir.
“Çekirdeğinizden biraz alabilir miyim?” cümlesinde “alabilir miyim” eylemine “Ne kadar” sorusunu sorar-sak “biraz” cevabı gelir. İşte eylemin miktarını bildiren bu sözcük zarftır.

Bu tür zarflar sıfata sorulan “ne kadar”sorusuna da cevap verebilir.

“Çok güzel bir resimdi.” cümlesinde “resim” addır. “Nasıl resim?” diye sorarsak “güzel” sıfatı cevap verir. “Ne kadar güzel?” diye sorarsak “çok” cevabı gelir. İşte sıfatın derecesini bildiren “çok” sözcüğü zarftır. Çünkü burada çok olan güzelliktir.

Bu tür zarflar, başka bir zarfın derecesini de bildirebilir. Bu durumda zarfa sorulan “ne kadar” sorusuna cevap verir.

“Çok hızlı konuşuyor.” cümlesinde “konuşuyor” eylemdir. “Nasıl konuşuyor?” diye sorarsak “hızlı” zarfını buluruz. “Ne kadar hızlı?” diye sorduğumuzda ise “çok” cevabı gelir. Zarfın derecesini bildiren bu sözcüğe de zarf diyoruz.

Bunlar adlaşmış sıfatların da derecelerini bildirebilir.

“Bu etkinlik en yaşlılar da göz önüne alınarak hazırlandı.”cümlesinde “yaşlılar” adlaşmış sıfattır. Buna “Ne kadar yaşlı?” diye sorarsak “en yaşlılar” cevabı gelir. Yaşlıların derecesini bildiren “en” sözü zarftır

5. Soru Zarfı:
Cümlelerde zarfları bulmak için kullandığımız sorular vardı. Bunların hepsi – nereye hariç – soru zarflarıdır.

Nasıl bu kadar güzel giyiniyor?

Ne kadar hızlı koşuyor?

6. Gösterme Zarfı
Bunu her dil bilgisi kitabı ayrı bir zarf olarak almaz. “işte” kelimesiyle yapılır.
İşte şimdi geliyorum.
Bak işte dinliyorum.

Zarflarda Pekiştirme
Genellikle pekiştirme sıfatlarıyla ve ikilemelerle yapılır. Pekiştirmeli isimler de vardır ve onlar da zarf olarak kullanılır.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.
Yüzü soğuktan mosmor olmuştu.

Güpegündüz nereye gidiyorsun?

Evrakları paramparça mı getirecektin?

Yapı Bakımından Zarflar
Yapı bakımından zarflar basit, türemiş, birleşik ve öbekleşmiş olmak üzere dörde ayrılır.

1. Basit Zarflar
Kök hâlinde olan, ek almamış zarflardır: “yarın, gece, geç, dün, pek, az, fazla, sık, iyi, çok, hiç, sabah, akşam, henüz…”

2. Türemiş Zarflar
Yapım ekiyle veya yapım eki gibi kullanılmış bazı çekim ekleriyle yapılmış zarflardır: “sabırlı, aylarca, önce, dostça, sınıfça, yiğitçesine, erken, sabahleyin, kışın, ilkin, ileri, soğuk, içeri, dışarı, aptalca, mosmor, sanıyorum, kaçta, koşarak, okumadan, gelince, şimdilerde…”

3. Birleşik Zarflar
Birden fazla kelimenin bir araya gelip kaynaşarak oluşturdukları zarflardır: “bugün, biraz, böyle, şöyle, birdenbire, niçin, ilk önce, nasıl…”

4. Öbekleşmiş Zarflar
Birden fazla kelimenin farklı yollarla (ikileme, edat grubu, zarf-fiil grubu) bir araya gelerek oluşturdukları zarflardır: “hemen hemen, gece gündüz, er geç, ikide bir, aşağı yukarı, hemen şimdi, kırk yılda bir, öğleden sonra, arada sırada, yana doğru, az çok, -den sonra, -e dek, bazı bazı, şöyle böyle, üç aşağı beş yukarı, doğru dürüst, okuma sırasında, geldiği zaman…”

ÖRNEK SORU:

(I) Ağır ağır çıkarken merdivenleri,bir yandan da düşünüyordu.(II) Nasıl konuşmalıydı onunla.(III) İçeri girer girmez onun konuşmasına fırsat vermeden konuşmayı düşündü bir an.(IV) Sonra vazgeçti bu düşüncesinden, onu dinlemeliydi önce.(V) Bu kararını beğendi,yüzüne mutlu bir gülümseme yayıldı o an.

Yukarıdaki parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinden söz edilemez?

A) I.cümlede “ağır ağır” ikilemesi zarf görevinde kullanılmıştır.
B) II.cümlede soru zarfına yer verilmiştir.
C) III.cümlede yer-yön kullanılmıştır.
D) IV.cümlede zaman zarfı kullanılmıştır.
E) V.cümlede zarf görevli sözcüğe yer verilmemiştir.

ÇÖZÜM: I.cümlede “ağır ağır” ikilemesi zarftır . II.cümlede “nasıl ” sözcüğü soru zarfıdır. III.cümledeki “içeri ” sözcüğü yer-yön zarfıdır.. IV.cümledeki “sonra” ve “önce” sözcükleri zaman zarfıdır. V. cümledeki “ o an” sözü zaman zarfıdır.    CEVAP:E

 

EDAT (İLGEÇ)

Tek başına kullanıldıklarında bir anlamı olmayan, cümle içinde görev üstlenen sözcüklere edat denir.
Bu nedenle cümle kuruluşuna yardım eden yardımcı sözcükler grubundadır.
Adlardan sonra gelerek onları yüklemle ilgili hâle getiren sözcüklerdir.
Edatlar yapım ve çekim ekleri almaz. Eğer bu eklerden birini alırsa edat, cümle içinde adlaşır.

Sen benim için nefes almak gibi gereklisin.
Kendini kuşlar kadar özgür hissediyor.
İçecek bir şeyler almak için dışarı çıktı.
Caddeye doğru yürüyorlar el ele…
Bu sefer Eskişehir’e araba ile gitmeyeceğim.
Yukarıdaki cümlelerde altı çizili söcükler edettır.

Özellikleri
Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar. “için, kadar, -E kadar, gibi, göre, ile, üzere, yalnız, -E karşı, sanki, ancak, -dEn beri, -E doğru”
Sözcükler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir.
Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)
Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik)

Edatlar önceki Sözcükle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır.
Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)
Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)
Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)

Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur.
Güneş gibi başı göklere erdi. ›edat çıkarılınca› Güneş başı göklere erdi.

ek başlarına kullanamazlar. Başka sözcüklerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar.
Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)
Sen de benin kadar çalışsan… (zarf öbeği)
Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkar:
Karşı köyde akrabaları vardı. ( sıfat)
Mağazanın karşısına geçtik. (ad)
Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiilde isim)
Bana doğruyu söyle. (isim)
Doğru söze ne denir? (sıfat)
Lütfen doğru oturun. (zarf)
Beride bir kız duruyor. ( isim)
Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)
Biraz beri gel. (zarf)
Bir ömür boyu yalnız yaşadı. ( zarf)
Biz bu dünyada hep yalnızız. (isim)
Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. ( sıfat)
Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (bağlaç)

Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler:
-e kadar, -e doğru, -den beri
bu kadarını, senin gibisi
Cümlede veya isim tamlamasında isim görevi alabilir; ek-fiil alarak yüklem olabilir.
Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)
Her şey bıraktığım gibiydi. (ek-fiilin “di”li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş)
Edat grupları (edat ve edattan önceki sözcüğün oluşturduğu kelime grubu) cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur.
Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)
Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)

BAŞLICA EDATLAR
“ile” :“Araç, alet, neden, zaman, birliktelik” ilgisi kurar.
Ankara’ya uçakla giderler. (araç)
Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)
Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)
Baharla birlikte leylekler de geldi. (zaman)
“-le” şeklinde bitişik de yazılabilir.
Çocuk ile›çocukla
Araba ile›arabayla
“ne ile, kiminle” sorularına cevap verir.
Sözünüzü balla kesiyorum. (araç)
Yar ile sohbet ne güzel. (birliktelik)
Not: “ile” kelimesi “ve” gibi kullanılırsa bağlaç olur.
Bir kola ile simit aldım. (kola ve simit)
Soyut bir kelimeyle öbekleşirse edat değil “durum zarfı” olur.
Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı)
Sevinçle boynuma sarıldı. (nasıl, sevinçli bir hâlde, durum zarfı)

“gibi”:Benzetme edatlarındandır.

Yalın hâldeki kelimelerle birlikte kullanılır.
Benzetme, eşitlik anlamları katar.
Birlikte kullanıldığı sözcük ile birlikte sıfat, zarf ve isim olabilir.
Adamın demir gibi bileği vardı. (sıfat, benzetme)
Kurşunlar, yağmur gibi yağıyordu. (zarf, benzetme)
Uyandığı gibi yataktan fırladı. (zarf, anında, zaman anlamı katmış)
İsim veya zarf gibi kullanıldığında cümle öğeleri oluşturur. Bu durumda ek alabilir.
O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)
Onun gibisi nerede bulunur? (isim, özne)
Bu edatın yerini bazı ekler alabilir:
Şöyle garip bencileyin. (benim gibi)
Kadınsı bir gülüşü vardır onun. (kadın gibi)

“sanki” :Benzetme edatıdır.
“san” ve “ki”nin birleşiminden oluşmuştur.
Bu edatı bulunduran cümlelerde “sanmak, zannetmek” anlamları vardır.
“benzetme, uyarı, sözüm ona, sözde, inanmama” anlamları katar.
Sanki gece olmuş. Gibi, öyle zannedersin
Biri kapıyı çalıyor sanki. gibi, öyle zannediliyor
Sanki bütün kabahat benim. sözde, inanmama, öyle zannediliyor
Aldın da ne kazandın sanki? uyarı, ne kazandığını sanıyorsun?
Gelseydi ne olurdu sanki? ne olacağını sanıyordu ki?
Sanki bu da mı güzel? Öyle mi sanıyorsun?
Kısa öyküde daha başarılı sanki öyle gibi.

Not: “sanki” edatıyla “gibi” edatı bir arada kullanılırsa anlatım bozukluğu ortaya çıkar:
Sanki beni dövecek gibiydi. (yanlış)
“Beni dövecek gibiydi.” ya da “Sanki beni dövecekti.”

“kadar, -E kadar” :Benzetme edatlarındandır.
Yalın hâldeki veya –E yönelme eki almış kelimelerle kullanılır.
“kadar” şeklinde kullanıldığında üzerine ek alabilir.
Karşılaştırma, benzerlik, eşitlik, yaklaşıklık, ölçü” anlamları katar.
Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)
Gül kadar güzelsin. (benzerlik)
Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi. (gibi)
Bir ton kadar kömür almış (ölçü, aşağı yukarı)
Yüz kadar asker evin önünden geçti. (ölçü, aşağı yukarı)
Birlikte kullanıldığı sözcükle isim, sıfat ya da zarf oluşturur.
Biz bu kadarına da alışığız. (isim)
İçmiş kadar olduk. (zarf)
Ne kadar güçlü bir adam… (zarf)
Evin deniz kadar havuzu var. (sıfat)
Ad tamlamasında ad (tamlanan) olarak da kullanılabilir.
Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)
“kadar” sözcüğü zarf tümleci de yapar, edat tümleci de:
Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci)
Akşama kadar çalıştık. (değin anlamında, zarf tümleci)
“için”
-“Amaç, neden, özgülük, görelik, karşılık” bildirir.
-“Hakkında, nedeniyle, yüzünden, maksadıyla” anlamlarını ifade eder.
-Yalın hâldeki ya da iyelik eki almış kelimelerle birlikte kullanılır.
-İsim olarak kullanıldığında üzerine ek alabilir.
Bu edatla kurulan söz öbekleri, cümlede genellikle edat tümleci olarak kullanılır.
Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir. (sınavı kazanmanın şartı)
Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)
Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)
Senin için sorun yok tabi. (görelik)
Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)
Tüm bu hazırlıklar bizim içindi. (isim, yüklem)
Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç, özne)

“-E” yönelme hâl eki ve “üzere”, “-E göre”, “diye” edatları bazı durumlarda bu edatın yerini tutabilir:
Bu ayakkabıyı babam için aldım › babama aldım.
Uyumak için odasına çekildi›uyumak üzere
Senin için iyi bir gündü›sana göre
Ne için söyledin sanki?›ne diye

“üzere, üzre” :“Amaç, koşul, zamanda yakınlık, gibilik” anlamları katar.
Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)
Kitabı yarın vermek üzere alabilirsin. (şartıyla, koşul)
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı. (için, amaç)
Acele edin, güneş batmak üzere. (zamanda yakınlık)
Konuştuğumuz üzere yarın buluşacağım. (gibilik)
Bu edatın üzerine ek gelebilir:
Tam da yola çıkmak üzereydik.

“-E göre” :Yönelme hâl ekiyle birlikte kullanılır, yani bu eki almış kelimelerden sonra gelir.
Kendi üzerine de ek alabilir.
“Görelik, uygunluk, yönünden, bakımından ve karşılaştırma” anlamları katar.
Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)
Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)
Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)
Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)
Kemal, Hasan’a göre daha uzundu. (karşılaştırma)
Bana göre ayakkabınız var mı? (uygunluk)
“-cE” eki bu edatın yerini tutabilir.
Bence bu iş burada biter. (bana göre)

“karşı” :“-E” yönelme hâl ekiyle kullanılarak “için, hakkında, yönelme, ilgili olma” anlamları katar.
Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)
Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)
Zaman bildiren kelimelere eklenip “doğru, sularında” anlamları katar ve zarf öbeği oluşturur.
Yağmur sabaha karşı yeniden başlamıştı. (doğru)
Sabaha karşı uyuyabildim. (zarf öbeği)
Not: “karşı” kelimesi isim ve sıfat olarak kullanılabilir; birleşik fiil yapabilir.
Karşı köyde akrabaları vardı. (sıfat)
Derenin karşısına geçtik. (ad)
Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiil)

“diye” :Amaç ve neden ilgileri kurar.
Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)
“doğru” :Yönelme eki ile birlikte kullanılarak yön bildirir.
Ormana doğru yürüdük.
Bana doğru bakıyor.
Zamanda yakınlık bildirerek zarf öbeği de oluşturur.
Akşama doğru geldiler. (zarf öbeği)
Ad, sıfat ve zarf da olabilir. Bu durumlarda edat değildir.
Bana doğruyu söyle. (isim)
Doğru söze ne denir? (sıfat)
Lütfen doğru oturun. (zarf)

“dolayı, ötürü” :Ayrılma hâl ekiyle birlikte neden ilgisi kurar.
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.
“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.
Sıkıldığımdan dışarı çıktım.

“karşın, rağmen “ :Yönelme ekiyle birlikte karşıtlık ilgisi kurar.
Çok uğraşmama karşın başaramadım.
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.

“beri” :“-dEn” ayrılma hâl ekiyle birlikte eylemin başlangıç yerini ve zamanını belirler.
Dün akşamdan beri görülmedi.
Okuldan beri hiç susmadı.
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.
Kar, sabahtan beri yağıyor.
“beri” sözcüğü ad, sıfat, zarf da olabilir. Bu durumda edat değildir.
Beride bir adam duruyor. (isim)
Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)
Biraz beri gel. (zarf)

“yalnız” :İsim, sıfat, zarf ve bağlaç olarak kullanılabilen bu kelime “sadece, bir tek” anlamına gelmek şartıyla edat olarak da kullanılabilir. Bu yönüyle diğer kelime türlerinden ayırt edilebilir.
Bir ömür boyu yalnız yaşadı. (tek başına, zarf)
Biz bu dünyada hep yalnızız. (tek başına, isim)
Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. (tek, sıfat)
Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (ama, bağlaç)
Cebinde yalnız yol parası vardı. (sadece, edat)
Beni yalnız sen anlarsın. (sadece, bir tek)

“ancak” :“yalnız, sadece, özgülük, sınırlandırma, olsa olsa” anlamları katar.
Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)
Onu ancak para ilgilendirir. (sadece, bir tek)
Bu işten ancak Hasan Usta anlar. (sadece)
Bu kömür ancak üç ay yeter. (en fazla, olsa olsa)
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler. (belki, ihtimal)

“değil” :İsim cümlelerinin yüklemini olumsuzlaştırır.
Yolumu kesen bu değildi.
Olumsuz eylem cümlelerini olumlu; olumluları da olumsuz yapar:
Bu haberi duymamış değiliz. duymuşuz
Bu haberi duymuş değiliz. duymamışız

“mi”
-Soru edatıdır.
-Farklı anlam ilgileri kurar.
-Ek alabilir.
Babanız İstanbul’dan döndü mü? (soru)
Onu gördüm mü sinirleniyorum. (zaman)
Sıcak mı sıcak bir havaydı. (pekiştirme)
Çalıştın mı her şeyi başarırsın. (koşul)

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “doğru” sözcüğü edat olarak kullanılmıştır?

A) Doğru söze itiraz etmek hata olur.
B) Doğrusunu söylemek gerekirse zaten bu işin olacağını düşünmemiştim.
C) Tek kol ve doğru tutum, her zaman iki kol ve yanlış tutumu yener.
D) Yapmayı planladığınız şeyin doğru olduğundan emin olun.
E) Asansöre doğru yürürken, yüksek sesle konuşurken gördüm.

ÇÖZÜM:A’da “doğru söz” sıfat tamlamasında doğru sözcüğü sıfattır . B’de “doğru-s-u-n-u” sözcüğü iyelik ve belirtme eki aldığı için addır C’de “doğru tutum” sıfat tamlamasında doğru sözcüğü sıfattır. D’de “olduğu” eylemsisini belirttiğinden zarftır.E’de “-e doğru” sözü edattır. CEVAP:E

 

BAĞLAÇ
Eşit görev veya türdeki sözcükleri ya da anlamca birbiriyle
ilgili cümleleri bağlayan sözcüklere bağlaç denir.
Bağlaçlar da edatlar gibi cümlenin yardımcı unsurlarıdır.
Tek başlarına anlam ifade etmezler.
Cümlenin öğesi olmazlar. Bunlara cümle dışı unsur denir.
Korkusuz ve atak bir kişiliği var.

Çok düşündüm ama karar veremedim.

Yağmur yağıyordu fakat şemsiyem yoktu.

Sınavdan kötü not aldım çünkü çalışmamıştım.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç kullanılmamıştır?

A) Hem ağlıyor hem de başından geçenleri anlatıyordu.
B) Ne ailem ne de arkadaşlarım beni anlıyordu
C) Gözleri öyle güzeldi ki bakmaya doyamıyordum.
D) Hafta sonunda Kastamonu’ya ya da Çankırı’ya gidecekmiş
E) Genç kız sevdiği adam ile uzun süredir görüşemiyormuş.

ÇÖZÜM:A’da “hem …hem”, B’de “ne…ne” , C’de “ki”, D’de “ya da” sözleri bağlaçtır.E’de “ile” sözü edattır. CEVAP:E

EDAT İLE BAĞLACIN KARIŞTIRILMAMASI..

1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler). Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci) / Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (“Ve” bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)

2. “İle, yalnız, ancak” gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:

•“İle” yerine “ve” getirilebiliyorsa; “ile” bağlaçtır. Defter ile kalemi çantaya koydum. / Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Birincisinde “ve” gelebildiği için bağlaç; ikincisinde “ve” kullanılamadığı için edattır.)

•“Yalnız, ancak” kelimeleri yerine “ama” bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır. “Sadece” kelimesi getirilebilirse bu keli-meler edat olur. Almak isterim ancak param kalmadı. / Bu işi ancak sen yapabilirsin.

3.Edatlar cümleden atılamaz. Cümle anlamsızlaşır. Bağlaçlar cümleden çıkartılınca cümlenin anlamı daralsa da cümle anlamsızlaşmaz.
Senin gibisini görmedim. / Senin görmedim. (Cümle anlamsızlaştı. Bu nedenle “gibi” edattır.) Koştum ama yetişemedim. / Koştum yetişemedim.
(Cümle anlamını pek kaybetmedi. Bu nedenle “ama” bağlaçtır.)

NOT: Bu özellik her zaman için geçerli olmayabilir…

Özellikleri
Edatlardan farkı, zaten var olan anlam ilgilerine dayanarak bağ kurmasıdır. Edatlar ise yeni anlam ilgileri kurarlar.
Bağlaçların yerine noktalama işaretleri kullanılabilir.
Bağlaçlar cümleden çıkarılınca anlam bozulmaz, ama daralabilir. Bağlaçlar (ile hariç) önceki ve sonraki kelimeden ayrı yazılır. Bitişik yazılanlar bağlaç değil, ektir.

Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)
Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)
Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)
Ben de seninle geleceğim. (bağlaç)
Evde rahat çalışamadı. (çekim eki)
Sözde Ermeni soy kırımı (yapım eki)
Sen ki hep çalışmamı isterdin… (bağlaç)
Seninki de lâf işte… (çekim eki)
Evdeki hesap (yapım eki)

BAĞLAÇ ÇEŞİTLERİ

a. Sıralama Bağlaçları
“ve”:Cümleleri, anlam ve görev bakımından benzer veya aynı olan kelimeleri, sözleri ve öğeleri birbirine bağlar.
Duygu ve düşünce bir olmalıdır. özneleri
Köyünü, yaşlı dedesini ve ninesini özlemişti. nesneleri
Şiir ve roman okuma alışkanlığı edinin. nesneleri
Bana baktı ve güldü. cümleleri
Anlatılanları dinliyor ve çocuğa hak veriyordu. cümleleri
Aylarca ve yıllarca sustu. Benzer sözcükleri
Binlerce yerli ve yabancı turist geldi. sıfatları

“ve” bağlacı yerine virgül veya “-İp”, “-ErEk” zarf-fiil ekleri de kullanılabilir:

Masaya yaklaştı ve kitabı aldı.
Masaya yaklaştı, kitabı aldı.
Masaya yaklaşıp kitabı aldı.
Masaya yaklaşarak kitabı aldı.

Not: “ve” bağlacından önce noktalama işareti kullanılmaz, bu bağlaçla cümle başlamaz. Çağdaş şiirde söze etki ve çekicilik katmak için kullanılmaktadır, ama doğru değildir.
“ve” bağlacı yerine & işaretini kullanmak son derece yozlaştırıcıdır.

“ile, -lE”: “ve” ile görevleri aynı olmasına rağmen her zaman birbirinin yerine kullanılamazlar. “ile”nin kullanım alanı daha dardır.
“ile” cümleleri birbirine bağlamaz; sadece aynı görevdeki kelimeleri bağlar.
Duygu ile düşünce bir olmalıdır.
Yaşlı dedesi ile ninesini özlemişti.
Edebiyatımızda en çok eser verilen türler şiir ile romandır

Not: Edat olarak kullanılan ve zarf yapan “ile”den farklıdır.
Mehmet ile Ali sinemaya gittiler. (bağlaç)
Mehmet, Ali’yle sinemaya gitti. (edat)
Mehmet heyecanla yerinden kalktı. (edat)

b. Eşdeğerlik Bağlaçları

“ya da, veya, yahut, veyahut”
Aynı değerde olup da birinin tercih edilmesi gereken iki seçenek arasında kullanılırlar.
Biriniz gideceksiniz: Sen ya da kardeşin.
Bisiklet veya motosiklet alacağım.
Sen, ben veya başkası…
Sen olmasan yahut (veyahut) seni görmesem dayanamam.

c. Karşılaştırma Bağlaçları
“ya….ya”
İki seçenek sunulduğunda kullanılır.
Bunlar birbirinin zıttı olabilir
Biri yapılmadığında diğerinin yapılması gerekebilir.
Ya beni de götür ya sen de gitme.
Ya gel ya gelme.
Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin

“hem…..hem (de)”
Her ikisi de geçerli olan iki durumu anlatır. Bunlar zıt da olabilir, eşdeğer da.
Hem çalışmıyor hem (de) yakınıyorsun.
Hem kitap okuyor hem de müzik dinliyor. Aynı anda

“ne……ne (de)”
Aynı görevdeki kelimeleri, kelime gruplarını ve öğeleri birbirine bağlar.
Ne şiş yansın ne kebap. özneleri
Gönül ne kahve ister ne kahvehane. nesneleri
Ne İzmir’e gitmiş ve Bursa’ya. dolaylı tümleçleri

Cümleleri de birbirine bağlar:
Üç yıldır ne bir telefon açtı, ne de bir mektup yazdı.
Onu ne gördüm ne de tanıdım.
Ne aradı ne (de) sordu.
Ne kızı verir, ne de dünürü küstürür.
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur.

Cümleleri -yapı bakımından olumlu oldukları hâlde- olumsuz yapar. Yüklem olumlu durumdadır.
Ne kendi rahatsız oldu ne de halkı huzursuz etti. (kendisi rahatsız olmadı, halkı da huzursuz etmedi)
Yüklem olumsuz çekimlenirse anlatım bozukluğu mey-dana gelir.
Ne çay ne kahve içmedi.› “Ne çay içti ne kahve” olmalıy-dı.

Zıt anlamlı iki sıfatla birlikte kullanılarak onların ara-sında bir durum ifade eder.
Dışarıdaki hava ne soğuk ne sıcak.
Yaptığı işe ne kolay ne de zor denebilir.

Not: “Ne zor, ne acı günler yaşadık” örneğinde “ne zor” ve “ne acı” sözleri ayrı ayrı da (biri olmadan) kullanılabi-leceği için buradaki “ne”ler bağlaç oluşturmaz.
“dE….dE, gerek……gerek, olsun…..olsun, kâh……kâh, ha……ha”
Öğeleri ya da cümleleri birbirine bağlarlar.
Öğretmeni de arkadaşları da onu çok merak ettiler. özneleri bağlamış.
Annesini de babasına da özlemişti. nesneleri bağlamış.
Tatil boyunca dinlenmiş de gezmiş de. yüklemleri bağlamış.
İzmir’e de Aydın’a da uğrayacağız. dolaylı tümleçleri
Fizikten de anlamam kimyadan da.
Gerek sen gerek(se) o, güzel çalıştınız.
Gerek baba gerek anne tarafından bir akrabalıkları yok.
Ali olsun, Ahmet olsun, ikisi de çalışkan ve zekîdirler.
Kâh yıkılıyor, kâh kalkıyor, ama yılmıyor.
Ha Ali ha Veli, ne fark eder?

d. Karşıtlık Bağlaçları
“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki”
“ama, fakat, lâkin” aynı anlamlı bağlaçlardır. “yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” de bunlara yakın bağlaçlar-dır.

“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki” bağlaçları, aralarında zıtlık bulunan iki ayrı ifadeyi, cümleyi birbirine bağlar.
Çok tembeldi, ama başarılı oldu.
Yemek az, ama doyurucu.
Yerinde ve zamanında konuşmaya dikkat ediyorum, ama bazen yanlış anlaşılıyorum.
Hızlı yürüdü, ancak yetişemedi.
Bu işe başlıyorum, ancak bugün bitiremem.
Hava nemliydi, fakat yağmur yağmıyordu.
Altmış yaşında, kır saçlı; fakat dinç bir adam bağırdı.
Bunları götür, yalnız diğerlerini getirmeyi unutma.

Not: Bir cümle bu bağlaçlardan biriyle başlayabilir. Bu durumda bu bağlaçlar iki bağımsız cümleyi birbirine bağlamış olur..
… Ne var ki sanatçıyı bu yüzden eleştirmek doğru olmaz.

“ne yazık ki” bağlacı çok kötü ve acı sonları bildirir.
İnsanlara hep vefa gösterdi; ne yazık ki kendisi onlardan vefa görmedi.

“ne var ki” bağlacı çaresizlik ifade eder.
En yüce duyguların tohumları ekildi; ne var ki dünya, insanları kendisine benzetmişti.

“ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak”, neden, şart, uyarma bildirir
Arkadaşının kalbini kırdı, ama çok pişman oldu.
Bizimle gelmene izin veririz, ama yolda fazla soru sor-mayacaksın.

Sadece “ama” bağlacı pekiştirme anlamı katar.
Güzel, ama çok güzel eserler bırakmış atalarımız.

Yine sadece “ama”, cümle sonunda, dikkat çekmek için kullanılır.
Bak kızarım ama!
Böyle söylersen darılırım ama!

hiç olmazsa” ve “hiç değilse”
Çarşıdan elimiz boş döndük. Hiç olmazsa iki kaset al-saydık.

“oysa, oysaki, hâlbuki”
Aralarında zıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi “tersine olarak, -dİğİ hâlde” anlamlarıyla birbirine bağlar.
Onu özledim, oysa gideli çok olmadı.
Gelemeyeceğini söyledi, hâlbuki vakti vardı.

Not: Bu bağlaçlar anlam bakımından zıt olmayan cüm-leler arasında kullanılırsa anlatım bozukluğuna yol açar.
Her zaman birinciydi, oysa çok çalışırdı. (anlatım bozuk)

e. Gerekçe Bağlaçları
“çünkü”
“Şundan dolayı, şu sebeple” anlamlarına gelir.
Neden bildirir.
Eve gittim, çünkü babam çağırmıştı.
Otobüse yetişemedik; çünkü evden geç çıkmıştık.

“madem(ki)”
Madem gelecektin, haber verseydin.
“zira”
“çünkü” anlamında kullanılır.
Allah’a sığın şahs-ı halîmin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir
“yoksa”
Ver diyorum, yoksa yersin dayağı.
“nasıl ki”
Acele etmez, ağırdan alır; nasıl ki bu akşam ağırdan alıyor.
“değil mi ki”

f. Özetleme Bağlaçları
“kısacası, demek ki, açıkçası, öyleyse, yani, özetle, o hâlde, anlaşılıyor ki”
… Kısacası kendimizi toparlamalıyız.
… Demek ki ülkemiz bunlardan dolayı gelişmiyor.
… Açıkçası bu işi istemiyorum.
… Öyleyse gidelim arkadaşlar.

g. Pekiştirme Bağlaçları
“bile, dE, hem de, dahi, üstelik, hatta, ayrıca, bundan başka”
Bu bağlaçlardan bazıları bazı durumlarda birbirlerinin yerine kullanılabilirler.

“bile” kullanılan bir cümle daha önce kullanılmış bir cümlenin ya devamıdır ya da devamı gibi görünür.
Bunu sen bile başarabilirsin.
Bağırsan bile duymaz.
Tembel adam, olur, demiş. Demiş ama yerinden bile kalkmamış.
Hatta parasını bile ödemişti. / Hatta parasını ödemişti bile.
Çölde suyun bir damlası bile değerlidir.

“bile” yerine “de” veya “dahi” de kullanılabilir.
Bunu sen de başarabilirsin.
Bağırsan da duymaz.
Tembel adam, olur, demiş. Demiş ama yerinden dahi kalkmamış.
Hatta parasını dahi ödemişti. / Hatta parasını ödemişti dahi.
Çölde suyun bir damlası dahi değerlidir.

“hatta, hem de, ayrıca, üstelik”
Belle, kazmayla, hatta elleriyle kazıdılar.
Gördüm, hatta konuştum da.
Konuşmuyor; üstelik gülmüyor da.
Çalışıyor, hem de sabahtan akşama kadar.

h. “de, ki, ise” bağlaçları
“dE”
Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı ve de, da şek-linde yazılır; bitiştirilmez, te, ta şeklinde yazılmaz. “ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”

Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.

Genellikle “dahi, bile, üstelik, hatta” bağlaçlarıyla özdeştir.
Bu soruyu Ali de bildi dahi, bile
Artık gönlümü alsa da önemi yok. dahi, bile

Cümleleri, aynı görevdeki kelimeleri ve sözleri birbirine bağ-lar ve değişik anlamlar katar:
Sorsan da söylemem asla
Erzakını hazırla da pikniğe gidelim.
Cümleleri bağlamış, burada pikniğe gitmek için erzak hazırla-ma şartı var.
Biraz müsaade etsen de işime baksam rica, istek, yalvarma
Büyüyecek de bana bakacak. Küçümseme, alay
Çalışıp da kazanacaksın. şart
Dün bizi bekletti de gelmedi. yakınma
Çalışayım da gör neler yapacağımı. övünme
Düzenli çalıştı da başarılı oldu. için, neden-sonuç
Koşsan da yetişemezsin. değişmezlik
Bütün yıl okumamış da şimdi kitap kurdu oluverdi.
Zıt anlamlı cümleler arasına girmiş.

Tekrarlanan kelimelerin arasına girerek anlamı güçlendirir:
Ev de ev olsa bari küçümseme
Çalış da çalış… abartma

“ama” bağlacının yerine kullanılabilir; cümleleri ve öğeleri birbirine bağlayabilir:
Hızlı hızlı koştu da yetişemedi. cümleleri bağlamış
] Edattan ve zarftan sonra gelerek anlamı pekiştirebilir:
O kadar da soğuk değil.
Böyle davranmanız hiç de iyi olmadı.

“ki”
Sadece “ki” biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
Anlam bakımından birbiriyle ilgili cümleleri birbirine bağlar.
Bir şey biliyor ki konuşuyor. (sebep-sonuç)
Baktım ki gitmiş. (şaşkınlık)
Ancak ne yazık ki böyle olmadı.

Birisinden alıntı yapılacağı zaman kullanılır.
Atatürk diyor ki: … (açıklama)

Özneyle veya tümleçlerle ilgili açıklama yapılacağı zaman kullanılır. Bazen “ki” ile başlayan bu açıklama iki kısa çizgi arasında verilir.
Ben ki hep sizin için çalıştım. (pekiştirme)
Siz ki beni tanırsınız, neden böyle düşünüyorsunuz?
O yerden -ki herkes kaçar- sen de kaç.
”ki” kullanılan bazı cümlelerin “ki”den sonraki kısmı söylenmez.
Sınavı kazanabilir miyim ki… (kuşku)
Bu adama güvenilmez ki! (yakınma)
Acaba çocuğa kızarlar mı ki? (endişe)

Tekrar edilen kelimeler arasında kullanılır.
Adam belâ ki ne belâ…

Abartma anlamı katar.
Bugün öyle yorgunum ki…

Bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazıl-maktadır.
Belki, çünkü (burada ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.

“ise”
Karşılaştırma ilgisi kurar, karşıtlığı güçlendirir.
Yağmur yağıyor, evim ise çok uzakta. (bağlaç)
Adam konuşuyor, çocuksa hep susuyordu. (bağlaç)
Ek-fiilin şart çekimiyle karıştırılabilir.
Çocuk başarılıysa sınıfını geçer. (ek-fiilin şartı)

YAPI BAKIMINDAN BAĞLAÇLAR
1. Basit Bağlaçlar
Ek almamış (kök hâlindeki) bağlaçlardır. ve, ile, de, fa-kat, eğer..

2. Türemiş Bağlaçlar
Yapım eki almış bağlaçlardır. kısaca, yalnız, üstelik…

3. Birleşik Bağlaçlar
Birden fazla kelimeden oluşurlar ve bitişik yazılırlar. yoksa, hâlbuki…

4. Öbekleşmiş Bağlaçlar
Birden fazla kelimeden oluşur ve ayrı yazılırlar. ya da, ne var ki, hem de…

 

ÜNLEM
Tek başına anlamı olmayan; sevinç, öfke, heyecan, acı, korku, şaşkınlık gibi duyguların ifadesinde ya da seslenme-lerde kullanılan sözcüklere ünlem denir.
Ünlemlerden sonra ünlem işareti (!) konur.
Tek sözcük olarak kullanıldıkları gibi ikileme hâlinde de kullanılır.
Ünlemler de yapım ve çekim eki almazlar.
Ey Türk milleti! Of of!
Ne zaman bitecek bunlar? Hey, çocuklar!
Ay! Ne yapıyorlar?

1. ASIL ÜNLEMLER
Asıl görevi ünlem olan kelimelerdir. Başka görevlerde kullanılamazlar. Seslenme veya duygu anlatırlar.

Seslenme Ünlemleri
Ey Türk Gençliği!
Hey! Biraz bakar mısın?
Bre melûn! Ne yaptın?
Hişt! Buraya gel!
Şşt! Sus bakayım!

Bunların yanında adlar ve özel adlar da seslenme ün-lemi olarak kullanılabilir.
Anne! Hemşehrilerim! Tanrım! Mehmet!

Duygu Ünlemleri
Ee, yeter artık!
Aa! Bu da ne?
Ah, ne yaptım!
Eh! Fena değil.
Ay, elim!
itme ha!
Hah, şimdi oldu!
Hay Allah!
Vah zavallı!
Vay sersem!
Aman dikkat!
Eyvah! Geç kaldım!
İmdat! Boğuluyorum!

2.ÜNLEM DEĞERİ KAZANMIŞ SÖZCÜK ve SÖZLER
Anlamlı kelimelerin bazılarına vurgu ve tonlama yoluyla ünlem değeri kazandırılabilir. Bunlar da duygu ya da seslenme anlatır.
Komşular!
Babacığım!
Simitçi!
Çok ilginç!
Ne kadar güzel!
Çabuk eve git!
Ne olur yardım et!
Çık dışarı!
Yansıma kelimelerin hemen hemen tümü ünlem olarak kullanılabilir.
Şır! Çat! Güm! Hav! Miyav! Tıs!

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlem kullanılmıştır?

A) Duvarı oy da öyle yerleştir o süsü.
B) Oy kullanmanın bir yaşı vardır elbette.
C) Ne kadar güzel bu gece baksana ay.
D) Sen bana uy da başına gelecekleri bir gör.
E) Oy bahçenize ben giremedim kızlar.

ÇÖZÜM:A’da “oy”sözcüğü eylem, B’de “oy” sözcüğü ad, C’de “ay”sözcüğü ad, D’de “uy” sözcüğü eylem,.E’de “oy” sözcüğü ünlemdir. CEVAP:E

B)FİİL (EYLEM) SOYLU SÖZCÜKLER

FİİL (EYLEM)

Varlıkların yaptığı işleri, kılışları veya onlarla ilgili oluşları, durumları zamana ve kişiye bağlı olarak anlatan sözcüklere fiil (eylem) denir.
Elindeki kağıdı göstererek adresi sorup yanımız-dan ayrıldı.
Yukarıdaki cümlede “göstermek,sormak, ayrılmak” sözcükleri iş, kılış ve oluş belirtmektedir.
Bilgisayarı kapatarak odasına gitti.
Arkadaşınızın adını söyleyin.
Geçen yıl birçok fidan dikmiştim ancak dört tanesi büyümüş.

FİİLDE HAREKET
Fiilde hareket, fiilin temel anlamını ifade eder.
Fiiller taşıdıkları temel anlamlara göre türlere ayrılırlar:
Fiilin temel anlamı harekettir. Hareketin anlam yönün-den üç yönü vardır.

1. İş ve Kılış Fiilleri
Öznenin iradesiyle, bir nesne üzerinde gerçekleşen, öznenin nesneyi etkilediğini ve o nesnenin de etkilendiğini gösteren fiillerdir.
Bu fiiller geçişlidir, yani nesne alarak kullanılırlar.
Zaten bu bakımdan iş ve kılış bildirirler.

Örnek:Taşımak, yazmak, açmak, anlatmak, görmek, bilmek, silmek…

2. Durum Fiilleri
Öznenin süreklilik gösteren bir durumunu anlatan fiiller-dir.
Bu fiillerin bitmeleri için başka herhangi bir fiilin başla-ması gerekir.
Durum fiillerinde özne durağan hâldedir.
Birçoğu, öznenin iradesi dışında gerçekleşir.
Bunlar genellikle geçişsizdir, yani çoğunlukla nesne almazlar.

Örnek:Uyumak, uyanmak, ölmek, susmak, oturmak, yatmak, uzanmak…

3. Oluş Fiilleri
Bunlar da bir nitelik değişikliği, yani bir durumdan başka bir duruma geçildiğini veya geçilmekte olduğunu bildirir-ler.
Gerçekleşmelerinde öznenin doğrudan etkisi yoktur.
Daha çok “kendiliğinden olma” söz konusudur.
Geçişsizdirler.

Örnek:Solmak, büyümek, bayatlamak, yeşermek, uzamak

Fiil Çekimi

Fiiller, çeşitli ekler alarak kendi anlamlarının yanında zaman ve kişi ifadesi de kazanırlar.

Fiilin kişileri ve zamanları anlatmasına fiil çekimi denir. Fiil çekiminde kullanılan eklere de fiil çekim ekleri adı ve-rilir.

Kip Ekleri

Bir cümledeki yargının, cümleyi söyleyenin niyeti açısından kazandığı özelliğe kip denir.
Kipler, bildirme(haber) kipleri – “zaman” anlamlıdır.Dilek(dilek-istek) kipleri – “dilek-istek” anlamlıdır

BİLDİRME (HABER) KİPLERİ

1. Görülen (Bilinen) Geçmiş Zaman (-di)
Eylemin (fiilin) gösterdiği işin, oluşun bilinen bir geçmiş zamanda yapıldığını belirten haber kipidir.
Sinemaya ne zaman gittiniz?

2. Öğrenilen (Duyulan) Geçmiş Zaman (-miş)
Fiilin gösterdiği işin, oluşun tanık olunmayan bir geçmişte yapıldığını anlatan haber kipidir. Eylemin yapıldığını başkasından duymayı da ifade etmektedir.
Rıfkılara gitmişsin.
Bazı cümlelerde bu kip eylemin farkında olmadan ger-çekleştiğini de belirtir.
Akşam koltukta uyuyakalmışım.

3. Şimdiki Zaman (-yor)
Fiilin gösterdiği işin, oluşun ya da bir durumun söylenilen zamanda devam ettiğini belirten haber kipidir.
Oğlu Üniversitede okuyor.

4. Gelecek Zaman (-ecek)
Fiilin gösterdiği işin, oluşun, durumun gelecek za-manda da süreceğini belirten haber kipidir
Bu akşam eşimle sinemaya gideceğiz.

5. Geniş Zaman (-r) (olumsuzu -maz)
Fiilin gösterdiği işin, oluşun ve durumun belirli bir zamana bağlı kalmadan tüm zamanları kapsadığını belirten haber kipidir.

Cümleye genelleme ilgisi katar:
Oğlum her sabah yatağını kendisi toplar.
Rıfkı da bu işten anlamaz.
Eşim bize sevdiğimiz yemekleri yapar

ÖRNEK SORU:

(I)Odamın kapısı yavaşça açıldı.(III) İçeriye koyu kestane renkli,uzun saçlı bir kız girdi. (III) Kapının eşiğinde öylece hiçbir şey söylemeden durdu bir müddet. (IV) Bana yardımcı olabilir misiniz,dedi.(V) Cevabımı beklemeden derdini anlatmaya başladı.

Yukarıdaki parçada numaralandırılmış cümlelerden han-gisinde farklı bir zamanla çekimlenmiş eyleme yer ve-rilmiştir?

A) I.           B) II.            C) III.            D) IV.                E) V.

ÇÖZÜM: Bütün cümlelerde “-di” görülen geçmiş zaman kip eki kullnılmış; ancak IV.cümledeki iç cümlede “-r” geniş zaman ekine yer verilmiştir. CEVAP:D

DİLEK (TASARLAMA) KİPLERİ

1. İstek Kipi (-e)
Fiilin gösterdiği işin, oluşun ve durumun yapılmasının istendiğini belirten dilek kipidir.
Ben de sizinle geleyim.

2. Dilek – Şart (Koşul) Kipi (-se)
Fiilin gösterdiği işin, oluşun, durumun olmasını başka bir iş, oluş, durum için şart koşulduğunu veya istendiğini belirten dilek kipidir. (Birleşik yapılı cümlelerde yancümleciğin yüklemi olur.)
Eşimi arasam da birlikte sinemaya gitsek…

3. Gereklilik Kipi (-meli)
Fiilin gerçekleşmesi gerektiğini belirten dilek kipidir.
Bir an önce bu testleri çözmelisiniz.

Türkçede emir kipinin birinci tekil ve birinci çoğul kişinin çekimi yoktur.

4. Emir Kipi
Eylemin yapılmasını emir şeklinde belirten dilek kipidir.
2. tekil kişi – – 2. çoğul kişi -in; -iniz
3. tekil kişi -sın 3. çoğul kişi -sınlar

Konuşmanı bitir.
Odasını toplasın.
Sınıfları temizlesinler.

ÖRNEK SORU:

(I)Az önce sen de böyle bir şey söylüyordun.(II)Sonunda işin aslını öğrenmek benim için en iyisi olacak.(III) Çünkü bunu öğrenmediğim sürece, bütün iyi kararlarıma rağmen hayal ve düşüncelerimin kurbanı olacağım. (IV)Bana ger-çeği söyle.(V) Gerçek,düş kırıklığı gibi acı vermez hiçbir zaman.

Yukarıdaki parçada numaralandırılmış cümlelerden hangisinin yüklemi dilek kipiyle çekimlenmiştir?

A) I.          B) II.              C) III.              D) IV.             E) V.

ÇÖZÜM: I’de “-yor-du”hikaye birleşik zamanla, II. ve III’üncüde “-ecek” gelecek zamanla,V’te “-z” geniş zamanın olumsuzuyla ;yani haber kipleriyle çekimlenmiş eylemlere yer verilirken IV’te “-” emir kipiyle çekimlenmiş bir ey-leme yer verilmiştir. CEVAP:D

BİRLEŞİK ZAMANLI FİLLLER

Kip ve zaman ekleri iki tane olan fiiller birleşik za-manlıdır.
Birleşik zamanlı fiiller ikinci ekleri neyse ona göre isimlendirilir.
Üç çeşit birleşik zaman vardır.

1. Hikâye Birleşik Zaman:
Haber veya dilek kiplerinden birini almış olan bir fiil ekfiilin “-di” kip ekini de alırsa hikaye birleşik zamanlı fiil olur.
bekle-miş-ti-m (duyulan geçmiş zamanın hikâyesi)
dinle-y-ecek-ti (gelecek zamanın hikâyesi)
söyle-mez-di-k (olumsuz geniş zamanın hikâyesi)
öğren-meli-y-di-niz (gerekliliğin hikâyesi)

2. Rivayet Birleşik Zaman:
Haber veya dilek kiplerinden birini almış olan bir fiil ekfiilin “-miş” kip ekini de alırsa rivayet birleşik zamanlı fiil olur.
gör-se-y-miş-im (dilek-şartın rivayeti)
getir-ecek-miş-ler (gelecek zamanın rivayeti)

3. Şart Birleşik Zaman:
Haber veya dilek kiplerinden birini almış olan bir fiil ekfiilin “-se” kip ekini de alırsa şart birleşik zamanlı fiil olur.(birleşik yapılı cümlelerde yan cümleciğin yüklemi olur.)
unut-tu-y-sa (görülen geçmiş zamanın şartı)
bil-mi-yor-sa-nız (şimdiki zamanın şartı)

ÖRNEK SORU:

(I)Arkadaşlarını bekliyordu parkta.(II) İki çocuk bir bankta oturuyordu.(III) Çocuklardan biri elindeki telefonla oy-nuyordu.(IV) Diğer çocuk birden yerinden kalkıp parkın sonuna doğru koştu. (V) Oradaki bir kadının çantasını kolundan zorla alıp kaçıyordu.

Yukarıdaki parçadaki cümlelerin hangisi diğerlerinden farklı çekimlenmiştir?

A) I.         B) II.             C) III.           D) IV.               E) V.

ÇÖZÜM: I,II,III ve V.cümlelerde hikaye birleşik zamanla (-yordu)
çekimlenmiş eylemlere yer verilirken IV.cümlede basit zamanlı brir eyleme yer verilmiştir CEVAP:D

YAPILARINA GÖRE FİİLLER
1. Basit Fiiller: Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki fiillerdir. Anlamlı daha küçük bir parçaya bölünemez.
al- konuş- söyle- gez- uyu-

2. Türemiş Fiiller: Fiil ya da isim köklerine yapım ekleri getirilerek türetilen, anlamlı daha küçük parçalara ayrılan fiillerdir.
yol-la- göz-et- bak-ın- bul-dur- su-la

3. Birleşik Fiiller: İki ya da daha çok sözcüğün bir araya gelerek oluşturduğu fiillerdir. Birleşik fiiller üç yolla oluşturulur:

a. Yardımcı fiille kurulan birleşik fiiller: yardım et-, fikreyle- kusur et-, kahrol-

b. Kurallı birleşik fiiller:
• Yeterlilik Fiili: yürü-y-e-bil-, otur-a-bil-, kaç-a-bil-
• Tezlik Fiili: anlay-ı-ver-, sus-u-ver-, çekil-i-ver-
• Yaklaşma Fiili: düş-e-yaz-, öl-e-yaz-
• Sürerlik Fiili: bak-a-kal-, sür-e-gel-, gid-e-dur-,

c. Anlamca kaynaşmış birleşik fiiller: ağır bas-, hasta düş-, vazgeç-, varsay-….

FİİL KİPLERİNDE ANLAM KAYMASI
Fiil çekimlerinde bir zaman ekinin başka bir zaman eki yerine kullanılmasına, yani fiilin bir zamana göre çekimlenip de başka bir zamanı kastetmesine fiilde anlam kayması denir.
Anlam kaymasında hangi kipin hangisinin yerine kullanıldığı bazen anlaşılmayabilir. Bunu da önceki ve sonraki cümlelere bakarak anlamalıyız.
Anlam kayması şu kipler arasında olur:

Bilinen geçmiş zaman yerine geniş zaman:
Başarmak için azimli davranır ve sonunda başarır. (davran-dı/başardı)

Öğrenilen geçmiş zaman yerine geniş zaman
Hakim bir gün pazara iner. (inmiş)

Şimdiki zaman yerine geniş zaman
Ben onun ne istediğini bilirim. (biliyorum)
Başkan Bey, evrakı isterler. (istiyor)

Gelecek zaman yerine geniş zaman
Babam bu habere çok sevinir. Sevinecek

Emir yerine geniş zaman:
Sabah erkenden kalkar, çantanı hazırlarsın. (kalk, hazırla)

Bilinen geçmiş zaman yerine şimdiki zaman:
Duyar duymaz olay yerine koşuyorum. (koştum)

Gelecek zaman yerine şimdiki zaman:
Birkaç gün sonra Eskişehir’e  gidiyorum. (gideceğim)

Geniş zaman yerine şimdiki zaman: Her zaman buraya uğruyor. (uğrar)

Emir yerine gelecek zaman:Bu kitabı bir haftada okuyacaksın! (oku)

Gereklilik yerine gelecek zaman:Sıkıntın çalışmandan olacak. (olmalı)

Bilinen geçmiş yerine istek
Dışarı çıkınca bir de ne göreyim!
Onu karşımda görmeyeyim mi!

Emir yerine istek:İşimize gereken ciddiyeti gösterelim. (gösterin)

Emir yerine gereklilik:
Yarın daha erken gelmelisin. Gel!
On dakika içinde bu eşyalar taşınmalı. Taşınsın!

İstek yerine emir
Her şey gönlünce olsun
Allah yardımcınız olsun.

Yetersizlik, gücü yetmeme yerine emir
Bu adamdan kurtul, kurtulabilirsen.
İşin içinden çık çıkabilirsen.

Şimdiki zaman yerine miş’li geçmiş zamanın hikâyesi:
Buyurun, ne aramıştınız? (arıyorsunuz)

ÖRNEK SORU:

(I) Genç adam, vazgeçmişti yol gözlemekten.(II) Kahrolmuştu onun gidişiyle. (III) Uzun bir süre ne yapacağını bi-lemedi onsuzluğunda. (IV) Adeta karalar bağlamıştı zavallı. (V) Sonra onu unutmayı denedi,onca sevgisine rağmen.

Yukarıdaki parçada numaralandırılmış cümlelerin hangisinde diğerlerinden farklı yapıda bir eylem kullanılmıştır?

A) I.            B) II.            C) III.            D) IV.              E) V.

ÇÖZÜM: I’de “vazgeçmek” anlamca kaynaşmış birleşik eylem , II’de “kahrolmak” yardımcı eylemle yapılan birleşik eylem , III’te “bilemedi” özel kurallı birleşik eylem(yeterlilik) in olumsuzu, ve IV’te “-karalar bağlamak” deyim halinde birleşik yapılı bir eyleme yer verilirken V.cümlede “denemek” basit yapılı bir eyleme yer verilmiştir. CEVAP:E

 

FİİLİMSİ (EYLEMSİ) LER
Fiilimsiler, fiilden türeyen isim, sıfat, zarf ve bağlaç görevleriyle kullanılan sözcüklerdir. Fiilimsiler çatı eklerini de alabilirler.
1- İSİM – FİİLLER (MASTARLAR)
Fiil tabanlarına “-me,-mek, -iş” ekleri getirilerek yapılır. Bunlar bir iş, oluş ya da kılışın ismidir. Hem isim hem de fiil gibi kullanılırlar. Çoğul ekini ve isim durum ekini alabilirler.
Okumak insanın ufkunu geliştirir.

2- SIFAT- FİİLLER (ORTAÇLAR)
Aldıkları eklerle isimleri niteleyen fiil anlamlı sözcüklerdir. Bunlar fiil kök ya da gövdelerine; “-an, -ası, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş” ekleri getirilerek yapılır.
Size söyleyecek söz bulamıyorum.

3- BAĞ-FİİLLER (ZARF-FİİLLER, ULAÇLAR)
Aldıkları eklerle fiillerin anlamını tamamlayan ya da iki cümleyi bağlayan fiil anlamlı zarflardır. Zarf-fiiller, isim ve fiil çekim eklerini almazlar.
Başlıca bağ-fiil ekleri şunlardır: -ip, -erek, -ken, -leyin, -meden, -meksizin, -eli, -ince, -e, -a, -dikçe, -diğinden, -esiye, -ken, -cesine, -eceğinden, -eceği gibi, -eceği için, -dığı gibi, -dığı kadar…
Bütün eşyalarını alarak evden ayrılmış.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümleler ikişerli eşleştirildiğinde hangisinde diğerlerinden farklı bir eylemsiye yer verilmiştir?

A) İki genç şakalaşarak bize doğru geliyordu.
B) Anadolu insanın öpülesi elleri vardır,dedi konuşmacı.
C) Arkadaşlarının arkasından koşup yetişti onlara.
D) Kediden korkan kardeşini sakinleştirdi sonunda.
E) Bu saatte otobüse beklemek zor geliyor bana.

ÇÖZÜM: A’da “şakalaşarak” ve C’de “koşup” zarffiil, B’de “öpülesi” ve D’de “korkan” sıfatfiil; E’de ise “beklemek” isimfiildir.      CEVAP:E

FİİL ÇATISI

Çekimli bir fiilden oluşan yüklemin nesne ve özneye göre gösterdiği durumlara çatı denir.

* Yüklemi ad soylu sözcüklerden oluştuğu cümlelerde çatının aranmayacağını söyleyebiliriz.
Çatı; yüklemin nesne ve özneyle ilgisi olduğundan, sorularda karşımıza çoğu kez, nesne-yüklem ve özne-yüklem ilişkisi olarak çıkar. Şimdi bunları ayrı ayrı inceleyelim.

NESNE / YÜKLEM İLİŞKİSİ

Fiiller nesne alıp almamalarına göre değişik şekillerde adlandırılır:

1. Geçişli Fiil: Nesne alabilen fiillerdir.
Odayı daha iyi görebilmek için ışığı yaktı.

2. Geçişsiz Fiil: Nesne almayan fiillerdir.
Rıfkı yeni aldığı arabayı yıkadı.

Fiiller değişik eklerle (-r, ,-t, -tir ) çatı özelliğini değiş-tirebilir. Bu durumda “oldurganlık, ettirgenlik” durumu ortaya çıkar:

3.Oldurgan Fiil: Geçişsiz eylemlere “-r,-t,-tir” ekle-rinden uygun olanı getirilerek eylemin geçişli hale geti-rilmesidir.
Odayı daha iyi görebilmek için ışığı yaktırdı.

3.Ettirgen Fiil: Geçişli eylemlere “-r,-t,-tir” eklerin-den uygun olanı getirilerek eylemin 2.kişilere ya da 2. ki-şiler yoluyla 3.kişilere yaptırılmsıdır.
Rıfkı yeni aldığı arabayı yıkattı.
Rıfkı yeni aldığı arabayı yıkattırdı.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemden etkilenen sözcüğe ya da söz öbeğine yer verilmemiştir?

A) Bu konuyu geçen hafta mı anlatmıştınız?
B) Arkadaşlarıyla katıldığı o eğlenceyi hiçbir zaman unutamıyordu.
C) Küçük kız, gözyaşlarını eliyle silmeye çalışı-yordu.
D) Konuşmalarını önce kağıda yazıyor,sonra bilgisayarına aktarıyordu.
E) Öyle yorulmuştum ki yatar yatmaz uyumuşum.

ÇÖZÜM:A’da “bu konuyu” ve B’de “arkadaşlarıyla katıldığı o eğlenceyi” , C’de “gözyaşlarını” ve D’de “konuşmala-rını” sözleri kullanıldıkları cümlelerde nesne (yapılan eylemden etkilenen) oduklarına göre bu cümlelerdeki eylemler geçişli çatılı eylem; E’de ise “uyumak” eylemi geçişsiz eylem olduğu için cümlede nesneye yer verilmemiştir. CEVAP:E

ÖZNE / YÜKLEM İLİŞKİSİ
Öznenin yüklemle ilişkisi dört grupta incelenir:
1. Etken Fiil: Gerçek öznesi olan fiillerdir.
Yapraklar gittikçe daha çok sararıyor.

2. Edilgen Fiil: Gerçek öznesi olmayan fiillerdir. Etken fiillere “-l-” ve “-n-” ekleri getirilerek yapılır.
Araba az önce güzelce yıkandı.

3. Dönüşlü Fiil: Fiilin bildirdiği işi özne kendi üzerinde yapıyorsa, yani özne hem işi yapan, hem de yaptığı işten etkilenense, bu anlamı veren fiil dönüşlüdür. Dönüşlü fiiller de etken fiillere “-l-” ve “-n-” ekleri getirilerek yapılır.
Sergül , tarağı eline alıp bir süre tarandı.

4. İşteş Fiil: En az iki özne tarafından yapılabilen fiillerdir. Bu fiiller,etken fiillere “-ş-” ,ad soylu sözcüklere “-leş” eki getirilerek türetilir. Bazı fiiller ise kök olarak “-ş-” ile bitmiştir ve eylem ya karşılıklı ya da birlikte yapılır.
Boş yere saatlerce kardeşiyle tartıştılar.
Çocuklar odaya girer girmez yemeklerin başına üşüştüler.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylem birden fazla kişi tarafında birlikte gerçekleştirilmektedir.

A) Rıfkı’yla bu konuyu uzun uzun tartıştık.
B) Az önce müdürümüzle son durumu görüştük..
C) Sonunda ay sonunda genel kurul toplantı yapılması için anlaştık.
D) Türkçe öğretmenimizle bu sabah koridorda karşılaştık.
E) Büyük bir sabırla iki saattir durakta bekleşiyorduk.

ÇÖZÜM:A’da “tartışmak” ve B’de “görüşmek” , C’de “anlaşmak” ve D’de “karşılaşmak” eylemleri karşılıklı yapılan işteş çatılı eylem; E’de ise “bekleşmek” eylemi ise birlikte yapılan işteş çatılı eylemdir. CEVAP:E

 

* İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

KONU KAVRAMA TESTİ

“Panjurları aralanmış pencereden ışık sızıyordu içeriye.” 1.Yukarıdaki cümledeki altı çizili adın  özellikleri aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? A)soyut-cins-tekil-basit…